Bence tüm sıkıntı, esasen bir hayvan olduğumuzu bir türlü kabullenememizden kaynaklanıyor. Bak basitçe anlatayım. Bizi diğer tüm mahlûkattan farklı kılan sevgili beynimiz, içerisinde işte o tüm mahlûkâtın bilgisini de taşır. Sürüngen beyin, limbik sistem ve korteksten oluşan bu muazzam yapı, doğru yerlerine basıldığında muhteşem sesler çıkarır. Cinsellik sürüngen beyinle ilgiliyken, duygular limbik sistemde dolanır. Fakat elimizde, bizi akıl ve izana davet eden korteks gibi bilge bir kozumuz vardır. Aşk dediğimiz şey, kabul etmek gerekir ki, insan icadıdır. Biz icat ettik aşkı. Yerleşik düzene geçtikten sonra gelişen toplumsal kültürün biyolojiye etkisi sonucu âşık olmak üzere evrimleştik. Öncesinde genlerin devamı için aşka gerek yokken, zamanla bu bir zorunluluk hâline geldi.
İnsan bebeğinin diğer hayvanlara nazaran çok daha uzun süre bakıma ihtiyaç olması nedeniyle de, bir anne-baba işbirliği oluşturmak adına, tek eşlilik ve sadakat gibi kavramlara yöneldik. İşte bu yüzden, genlerimizin devamı için çıldıran sürüngen beynimizdeki hayvani düşünceleri, limbik sistemimizdeki duygularla olduk olmadık anlamlara bürüyüp aşık oluyor, o kişi tarafından istenmediğimizdeyse soyumuz kuruyacakmış gibi krizlere giriyoruz. Hayır, kurursa kurusun, bu çağda böyle ilkel yaklaşımlar da nedir? Çelişki tam burada işte.
Aklını korteksine toplayıp sistemi reddedenlerin genleri devam etmiyor. Akıllılar ölüp gidiyor yani, hadi geçmiş olsun. Biz, hayatta kalan diğer kafasızların torunlarıyız özetle. O yüzden dedelerimiz ve ninelerimizle aynı tuzaklara düşüyor, hâlâ armut gibi âşık oluyoruz Osman.
~•~
Türkiye'de her sene 2 bin kişi bu şekilde çocuk sahibi oluyor. Türkiye'den yurt dışına gidip sperm alanlar genelde evli çiftler. Türkler; başta KKTC olmak üzere Belçika, Yunanistan, ABD, Danimarka ve İsrail'i tercih ediyor.
~•~
~•~
-Emel ile Mert evli, hiçbir sağlık sorunları yok. Ancak Emel bazı sebeplerden dolayı doğurmak istemiyor. Emel'in yumurtası ile Mert'in spermi dışarıda döllendirilip taşıyıcı anne olan Sema'nın rahmine yerleştiriliyor.
-Emel evli değil, ama çocuk sahibi olmak istiyor. Sperm bankasından seçtiği bir spermi alıp, kendi rahmine enjekte ettirmesiyle hamile kalabiliyor.
-Mert evli değil, ama çocuk sahibi olmak istiyor. Herhangi bir kadından yumurta alıp, kendi spermi ile dışarıda yapay yolla döllettirip anlaştığı bir taşıyıcı annenin rahmine naklettirip eli bir kadına değmeden, çocuk sahibi olabiliyor.
Bunlar hayal ya da teori değil. Bunlar "yeni dünyamızın, yeni normalleri." Sadece Amerika'da 1 yılda tam 50 binden fazla çocuk bu şekilde dünyaya geliyor. Asıl korkunç olan ise, şu an hali hazırda dünyada 1 buçuk milyona yakın suni şekilde üretilen insan var.
2013 yılında Fransa'da, Fransız babadan alınan sperm, İspanyol bir kadından alınan yumurta ile döllendi ve Ukraynalı başka bir kadının rahmine nakledildi. Bu çocuk doğdu ve kanunen Fransız baba ile Fransız annenin çocuğu sayılıyor. "Peki, bu çocuk büyüdüğünde aileye, aracı olanlara, her şeyden öte "insanlığa" neler yapacaktır?" diye soruyor kitabında Kemal Hoca.
Sahi, 3 ebeveynden meydana gelen ya da sperm bankasına satılmış, senelerce bir tüpte beklemiş, babasını hiç bilmeyen, belki onlarca kardeşe sahip olan ve bunu ömrü boyunca hiç bilemeyecek olan bir çocuk olsaydınız ne yapardınız?
~•~
"Savaşta birçok insan öldü, her nasılsa ben hayatta kaldım. Her gün kendi kendime 'yaşamalıyım' diyordum, böylece eve dönüp sizleri görebilecektim. Şimdi sen bizi terk etmekten mi bahsediyorsun?"
Sözlerim etkili olmuş olacaktı ki ertesi sabah uyandığımda
Jiazhen'ın gözlerini dikmiş bana baktığını gördüm. "Fugui, ben ölmek istemiyorum," diye fısıldadı. "Tek istediğim, her sabah uyanıp seni ve çocuklarımı görebilmek."