Ahhh Vidar! Göz yaşlarımı tutamadım sonunda sana nasıl üzüldüm anlatamam. Benim de 3.5 yaşında bir kızım var şimdi onu daha da sarıp sarmayalacağım ona daha özenli davranacağım. Annelik kendinden önce bebeğini düşünmekti ve gerçekten bazı insanlar anne olmamalı. Herkese ayrı sinirlendim babana, annene, ablana. Kelimeler düğüm düğüm… Birisi kardeşlerime kızdığında karşında panter kesilirdim o yüzden Tora’ya da ayrı sinirliyim annem bile olsa benim kardeşime kimse öyle davranamaz. Toraa ne seni ne de anneni affedebilirim
Kendimi çok yalnız ve çaresiz hissettiğim bir dönemdeyim. Birşeyler için sürekli çabalarken ellerimin her seferinde boş kalması içimdeki heyecanı umudu hevesi öldürüyor. Öyle ki çok severek okuduğum mesleğimi bir daha yapamayacakmışım gibi hissediyorum. Tüm bunların üzerine bu kitap o kadar iyi geldi ki. Okurken hem selime teyzeydim hem meltem. Onları kitabın içinden çıkarıp yüzlerine bakın ben sizim demek istedim. Beni sorup soruşturmayan evlatlarım yok selime teyze ama ben senim ne hissediyorsan karşılığı bende,annem beni terk etmedi babaannem ve dedemle büyümedim Meltem ama bak ben senim demek istedim. Beni nasıl böyle güzel anlatabildiniz merak ediyorum demek istedim.
Sıcacık bir kitaptı elimden bırakmak istemedim. Öyle ki dün sabah dişlerimi fırçalarken de tam 3 sayfa okudum
Biz bu ay Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #birharfbirkitap etkinliğinde "G" harfi ile başlayan kendi seçtiğimiz bir kitabımızı okuduk. Benim seçimim epeydir kitaplığımda bekleyen #gemina dan yana oldu. Kitaplarını paylaşan arkadaşları kıskanıp "keşke bende onu okusaydım" dediğim kitaplar oldu mu? Evet.
Az önce #illuminae kitabı için yaptığım yorumu okudum ve bu kitap hakkında ki hissettiklerimden tekrar emin oldum. Aynı heyecanı alamadım malesef. Beklentimi mi fazla tuttum acaba dedim ama benim şucum yok kendileri beklentimizi tavan yaptırmıştı. Yine baskısı harika, kapağı, içindeki detaylar, yazımdaki değişiklikler hepsi çok güzel. Üstelik ayracı da var bu sefer. Yine diyalog ve belgeler üzerine kurulmuş kurgu ama eksik bir şeyler vardı çözemediğim. Aksiyonlu kısımları ve evire çevire okumak kitaba bağlanmama yetmedi. Sonlara doğru heyecanlanmamı sağladı ama toparlayamadık. Kısacası bu sefer anlaşamadık efenim. Kitabın sonunda ana karakterlerden biri "daha yeni başladık, nasıl bittiğini öğrenmek ister misiniz?" diye serinin 3. kitabına davet etmiş. Ona da söyledim "yok annem muhtemelen tekrar görüşmeyiz, ölüp ölüp geri dirildiğiniz paralel evreninizde size mutluluklar diliyorum" dedim. Bu da böyle olsun ...
1000Kitap'taki o entel güruhun sayfalarca "varoluşçuluk, hiçlik, toplumsal yabancılaşma" diye gevelediği, süslü kelimelerle kafanızı ütülediği incelemeleri unutun. Ben size bu işin teorisini değil, kağıt kalemle notlarını aldığım üstüne ekip biçtiğim bu kitabın teknik raporunu ve anakartını anlatacağım. Karşımızda öyle gökten zembille inmiş fabrika ayarlarından "ruhsuz" olarak programlanmış bir robot yok. Karşımızda sistemin bütün o iğrenç, yorucu mücadelesine bakıp fişi kendi iradesiyle çeken bir adam var. Meursault.
(Spoiler ve teknik terimler içerir)
1)Hırs simülasyonunu reddetmek ve kendi şalterini indirmek;
Millet sanıyor ki bu adam doğuştan duygusuz, beyninde çipleri eksik falan. Hikâye! Adamın patronu gelip Paris'te çalışma fırsatı sunduğunda okul yılları akla geldiğinde sistemin asıl şifresini görüyoruz. Meursault da bir zamanlar başarı peşinde olmaya adaydı; hırsları, kariyer hedefleri vardı. Ama okulu yarım bırakmak zorunda kalınca bir şeyler koptu. Bütün o toplumsal merdivenleri tırmanma yani "başarı" dedikleri yalanın aslında insanı köleleştiren yorucu bir fare kapanı olduğunu çözdü. O ana şalter panosunun karşısına geçti ve bilinçli bir varoluşsal grevci olarak kendi şalterini kendi iradesiyle indirdi. Yani ortada bir kurban yok, sistemi çözüp cihazı güç tasarufu moduna alan zeki bir adam var. Varlığıyla yokluğu bir, tam bir enerji tasarrufu
2)cenaze tiyatrosu;
Kitabın başı malum "Bugün annem öldü." Herkes burada anlamsızca ahlak bekçisi kesilir ama adam patrondan özür dilerken bile aslında o iğrenç sistemi tokatlıyor. Çünkü patron için orada ölen bir anne yok, iki günlük iş gücü kaybı var. Meursault toplumun beklediği gözü yaşlı evlat tiyatrosunu oynamıyor. Gece yaşlılarla otururken, morukların öksürmesini ve tuhaf sesler çıkarmasını izlerken yas
Yaaa <3 ne hos bir hikayesin sen Jonna ve Goril.
Yetimhanede yaşayan fazlalik(!) bir kiza ebeveynlik yapan bir goril. Ayni zamanda sisteme de baskaldiran bibliyofil bir Goril.
Çok güzel çok. Tavsiye edilir
Sosyal medyada çok sık paylaşılan kitaplara karşı önyargımda ne haklı olduğumu kanıtlayan bir kitaptı.
Bookstagram’ların %99’unun kitap paylaşımlarını azımsanmayacak bir ücret karşılığında yaptığını biliyoruz. Ve bu kitabın ‘reklam’ına da epey para harcandığı belli. Aksi takdirde böyle vasat bir kitabın haftalarca keşfetimi işgal etmesi mümkün olmazdı çünkü gerçekten övülecek hiçbir yanı yok!
Anlaşıldığı üzere Bookstagramlar, içi boş övgüleriyle kitabı balon gibi şişirerek aldıkları paranın karşılığını epey iyi vermişler.
İlk başta kitabın 3. şahıs bakış açısıyla yazılmasını sevmemiştim ama keşke bu kadarla sınırlı olsaydı… Okudukça sevmemek için çok daha fazla neden buldum. Bunları size kısaca sıralayıp neden paranızı çöpe atmamanız gerektiği hakkında fikir vereyim biraz.
Kitap kızımızın annesinin ölümüyle başlıyor ama durun öyle hüzünlenmeye, duygulanmaya falan hiç gerek yok. Çünkü kız annesini güya çok sevse bile ne yasını tutuyor ne de onu kaybetmenin duygusal boşluğunda süzülüyor. Düşündüğü tek şey ‘benim görevlerim var, annem sorumluluklarımı yerine getirmemi isterdi, onun büyü gücünü ben devraldım ve buna layık olmalıyım’ tarzında zırvalıklar.
Yahu evdeki bitkisi solunca bile üzülür insan, annesini kaybeden birinde nasıl bir gram duygu olmaz? Neyse, hadi bu kısmı kız pek duygusal değil diyerek geçiştirelim ve bir sonraki saçmalığa geçelim…
Cenaze işlemleri tamamlanır tamamlanmaz bir sabah kapılarına iki adam geliveriyor. Meğer annelerinin bankaya yüklü miktarda borcu varmış ve gelen adamlar da bankacıymış. Ophelia’yı (ana karakter) ve kız kardeşini (Genevieve) alıp bankaya götürüyorlar önlerine bir sürü çek koyup evlerinin ipotekli olduğunu söylüyorlar. Ophelia çeklerdeki imzanın sahte olduğunu fark ediyor ama bankacılara gıkını çıkarmıyor bu konuda. Sonra
PhantasmaKaylie Smith · İndigo Kitap · 2026138 okunma