7/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 12:28
Kitap, bir babanın yaşam öyküsünü anlatmanın ötesine geçerek toplumsal sınıf, kimlik, eğitim ve aidiyet üzerine derin bir sorgulama sunar. 1983 yılında yayımlanan ve yazara Prix Renaudot Ödülü'nü kazandıran eser, yazarın babasının ölümünden sonra kaleme aldığı otobiyografik bir anlatıdır. Kitap, sıradan bir insanın yaşamını merkeze alarak evrensel bir hikâye anlatmayı başarır. Yazar, bireysel anıları toplumsal bir incelemeye dönüştürürmüştür. Kısalığına rağmen derin etkiler bırakan eser, modern Fransız edebiyatının en önemli otobiyografik anlatılarından biri olarak kabul edilmektedir.
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,908 okunma
Puan vermedi
Selamlarrr... Rome Kentucky yine romantik kaos üretmeye devam ediyor. Bu kez sahnede kasabanın herkes tarafından sevilen çiçekçisi Annie var hani şu ilk kitapda tanıştığımız Turtacı Noah'ın kız kardeşi. Annie Walker burada çiçekçi dükkanı işleten, herkesin sevdiği, sakin ve yardımsever bir kadın. Kasabaya ve ailesine çok bağlı, hayatta en çok istediği şey de annesiyle babası gibi sağlam ve mutlu bir evlilik kurmak. Yani onun dünyasında aşk biraz ciddi, biraz da doğru yapılması gereken bir şey. Ama bir randevuda sıkıcı olduğu söylenince bu fikirleri sarsılıyor. Kendi kendine bir şeyleri yanlış yaptığını düşünüp daha eğlenceli, daha flörtöz biri olmayı öğrenmeye karar veriyor. Tam bu noktada Will Griffin giriyor hikâyeye. Kasabada geçici olarak bulunan, dışarıdan bakınca rahat, kendine güvenen ve biraz da playboy havası olan bir koruma. Annie’nin abisinin nişanlısı üzerinden yolu kasabaya düşüyor ve Annie’ye flört etmeyi, randevularda nasıl davranacağını öğretmeyi kabul ediyor. İkisi arasında bir tür pratik ilişki başlıyor. Randevu provası yapıyorlar, flört etmeyi deniyorlar, Annie kendini daha rahat ifade etmeyi öğrenmeye çalışıyor. Ama zaman geçtikçe bu durum sadece bir öğrenme süreci olmaktan çıkıyor. Çünkü birlikte vakit geçirdikçe aralarındaki çekim gerçek hale gelmeye başlıyor ve başta çizilen sınırlar yavaş yavaş anlamını kaybediyor. Kitabın başları beni gerçekten çok hızlı yakaladı. Hatta ilk kitaptan daha çok seveceğim galiba diye düşündüm. Annie ve Will'in dinamiği çok eğlenceliydi, aralarındaki diyaloglar akıyordu ve sürekli gülümseten bir enerji vardı. Ancak orta bölümlere geldiğimde hikâye biraz yavaşladı. Bazı sahneler uzatılmış gibi hissettirdi ve aynı duyguların etrafında birkaç kez dönüldüğü için yer yer kitaptan koptuğum oldu. Bu yüzden başlardaki
Aşkın PratiğiSarah Adams · Go Kitap · 202552 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·387 syf.··
2026 4099. kitabı
Debbie Macomber’ın kalemiyle ilk kez tanışmıyorum ama Kıyıya Vuran Düşler beni diğer kitaplarından biraz daha fazla etkiledi diyebilirim. Çünkü bu kez sadece bir aşk hikâyesi okumadım; kayıpların, pişmanlıkların, affetmenin ve yeniden başlayabilmenin hikâyesini okudum. Kitabın merkezinde Annie var. Yaşadığı büyük kaybın ardından hayata tutunmaya çalışan bir kadın. Ailesini kaybetmenin acısı zaten başlı başına yıkıcıyken, Annie’nin hayatta kaldığı için hissettiği suçluluk duygusu hikâyeye çok daha derin bir boyut katıyor. Onun kendini sürekli geçmişte yaşananlarla yüzleşirken bulması, bazen bir adım ileri giderken iki adım geri düşmesi bana oldukça gerçekçi geldi. En sevdiğim noktalardan biri de buydu. Çünkü yazar, iyileşmeyi sihirli bir değnek değmiş gibi anlatmıyor. Acılar bir anda yok olmuyor; zamanla, sabırla ve insanın kendine verdiği izinle hafifliyor. Oceanside kasabasının atmosferini de çok sevdim. Deniz kenarındaki sakin yaşam, birbirini tanıyan insanlar ve küçük kasaba sıcaklığı hikâyeye huzurlu bir hava katmış. Annie’nin burada kendine yeni bir yaşam kurmaya çalışmasını okurken ben de onunla birlikte nefes aldım sanki. Bazen insanın yaralarını iyileştiren şeyin yalnızca zaman değil, bulunduğu ortam ve karşılaştığı insanlar olduğunu bu kitap çok güzel anlatıyor. Keaton karakteri ise kitabın en sevdiğim karakterlerinden biri oldu. Çocukluğunda sevgiden çok şiddet görmüş, hayat boyunca duvarlarını yüksek tutmuş bir adam. Buna rağmen içindeki merhameti ve iyiliği koruyabilmiş olması çok etkileyiciydi. Annie’ye yaklaşımı, onu anlamaya çalışması ve hiçbir şeyi zorlamadan yanında olması oldukça samimi hissettirdi. Günümüzde romantik erkek karakterlerin çoğu fazlasıyla kusursuz ya da aşırı iddialı yazılırken, Keaton’un sessiz ve sakin sevgisi bana çok daha gerçek
Kıyıya Vuran DüşlerDebbie Macomber · Epsilon Yayınevi · 2025109 okunma
2/10
·72 syf.·
2026 149. kitabı
Babamın Yeri Annie Ernaux Annie Ernaux’nun "Babamın Yeri" eserini 1 saatte bitirdim. Yalın Tutku’dan sonra okuduğum bu ikinci kitabıyla yazarın tarzının bana hitap etmediğini kesinleştirdim. 72 sayfalık bu metin, konu bütünlüğü çok daha kuvvetli ve detaylı olmasını dilediğim, ortalama altı bir kitap oldu. Kitap babanın ölümüyle başlıyor, böyle bir başlangıçta büyük bir hüzün ve yas duygusu beklerdim fakat hiçbir şekilde karşıya duygu geçmedi. Belki de yazarın asıl amacı duygu aktarmak değildi ama psikolojik/otobiyografik bir eserde ben kesinlikle o derinliği hissetmek isterdim. Bana aşırı sıkıcı gelen metin, yas sürecinden ziyade babasını kaybetmiş bir kızın onunla ilgili aldığı günlük notları gibiydi. Yer yer iltifat yer yer beğenmemişlik barındıran, ölen babanın toplumdaki ve kızının gözündeki yerini anlatırken o acıyla başa çıkmayı derinden veremeyen bir yapı. Yalın Tutku’da saplantılı bir bağlanışı, Babamın Yeri’nde ise bir babanın portresini işleyen Ernaux’da aradığım o vurucu etkiyi son sayfaya kadar bekledim maalesef umduğumu bulamadım. Kendi okuma deneyimim açısından bu kitaba puanım kesinlikle 2/10.
Edebiyat
Babamın YeriAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20223,908 okunma
Pumking Spıce kafe Kitap Yorumum
10/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 59. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:21
"Bazı yerler vardır, insan daha ilk adımını attığında eve gelmiş gibi hisseder." ‎ ‎Merhabalar canlarım ‎ ‎Ben geldim ve bugün sizlere sonbaharın tüm güzelliğini, kahve kokusunu ve küçük kasaba sıcaklığını sayfalarına sığdırmış o kitapla geldim. Laurie Gilmore'dan Pumpkin Spice Kafe ile sizlerleyim. ‎ ‎Jeanie Ellis, Boston'da yaşayan ve yıllardır aynı düzen içerisinde sıkışıp kalmış bir yönetici asistanıdır. Sürekli başkalarının hayatını kolaylaştırırken kendi hayallerini erteleyen Jeanie, teyzesi Dot'un vefatının ardından Dream Harbor kasabasındaki Pumpkin Spice Kafe'yi miras alır. Hayatında ilk kez kendisi için bir karar veren Jeanie her şeyi geride bırakarak bu küçük kasabaya taşınır ve yeni bir başlangıç yapmaya çalışır. ‎ ‎Logan Anders ise Dream Harbor'ın sessiz, huysuz ve insanlarla arasına mesafe koyan çiftçisidir. Geçmişinde yaşadığı olaylar nedeniyle insanlara güvenmekte zorlanan Logan, mümkün olduğunca kendi hâlinde yaşamayı tercih etmektedir. Ancak Jeanie'nin kasabaya gelişiyle birlikte kurduğu düzen yavaş yavaş değişmeye başlar. ‎ ‎Öncelikle kitabın en sevdiğim yanı kesinlikle atmosferi oldu. Yazar öyle güzel bir kasaba yaratmış ki okurken kendimi Dream Harbor'ın sokaklarında yürüyormuş gibi hissettim. Sonbahar yaprakları, sıcak kahveler, kasabanın küçük dükkânları, insanların birbirini tanıması ve o samimi ortam beni kitabın içine çok kolay çekti. (Kitabı okurken sürekli battaniyeye sarılıp yağmurlu bir günde kahve içme isteği geldi. ) ‎ ‎Kasaba halkını da çok sevdim. Hazel, Annie, Noah ve diğer yan karakterlerin hikâyeye kattığı sıcaklık bence kitabın en güçlü yanlarından biriydi. Sadece ana karakterleri değil kasabada yaşayan herkesi tanıyor gibi hissettim. (Bazı yan karakterlerin hikâyelerini daha fazla okumayı isterdim açıkçası. ) ‎ ‎Jeanie
Pumpkin Spice KafeLaurie Gilmore · Juno Kitap · 20251,181 okunma
8/10
·64 syf.··
2026 22. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 00:00
Kitap kulübümüzde mayıs ayımızın kitabı seçilen Bir Kadın'ı okudum fakat yorumumu ancak yazabiliyorum. Annie Ernaux'un kalemiyle ilk defa tanıştım. Yazarın annesini anlattığı bu hikaye bana kalırsa gerçek bir edebi şölendi. Tarihi ve felsefi dokundurmaları olan, bir anne ve kızın ilişkisini yad ettiği ve bunu büyük bir dürüstlükle yaptığı okuması son derece keyifli bir kitaptı. Yazar annesini anlatırken çok dürüst, onu eleştiriyor ve hatta bazı kısımlarda ona acıyor gibi. Kitap gerçekten de bir kadının -o kadının- yaşamı. Ben okurken annesini çok sevdim, yer yer ona hayranlık da duydum. Bulunduğu o sığ dünyada kendi başına var olmaya çalışması, kitaplara dokunurken büyük bir hürmetle onları eline alması, diğer insanlara ve hatta kendinden daha üstte olduğunu düşündüğünü insanlara "Ben de burdayım ve varım!" deme şekli beni çok etkiledi. Gerçek bir emekçi ve ailedeki tüm geliri tekeline almış biri. Yazarın bunları anlatırkenki üslubu çok güzel, çok yalın ve okuyanı hiç yormuyor. Kesinlikle yazarın diğer kitaplarını da okurum, buna eminim. Çok beğendiğim birkaç alıntı ile yorumumu sonlandırıyorum. "Elbette, bu kitap ne bir yaşam öyküsü ne de bir roman, belki edebiyat, sosyoloji ve tarih arasında bir şey. Baskıcı bir çevrede doğan ve bu çevreden çıkmak isteyen annemin tarihin bir parçası olması gerekiyordu ki dahil olmamı istediği, kelimeler ve fikirlerle yönetilen dünyada kendimi daha az yalnız, daha az yapay hissedebileyim." "Artık sesini duymayacağım. Olduğum kadını, bir zamanlar olduğum çocukla bir araya getiren onun sesi, sözleri, elleri, tavırları, gülüşü ve yürüyüşüydü. Geldiğim dünyayla aramdaki son bağ da koptu." Son olarak da kitaba 10 üzerinden 8 puan verdiğimi belirtmek isterim.
Bir KadınAnnie Ernaux · Can Yayınları · 20233,869 okunma