The contrast of a true and of an apparent world is entirely absent here: there is but one world, and it is false, cruel, contradictory, seductive, and without sense.. A world thus constituted is the true world. We are in need of lies in order to rise superior to this reality, to this truth- that is to say, in order to live.. That lies should be necessary to life is part and parcel of the terrible and questionable character of existence.
"Küçükken aldığın eğitimin kalitesi, senin bütün hayatını belirler. Daha büyük insanlar yetiştirmeliyiz," dedin.
"Evet. Tek derdi para kazanmak olan insandan hayır gelmez".
Eskiden Çinde bir özgür düşünür varmış. Dönemin yönetimine duyduğu öfkeyle, bir dağın derinliklerine saklanmış. O zamanlar onun hayrına hiç bir şey yokmuş. Bunun kendi mağlubiyeti olduğunun da farkına varamamış. Zamanı geldiğinde, elde ettiği meşhur bir kılıçla siyasi rakibini ortadan kaldıracağına inanarak dağda saklanmış. On yıl sonra dünya değişmiş. Zamanı gelip dağdan indiğinde, insanlara kendi özgür düşüncesini anlatmış fakat onun düşüncesi artık bir klişeden fazlası değilmiş. En sonunda kılıcını çekerek kendi ruhunu göstermiş çevresindekilere ama ne yazık ki kılıcı, uzun süre önce paslanmış.
Böyle bir hikaye.
Bir gün bir güvercin Tanrıdan istekte bulunmuş. 'Ben uçarken hava hızımı kesiyor, ilerleyemiyorum. Havayı yok etmeni istiyorum.' Tanrı bu isteği duyup kabul etmiş. Fakat güvercin kanatlarını ne kadar çırparsa çırpsın uçamamış. Bir güvercin sadece hava direnci olduğunda uçabilir. Uğruna mücadele edecek bir hedefi olmayan özgür düşünce, vakumlu bir tüpte kanat çalan güvercine benzer. Uçması mümkün değildir.
Her şeyin bu kadar anlamsız olduğunu düşünmek, dayanılmaz bir acıya sebep oluyor. Böyle bir bilinç kadar insana acı veren başka bir şey yok bu dünyada.