Bugün birincil mesele insanların birbirleriyle yarışması ve rekabet ruhundan doğan zıtlaşmalar değildir. Tam aksine: Bugün insanlar takımlar oluşturuyorlar, birlikte iyi iş çıkaran uyumlu gruplar kuruyorlar, çünkü büyük işletmelerin işlev görebilmesinin tek yolu budur. Modern sanayi ve ekonomi fiilen öyle bir noktaya gelmiştir ki, işleyişin sürmesinin koşulu olarak, birer tüketici haline gelen, olabildiğince az bireyselliği bulunan, özgür olduğu ve hiçbir otoriteye tabi olmadığı yanılsaması içindeyken anonim bir otoriteye boyun eğmeye hazır olan insanlara ihtiyaç duymaktadır.
Arşivlerle aran nasıldır, arşivin var mı?
Arşivci bir ruha sahip olanlara hayranlık duyarım ama bende o ruh yok, eksik gedik bir arşivim var. Çok istisnai şeyler dışında, bana gelen metinleri, mektupları saklamam. Hikayeler, romanlar için notlar aldığım pek çok defterim var, bir tek onları saklıyorum. Saklamak da değil,atmıyorum diyelim, bir kenarda duruyorlar, arada bir bakıyorum. Benim için değer nesnede değil kafada olan bir şey. Nesnelere anı değeri vermek için de kendimi zorlarım. Yazarken kendi hayatımızla da bir anlamda hesaplaşma yaşıyoruz. Hele acı çektiysek onun belgelerini saklamak istemeyebiliriz. Öte yandan çok mektup yazan bir insan olmadım. Öyle kutular dolusu mektubum yok. Zamanında mektup yazarken de kendimi rahat hissetmezdim, ilkgençlik yıllarında arkadaşlarla mektuplaşmak dışında, severek yazdığım bir mektup hatırlamıyorum. Belirli bir kişiye yazmak zor. O mektubu yazmaya neden olan duyguları, düşünceleri hepsini çok ince tartmak, karşı tarafın anlayışını zorlamayacak şeyler yazmak gerek. Yazı, niyetini aşan bir şey olma tehlikesini her zaman taşır çünkü. Ama anonim okura sayısız mektup yazabilirim.
Bir gizi açayım sana Gılgamış,
İnsanoğlunun bilmediği bir gizi:
Bir ot var, kökü dikenli bir ot,
Dokunmayagör parmaklarına batar,
Böğürtlen dikeni gibidir dikenleri
İşte ele geçirirsen bu otu
Ölümsüz yaşamı avucunda bil!
Gılgamış daha oturur oturmaz
uyku sis gibi çöktü üstüne.
Ut-Napiştim karısına dedi ki:
"Ölümsüz yaşamı dileyen şu adama bak,
Uyku sis gibi çöktü üstüne!"