“Bu kitap ölüm hakkında değil, sona eren bir hayat için duyulan hüzün hakkında.
Arada fark var.
Yazar, babasının kaybı üzerinden yalnızca kişisel bir acıyı değil, aynı zamanda varoluşun kırılganlığını, zamanın tekinsiz akışını ve hatırlamanın edebi gücünü sorguluyor.
Bahçıvan ve ölüm, ölümün karşısında edebiyatın ne yapabileceğini sorgulayan bir eser. Yasın sessizliğini kelimelere dönüştürmek, kaybı anlamlandırmak ve belki de onu yeniden yaşanabilir kılmak için yazılmış...
Bu yönüyle kitap, sadece bir anı değil; aynı zamanda bir varoluş tefekkürü, bir edebi direniş biçimi...
Ölümün sessizliğini kelimelerle kazıyan, yasın ritmini belleğin kıvrımlarında arayan bir eser...
Yorumum...
Kitap bana Dylan Thomas'ın şiiri hatırlattı..
Ve daha 39 yaşında ölen yazarın o güzel dizelerini...
Ve sen, benim babam, hüzünlü tepede, orada
Yalvarırım, lanetle ve kutsa beni şimdi acımasız göz yaşlarınla.
Ama gitme o güzel geceye usulca.
Öfkelen, öfkelen ışığın ölümünün karşısında.
Tavsiye ederim...