10/10
·412 syf.··
Beğendi
·
2025 4. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2025 23:52
"Gençliğim ve İlk Fikir Kıvılcımları" Ben henüz çocuk yaşlarda iken, Selanik’in sokaklarında gezinen her çocuğun kalbinde olduğu gibi benim yüreğimde de sorular vardı. Ancak o sorular, cevapsız kalınca yavaş yavaş düşünceye; düşünce de ideallere dönüştü. Mahalle mektebiyle başlayan, Şemsi Efendi Mektebi'nde şekillenen tahsil hayatımda gördüm ki; öğrenmek sadece hocaların aktardıklarıyla sınırlı kalmamalıydı. İnsan, çevresinde olup bitenleri sorgulamalıydı. Neden yoksulduk? Neden memleketin her köşesinden şikâyet sesi yükseliyordu? Bu sorular, zihnimi meşgul ediyordu. Selanik Askerî Rüştiyesi’ne başladığımda artık içimde yanmaya başlayan ateşi hissediyordum. Subay olmak sadece bir meslek değil, aynı zamanda milletin mukadderatına yön verecek bir görevdi. Fakat bu görev, körü körüne itaatle değil, akılla, ilimle ve milletin selameti için cesaretle yapılmalıydı. Manastır Askerî İdadisi’nde geçirdiğim yıllar, hayatımın en mühim dönemlerinden biri olmuştur. O yıllarda artık yalnızca derslerle değil, kitaplarla, fikirlerle, tarihle hemhal olmaya başladım. Namık Kemal’i, Tevfik Fikret’i, Voltaire’i, Rousseau’yu okudum. Her biri bana başka başka pencereler açtı. Vatanın hürriyeti, milletin iradesi ve ferdin haysiyeti üzerine düşündüm. Düşünmekle kalmadım, bunları arkadaşlarımla da müzakere ettim. Çünkü bilirim ki tek başına düşünen bir fert, fikirde ilerleyemez; fikir, paylaşarak büyür. Bugün, bu satırları okuyan sevgili Türk genci; bilmelisin ki ben ne bir mucizeye inandım, ne de talihime güvendim. Yalnızca çalıştım, düşündüm ve milletimin her ferdinin gözünde saklı olan cevheri görmeye gayret ettim. Benim gençliğimdeki sancıların, senin kalbinde de yer ettiğini biliyorum. İşte o sancılar, seni de bir gün harekete geçirecek kıvılcımdır. Unutma, bir milletin istikbali, o
Alıntı
Mustafa Kemal'in Romanı - 2Yılmaz Gürbüz · İleri Yayınları · 2016105 okunma
Ahmet Hamdi ve Şair Tanpınar
Puan vermedi·184 syf.··
2025 33. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2025 13:18
Çoğu zaman romanlarını okuduğum sevgili yazar Ahmet Hamdi ile aramızda dengeli bir ilişki olduğunu düşünüyorum. Onun işlediği pak hüzün, kelimelere ne tam anlamıyla bir melankoli ne de karamsarlık yüklüyor. Sanki şiirlerinde huzurlu bir hüzün dalgalanıyor. Kitaplarını okurken içimde daima bir mesafeli durma isteği olurdu çünkü Ahmet Hamdi eski ile yeni arasında sıkışmış ve bunu okuyucuya sonuna kadar hissettirmiş bir yazardı. Onun bu arada kalmış ikircikli kelimelerinden sıyrılmış şiirleri daha özgür daha serbest bir Tanpınar dünyası sunuyor bize. Anlaşılmak gibi bir kaygı taşımıyor okuyucunun kaderine bırakıyor kelimeleri. Çünkü şiir yazarken kendini anlamayı başarmış ve sanki en önemlisi de buymuş gibi. Bu tavrı beni derinden etkiledi. Titiz çalışması daha az şiir yazmasına sebep olmuş ama yine de insan keşke bu estetiği böylesine yükseltebilen bir yazar daha çok şiir yazsaydı diye geçiriyor içinden. Bazen zamanın geçip gitmesinden, bazen yalnızlığın durmadan kanayan bir yara oluşundan dem vuruyor.Bazen ölümü mutmain bir tavırla karşılıyor bazen her şeye isyan ediyor. Ama isyanı da ağırbaşlı gibi hissettiriyor. Tam olarak kendini yansıtıyor işte. İnsanın içi, insanın hesaplaşması. Sık sık hocası Yahya Kemal’e benzetiyorlar evet benziyor ama nedense ben okurken daha çok Orhan Veli’yi hatırladım. Aynı duru anlatım ve sükunet. Aynı huzurlu hüzün dalgası, içtenlik ve ağırbaşlılık. Beş Şehir’de bir şehrin duvarlarına çeşmesine bakmamızı söyleyen geçmişi bir apolet gibi omzunda taşıyan , Saatleri Ayarlama Enstitüsü’nde bıkkın ve mütemadiyen anlaşılmak isteyen hayata absürd bir taraftan alıngan yaklaşan bir karakter yazan ve bu şiirleri yazan Ahmet Hamdi aynı olsa da şair Tanpınar kesinlikle kıymetli.
Edebiyat
Bütün ŞiirleriAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20244,611 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·343 syf.··
2024 60. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Ekim 2024 20:52
David Constantine 1944’te Salford’da doğdu. Üniversitede otuz yıl boyunca Alman dili ve edebiyatı öğretti. Hölderlin, Brecht, Goethe, Kleist, Michaux ve Jaccottet’in eserlerini İngilizceye çevirdi. Hans Magnus Enzensberger’den yaptığı Lighter than Air çevirisiyle Corneliu M. Popescu Çeviri Şiir Ödülü’nü, Friedrich Hölderlin seçkisiyle Avrupa Şiir Çevirisi Ödülü’nü kazandı. Goethe, Faust çevirisi Penguin tarafından basıldı. Early Greek Travellers and the Hellenic Ideal (1984) adlı kuramsal çalışması Runciman Ödülü’ne, tek romanı Davies (1985) Güney Sanatları Edebiyat Ödülü’ne değer görüldü. Eşi Helen ile birlikte 2012’ye kadar Modern Poetry in Translation dergisinin editörlüğünü yaptı. Halen Oxford’da yaşıyor. Şiir kitapları: Watching for Dolphins (1983), Caspar Hauser (1994), The Pelt of Wasps (1998), Something for the Ghosts (2002). Öykü kitapları: Back at the Spike (1994), The Shieling (2009). Midland Oteli’nde Çay, Başka Bir Ülkede’den (Metis, 2006) sonra Türkçe yayımlanan ikinci kitabı. Mindland Oteli'nde Çay, birbirinden bağımsız 16 öyküden oluşan güçlü bir öykü kitabıdır. Öyküler yazarın betimleme ustalığını, karakter tahlillerinin gücünü ve imgelem dünyasının derinliğini sezdiren etkidedir. Yazarla tanışma kitabım olan bu eser yazarın yaşadığı coğrafyadan olumlu anlamda nasıl etkilendiğini, varoluşunu tamamlarken edindiği tecrübeleri ve izlediği toplumsal ve bireysel gelişmeleri nasıl ustalıkla kalemine nüfuz ettirdiğini gözler önüne seriyor. Bu öyküler itaatsizlerin, her şeye rağmen hayatta kalmayı başarabilenlerin, çatlaklarda ve gölgelerde yaşayan canların, zapt edilemeyenlerin, davetsizlerin öyküleridir. Bu öyküleri okurken son umudu bir yolculuk olanları, sevdiği adamla bedeninin tüm hücresiyle sevişen bir kadının coşkunluğunu, akıp giden bir nehrin ılık
Edebiyat
Midland Oteli’nde ÇayDavid Costantine · Notos Kitap · 201728 okunma
10/10
·472 syf.··
Beğendi
·
2024 59. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Mayıs 2024 18:07
Ah Mümtaz… Ah Aşk… Huzursuzluğun , çaresizliğin, baht içinde bahtsızlığın kitabı… Huzur tek başına huzur değil,aşk ile sınırlandırılamayacak kadar büyülü ve engin… Psikoloji, sosyoloji, felsefe, müzikoloji ve şahane bir edebiyat… Öyle ki kelimeler cümlelerin arasında dans ederken verdiği haz tarifsiz … İnsan tahlilleri ile Tanpınar’ın nasıl bir deha olduğunu ve bilgi derinliğini göz önüne serdiği Huzur, okuruna taktığı apolet ile kendisi ile birlikte okurunu da yüceltiyor Aşk hırsı ile gözü kararanı ölüme kavuştururken aşkını bahtı yapmaya çalışan Mümtaz ile Nuran’ı ayırıyor… Bize de ancak ah demek düşüyor… İlk 1999’da okumaya çalıştım olmadı sonra bu denemeler altıya ulaştı ve tam metni altıncıda okuyabildim yedinci okumam ile Huzur Faslını uzun bir süreliğine mühürledim Mahur Beste ve Sahnenin Dışındakiler’i de okuyup üçlemeyi tamamlayayım Vesselam…
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınevi · 199721,4bin okunma
Rüya Avcılığı ve Jung
10/10
·476 syf.··
2023 1703. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Aralık 2023 15:47
Jung aşkımı herkes bilir, kendisinin basılı bütün eserlerini okuma hedefimin sonuna doğru emin adımlarla yaklaşıyorum. Disiplinine tutkunum ve başarılarına hayranım. Metotlarının ve eserlerinin her biri son derece değerli ve insana donanım üzerine donanım sağlayacak cinsten. Her kitabını okumayı bitirdiğimde ve rafıma kaldırdığımda üzerime hayali bir apolet, bir rozet takılıyormuş gibi hissediyorum. Bana, insan doğasını, toplumu ve en önemlisi kendimi anlamam için çok destek oluyor. Nur içinde yat Jungcuğum. Neden rüya görürüz? Rüyaların olayı ne? Rüya nedir? Kitap diğer rüyalar üzerine çalışmaların olduğu kitapları gibi, bu soruların üzerinde duruyor ve sorgulatıyor. Bu inceleme bu kitap özelinde değil diğer “Rüyalar” kitaplarıyla birlikte edindiğim çıkarımlara ve Freud’tan öğrendiğim fikirlere de yer verdiğim bir inceleme olacak. Başlıyorum! Rüyalar, psikoloji dünyasında halen anlaşılmaya çalışılan ve önemli bir konu olan fonksiyonlarıyla ilgili pek çok görüşe sahiptir. Bu metinde, rüyaların işlevselliği, neden rüya görürüz ve bu görüntülerin ne tür ihtiyaçları karşıladığı gibi sorulara karşı Jung görüşlerine odaklanacağız. Rüya tabirleri okumak yerine, rüyaların temellerine ve faydalarına dair okumalar yapmanın insana daha faydalı olduğunu düşünmekteyim. Her şey pozitif bilimle örtüşemez ve gerçekler henüz yapılan çalışmalar kabul gördüğü sürece müspettir; kabul ediyorum. Fakat bu adamlar bunun için çalışıyorlar, rica ediyorum öğrenelim. Rüyaların fonksiyonları konusunda çeşitli görüşler bulunmakta. Freud’un fikri, rüyaların arzuların gerçekleşmesini amaçladığıdır. Bu bakış açısına göre, rüyalar bastırılmış duyguları, düşünceleri, istekleri telafi eder ve bu şekilde bir tür ödümleme sağlar. Diğer bir fonksiyon ise uykunun sürücü işlevi olarak tanımlanabilir. Uyku
Psikoloji
Çocuk RüyalarıCarl Gustav Jung · Pinhan Yayıncılık · 202239 okunma
1/10
·240 syf.··
2023 2. kitabı
Kitapta gerek Mehdi (as) gerekse deccal inanışı Ehl-i Sünnet ve'l-cemaat itikadına aykırı bir şekilde anlatılmıştır. Efendimizin (sav) bu iki konuda söylemiş olduğu hadis-i şeriflere olduğu gibi iman etmek yerine tevile/yorumlamaya/saptırmaya gidilerek sözüm ona akla mantığa uyumlu hale getirilmeye çalışılmış. Ya Hadis-i Şeriflere olduğu gibi iman edeceğiz ya da ehli sünnet çizgisi dışına çıkacağız. Bir kaç alıntı verilecek olursa: -) "Kendisi gerçekten Mehdi miydi?… hadislerdeki özelliklere bakılırsa, Hz. Mehdi'nin iki omzu arasında kendisindeki gibi bir alâmet olan “Peygamberlik mührü" olacaktır. Ama Mehdi Peygamber olduğuna göre, bu mühür başka bir işaret olmalıydı. Mesela genelkurmay başkanının apoletleri…" --- -) " “Mehdi benim neslimdendir. O, 40 yaşındadır. .." Paşa, 50 yaşındaydı ama 40 yaşında değildi. Burada hesap biraz karışık görünüyordu. Buna PEK FAZLA KAFA YORMADI." Burada baya güldüm. Şimdi yazara ve onun gibi düşünen cenaha şunu sormak lazım: Efendimiz (sav) “Peygamberlik mührü" yerine apolet haşa diyemez miydi? 40 yaşı yerine 50 yaş diyemez miydi? Evet bu bir kurgu kitap, bu bir roman. Lakin kitap konu itibari ile hassas. Burada benim eleştirdiğim nokta kitapta ortaya konan zihniyettir. Maalesef ki toplumumuzun bir kısmı tamamen Hadis-i Şerifleri reddediyor diğer bir kısmı ise yazarında yaptığı gibi direk inanmak yerine sözüm ona akla mantığa uygun hale getirmeye çalışıyor. Ayrıca, Mehdi (as) olarak tanıtılan şahsın din ile hiçbir alakasının olmadığı görülüyor. Şahıs namaz dahi kılmamaktadır. Müslümanlar için manevi bir değere sahip olan Mehdi (as)'ın bu şekilde kurgulanması tamamen hatalı. Son olarak İran kitapta birçok yerde şirin gösterilmeye çalışılmış ve sanki Müslümanlarla birlikteymiş gibi lanse edilmiş. Oysaki tarihte görülmüştür ki İran
MehdixTurgay Güler · Hayat Yayınları · 20131,040 okunma