Mezarlıkta dolaşırken bir genç, gördü mezar kazıcısını . Gitti yanına selam verdi ve başladı sormaya: -Evet dayı, güzel bi ev yapıyorsun galiba ? Kaç saatte kazdın burayı dayı? -Burayı 40 dakikada kazdım ben . -40 dakikada MaşAllah sana Şimdi bunun misafiri hazır mı? Yolda mı? -Yolda . -Ölmek bile dert be dayı. -Dert... -Nasıl bir dünya? Sen şimdi cenaze geldiği zaman, böyle yapacaksın: Elini kaldıracaksın. Yeri hazır burdayım! Bu tarafa getirin , Şu tahtadan konağı yere doğru indirin. İki kişi iner o çukurdan içeri, Biri benim biri de yakınlarından biri . Gitmek istemez sanki Bakıverir ardına, İstemese bile geldi artık yeni yurduna. Beyaz bir kumaştan ibarettir kostümü Uçuşsun kürekler, örtüverin üstünü. Anne , Baba, kardeşlerim kim varsa geride kalan İşte gerçek yurdumuz ! Gerisi yalan...
Alıntı
Oturan Anne, diğer iki smokin (siyah-beyaz) öz çocukları, ortadaki tricolor (beyaz ağırlıklı 3 renk) süt kızı ve üstteki tekir süt oğlu
Reklam
Hatıra küpü, devril, sen de ey hayal, gömül! Sonu gelmez visalin gayrından vazgeç, gönül! O visal, can sendeyken canını etmek feda; Elveda toprak, güneş, anne ve yär elveda!
VATAN SAĞ OLSUN…
Bugün şehitlikteydim. Musa abinin de toprağını sularken çiçeklerin arasına iliştirilmiş küçük bir not gördüm: "Anneler günün kutlu olsun oğlum." O an içimde tarif etmesi zor bir sızı hissettim. Bir annenin, Anneler Günü'nde oğlundan çiçek almayı beklediği bir günde, elinde çiçeklerle oğlunun mezarına gelmesi ne ağır bir imtihan... Oğlunun ona uzatması gereken çiçeği, o; buz gibi mermerin ardında yatan evladına getirmişti. Musa abinin annesi her sabah şehitliğe gelir, oğluyla konuşur, hasretini toprağa anlatır. Bu not da o hasretin sessiz bir haykırışı. Bir annenin kalbinde yıllar geçse de dinmeyen özlemin, kapanmayan yaranın satırlara dökülmüş hâliydi. Şehitlikten ayrılırken anladım ki acı, sadece düştüğü yeri yakmıyor.Eğer insanın yüreği hâlâ hissedebiliyorsa, o ateş hepimizin içine dokunuyor. Çünkü bazı anneler için evlat hasreti hiç bitmiyor; bazı bayramlar, bazı özel günler hep biraz eksik kalıyor.
1000Kitap
Böyle olmuyor anne beni yeniden doğur birdaha başlamam lazım
Bir Sarsılış, Bir Uyanış
Kalpler yorgun, kalpler virân, Sînesi yanık olan, O’na revân. Bir sarsıntı geldi, yıktı geçti; Meğer her sarsıntı, bir felâh imiş. ​Zâhirim harâb, bâtınım nûra boyandı, Yıkılan her kapı, vuslat ile uyandı." ​
Tefekkür
Reklam
Reklam