"Hayat, gerçekten de akıp giden bir su . . .
" "Bizler de o suyun içinde, suyun istediği tarafa gitmeye mecbur odun parçaları! " Nihat güldü.
"Meşe mi, gürgen mi?"
"Ne sayarsan say . . . "
O, en küçük bir darbeyle yıkılıveren yuvalardaki çürüklüğün sebebini düşünüyordu. Eşlik, dostluk, ahbaplık gibi şeylerin felaket sırasında yahut felaketten az sonraki çaresizliğini.
Ama kendisi okutacaktı. Mazhar'ın bir zamanlar arzuladığı gibi, doktor yapacaktı onu. Çocuğun ağırbaşlı, zeki hali, okuyacağına işaretti.
Günün birinde iyi bir kısmet çıksa, evlense bile bu çocuğu ihmal etmeyecek, okutacaktı . . .
Sayfa 320 - öz evladı olsa daha fazla, daha başka türlü sevemez di. Zaten