Yazarımız bu kitabında öğretmenin öğrenciler üzerindeki etkilerini okurlarının anıları üzerinden analiz ederek anlatmaktadır. Aslında sadece öğretmen öğrenci ilişkisinde değil, eğitimin olduğu her alanda(bu ailede eğitim olabilir veya yönetici-yönetilen ilişkisi olabilir.) eğiticinin eğitilen üzerinde ileriye dönük etkiler oluşturabileceğini düşünüp ona göre davranışlarına, eğitim biçimine dikkat etmesi gerektiğini öğütleyen bir kitaptır.
Hayata dair çıkarımlar yaptığım bu kitabı çok beğenerek okuduğumu ve ileride de düstur edineceğimi belirtmek isterim. Bu kitabı okumak için öğretmen olmanıza gerek yok fakat öğretmenseniz mutlaka okumalısınız.
spoiler içerir!!!
önce şöyle bir alıntı yaparak başlayayım;
"şöyle bir uslamlama yapmak yanlış sayılmasa gerek: içgüdüler birer ırksal anıdır aslında. güzeel. demek ki siz, ben ve hepimiz, bu anıları ana babamızdan alıyoruz. onlara da kendi ana babalarından kalmış bu anılar. demek oluyor ki, bunların kuşaktan kuşağa aktarılmasına yarayan bir araç ya da aracı var. işte bu aracı, weismann'ın tohum plazması diye adlandırdığı şeydir."
ve bu söylemlerinin öncesinde de buna örnek olarak neredeyse hepimizin yaşadığı, uyku esnasında bir yükseklikten tam düşerken uyanma anını veriyor. evet bu olayı bir ırksal anı olarak tanımlıyor. zamanında ağaçlarda yaşayan atalarımız için yüksekten düşme tehlikesi çok büyük bir korkuydu ve bu düşme sonucu hayatlarını kaybediyorlardı. o tehlike anında da hayatını kurtarabilenler dallara tutunmuş oluyorlardı.
bu şekilde son anda engellenen düşüş büyük bir şok yaratırmış. bu şok da bazı molekülsel değişimlere yol açıyormuş. bu değişimler de sonraki kuşaklara aktarılmış ve ırksal anı haline geliyormuş. yani biz tam o düşme anında dedelerimizin başına geleni hatırlamaktan başka bir şey yapmıyormuşuz. işte duygusal kalıtım...
ha unutmadan bir de yere düşme anı var. fark ettiyseniz neredeyse hiç yaşamayız bu anı çünkü düşmeden uyanırız. bunu da şu sebebe bağlıyor; dedelerimiz düştüğünde hayatlarını kaybettikleri için bunu gelecek nesle aktaracak zamanları kalmıyor.
( "eee kardeşim hadi benim dedem düştüyse ve ölmediyse!" diyorsanız onu ben de bilmiyorum :)
Adem'den ÖnceJack London · Can Yayınları · 202526bin okunma
İslâm'ın önemli düsturlarından biri olan "Emri bi'l-maruf nehyi ani'l-münker (İyiliği emretmek, kötülükten men etmek! )" eylemlerinin, Müslümanların birlikte ayakta durabilmeleri için önemli olduğunu anlatmıştır Nureddin Yıldız.
"Sadece kendine Müslüman olmak." durumunun gerçekleşmesi de iyiliği emretmemek ve kötülükten sakındırmamaktan kaynaklansa gerek. Çünkü insan sadece ibadetleri yerine getirerek ve "bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın" düşüncesini benimseyerek kendine Müslüman olmuş oluyor.
İşte burada yapılan gemi benzetmesiyle de hem kötülük yapan hem de buna göz yuman geminin batmasına sebep olmaktadır.
Ya birlikte batış ya da birlikte kurtuluş...
Başarıya ulaşmak yolunda karşımıza çıkabilecek engelleri, bunlardan iradeli bir şekilde uzaklaşabilmeyi ve verdiği öğütleri kulağımıza küpe etmemizi söyleyen Ali Fuad Başgil aynı zamanda kötü saydığımız ama ırsi olmayan huylarımızdan uzaklaşabileceğimiz konusunda da bize destek vermektedir.
Kitabının daha ilk sayfalarında Jules Payot'un İrade Terbiyesi isimli kitabını tavsiye üzerine okuduğunu ve gençliğinde bu kitaba rast gelmediğinin sitemini paylaşmaktadır.
Gençlerle BaşbaşaAli Fuad Başgil · Yağmur Yayınları · 202419,2bin okunma
Gerçekten de ermiş bir insanın hayata dair çok bilinen konularda, mükemmel benzetmeleriyle bir nevi öğüt vermesini anlatan ve 55 sayfa olmasına rağmen çok derin bulduğum bir kitap.
ErmişHalil Cibran · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202385,3bin okunma