Roman, bir taşra kasabasındaki hastanede geçiyor. Başhekim Yefimıç Ragin; kasabanın bunaltıcı ortamından, cehaletten ve hastanenin imkânsızlıklarından bunalmış, kendisini aydın gören bir kişidir. Kasabanın, hastanenin ve orada yaşayan insanların sorunlarının farkındadır; ancak değişim için hiçbir girişimde bulunmaz. Bana göre 'aydınlar topluma yol göstermelidir' fikri, kitabın temelidir. Hastanede akıl hastası olarak yatan ancak aslında akli dengesi yerinde olan İvan Dmitriç Gromov ise; toplumdaki adaletsizliği, ikiyüzlülüğü ve acıyı, herkesin normal kabul ettiğini kabullenemeyen biridir. Sistemin içinde var olamadığı için delilik adı altında toplumun dışına atılmıştır. İkili arasında geçen konuşmalar iki felsefenin çarpışmasıdır: Kabullenme ve gerçeklik. Ragin, sistemin bozuk olduğunu fark edip eleştirmeye başladığı anda deli damgası yer ve toplum dışına, yani kendi hastanesinin koğuşuna akıl hastası olarak atılır. Okuması biraz zorlayıcı; ben ikinci bir kitap okurken ara vererek okudum. Yazar, sonunda içinden çıkılmaz bir paradoks ile okuyucuları baş başa bırakıyor: Bence temel soru şu; aydınlar, sonunda ceza veya dışlanma olan böyle bir yapıya karşı nasıl mücadele edebilir?
Vakti olanın tek solukta okuyabileceği kısacık, güzel bir kitap. Üç bölümden oluşuyor. Üç adamın hayatını anlatıyor; sahaf, koleksiyoncu ve her işi yapan bir adamın hayatını konu alıyor. Sahaf ve koleksiyoncunun hayatı trajik ama benim ilgimi çeken Anton'un hayatı oldu. Kitapta eleştirdiğim tek nokta ise şu oldu: Çok kısa, evet; ama dipnotlar bir tık fazlaydı.
Okurken keyif aldığım bir metindi.
Tavsiye ediyorum.
Cep boy olduğu için okuması daha kolay oluyor. Bir ailenin içsel çöküşü genel olarak konu alınmakta...
Altıncı Koğuş, Anton Çehov tarafından yazılmış, insan psikolojisini ve toplumun delilik kavramına bakışını sorgulayan etkileyici bir eserdir. Çehov’un aynı zamanda doktor olması, kitaptaki karakterleri ve onların düşünce dünyalarını çok gerçekçi bir şekilde yansıtmasını sağlamıştır.
Kitapta bir doktor ile akıl hastası olarak görülen bir adam arasında geçen konuşmalar oldukça dikkat çekicidir. İlk başta birbirinden tamamen farklı görünen bu iki karakter, zamanla hayat, acı, özgürlük ve insanın varoluşu üzerine derin düşünceler paylaşır. Özellikle aralarındaki diyaloglar, okuyucuyu yalnızca olayları takip etmeye değil, aynı zamanda düşünmeye de yönlendirir.
Bence kitabın en güçlü yanı, doktor ve hasta arasındaki sınırın sorgulanmasıdır. Çehov, toplumun “akıllı” ve “deli” olarak ayırdığı insanların aslında birbirlerine ne kadar benzeyebileceğini gösterir. Karakterlerin ortaya koyduğu fikirler felsefi açıdan oldukça derindir ve okuyucuda uzun süre etkisini bırakır. Bu nedenle eser, yalnızca bir hikâye değil, aynı zamanda insanın kendisini ve çevresini sorgulamasını sağlayan bir düşünce kitabı gibidir.
Genel olarak Altıncı Koğuş, kısa olmasına rağmen çok güçlü mesajlar veren bir eser. Doktor ile hasta arasındaki konuşmaların derinliği ve insan ruhunu başarılı bir şekilde ele alması, kitabı unutulmaz kılan özelliklerden biridir. Okuduktan sonra insanı düşünmeye devam ettiren ve felsefi yönüyle iz bırakan bir kitap olduğunu düşünüyorum.
İlk okuduğumda lise birinci sınıf öğrencisiydim. Hâlâ, kitaplığımın en sevdiğim eserlerinden biri olma özelliğini koruyor.
Ne zaman sahte kalabalıklardan, maddi çıkar uğruna doğaya, canlılara yaşatılan ıstıraplardan yorulsam sığındığım güvenli liman Bir Çift Yürek kitabı...
Her zaman her şeyin bir yolu vardır, yeter ki mücadele etmekten vazgeçmeyin!
"Kara Keşiş", sadece bir "delirme" hikayesi değil; insanın içindeki o tehlikeli, susturulamaz "özel olma" arzusunun
trajik bir portresidir. Çehov, ana karakter Kovrin üzerinden bizi çok tanıdık bir ikileme sürüklüyor: Sıradan ama
huzurlu bir hayat mı, yoksa acı dolu ama "dahice" bir yalnızlık mı?
Kara KeşişAnton Çehov · İş Bankası Kültür Yayınları · 20229,6bin okunma