‘’... Ruhunu böyle zarif bir biçimde üfleyip orada bir süre demlenmeye bırakmanın, fikirlerinin içine tutku ve gençliğin melodisi eklenerek kişide yeniden yansıtılmasının, karakterini sinsi bir sıvı ya da parfümmüşçesine başkasına bulaştırmanın keyfi çok büyüktü. … Bu gencin harika bir karakteri vardı; en azından harika bir karaktere dönüştürülebilecek bir mayası. … Onu sokamayacağınız şekil yoktu; bir Titan’a da dönüşebilirdi bir oyuncağa da.’’! Substack/ APORIA- Dorian ile Raskolnikov ve Kabi-Dorian Gray
Substack
SOKRATES'İN BİZE BIRAKTIĞI ÖLÇÜLER...
Sokrates, Sofistlerin “her şeyi oluşa indirgeyen” çizgisine karşı, tek tek bireylerin keyfî kanaâtlerini aşan, herkes için bağlayıcı ölçüler aradı. Bunu dışarıdan dogma taşıyarak değil, konuşmanın kendi içinden yaptı: tanım ısrarı, ironi, elenchus, aporia ve “zihin ebeliği” ile… **Bu çizgi, bilginin yalnızca zihin işi olmadığını da gösterir. Kendi kendimizi izah etmeye bakmak, ölçünün ve tanımın yükünü taşımak, “bilmiyorum” demekten ve “neyi bilebilirim” diye sormaktan kaçınmamak ve münferit misâller içinde, tüm insanlar için geçerli çekirdeği aramak… İşte Sokrates’in Sofizm’le mücadelesi tam da budur, bize bıraktığı sarsılmaz ödev budur. -Reha Kansu, "Epistemoloji Açısından: Sokrates’in Sofizm’le Mücadelesi", besincidevre.org, 22 Eylül 2025-
Sokrates
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
SOKRATES'İN EPİSTEMOLOJİSİ...
Sokrates’in Sofistlerle ayrıldığı temel nokta, “tanım”ın zorunluluğudur. Sokrates’in yürüyüşü şudur: Gündelik dilin gevşek tasvirlerini birer birer budar; şahsî huy ve duyguların kattığı tortuyu ayıklar; tek tek örneklerden küllî çekirdeğe ilerler. Tanım, münferit olayları aydınlatabildiği ölçüde sağlamdır. Bu yüzden tanım, yalnızca söz düzeni kurmaz; ölçü kurar. O, kavramı şahsî çağrışımlardan temizleyip çekirdeğine indirmek ister. “Cesaret nedir?”, “Erdem nedir?”, “Adalet nedir?”Bu sorular, birer kelime oyunu değildir; düşüncenin hesabını verme çağrısıdır. Sokrates’e göre, herkes için geçerli ölçüye ulaşmak ancak tanımla mümkündür. Tanımsız konuşma, zeminsiz konuşmadır; kanaat üretir, fakat bilgi vermez. Tanım arayışı bitimsiz görünebilir; ama her adım, önceki tanımı sıkılaştırır. Sokrates’in diyaloglarında kesin hükme varılamaması, güçsüzlükten değil, yöntemin doğasından gelir. Bu ısrarın Sofistlere yönelttiği eleştiri açıktır: İkna etmek, doğru olmak demek değildir. Bir söz, kalabalıkları etkileyebilir; ama çelişkiden kurtulamıyorsa, yalnızca iyi söylenmiş bir “doksa”dır. Sokrates’in yöntemi, sözün etkisini değil, düşüncenin tutarlılığını ölçer. Sorular, örnekler, karşı örnekler ve iç tutarlılık sınamaları… Hepsi tanıma giden yolu açmak içindir. Sokrates’in konuşmalarında dikkat çeken bir başka çizgi, gündelik dildeki gevşek kullanımları budama çabasıdır. “Cesaret” dendiğinde kimi atılganlığı, kimi kör gözü kara gidişi, kimi de umursamazlığı kasteder. Sokrates, bu dağınık tasvirleri tek tek eler; kavramın, şahsî huy ve duygulardan arınmış çekirdeğini bulmaya uğraşır. Ölçüyü buraya koyar: Tanım, münferit örnekleri aydınlatabildiği ölçüde sağlamdır. __Sofistlerin eğitimi retorik merkezlidir; başarı ölçüsü, muhatabı dönüştürme
Sokrates
Burak Şaman Felsefe Sınav Notları
Menan paraodksu/öğrenme paradoksu Anamnesis:Hatırlama teorisi Reception(alımlama) telakki Kritik edisyon: tahkik, tenkitli neşir. Klasik metinlerin emdeki el yazmaları karşılaştırarak en doğru ve aslına yakın halinin oluşturulmasıdır. Corpus Aristotelicum: aristoya ait metinlerin tamamına verilen ad. Bekker neşri. Stephanus edisyonu: platon eserleri. Organon: mantık külliyatı. Teorik pratik poetik Kategoriler, tasavvurat Yorum üzarine, tasdikat Analitika protera, akıl yürütme ve kıyas Homonym: eşadlılık.gerçek insan ve resmedilmiş insan canlı. Synonym: eşanlamlılık. Adı ve tanımı alnı. İnsan ve öküz için canlı. Metafizik var olması bakımından varlığı inceliyor. Entelekhia: bir tür kuvvenin kemali olarak var olma. Canlı varlıklarda cansızlardan farklı olarak bir şeyi fiilen yapmadan da bilfiil olarak da sahip olabilme. Arapça bilip konuşmama birinci entelekhia Arapça bilip konuşma, ikinci entelekhia.tam fiil hali. Dört öğe ve doğal yer teörisi Ateş su toprak hava Ay altı alem fizik. Jdüzensizliğin alanı. Ay üsta alim. Metafizik. Dönme hareketi. Ether-esir. Mükemmellik ve değişmezliği sağlayan unsurdur. Aristoteleste fizik metafizik. Duyu hafıza tecrübe sanat/bilim. Bilmen, nedenmeri bilmektir.
us | 2025 | 3/9
emretimur.com/2025/07/us-2025... us hepimizin bitimsiz çelişkisi işte… mağarada us ve teori, agorada sezgi, telaş, hız, praxis… sonsuz döngümüz bu değil mi? bu döngüyü kendince kıran bir adamın hikayesini dinlediniz. şimdi biz us’u konuşalım. bakalım talip’in ilk aydınlanmasında sarıldığı, ikinci aydınlanmasında terk ettiği us, ne menem şeymiş… “us” kelimesini “akıl” kelimesi ile yakın bir anlamda kullanıyorum. farklarını konuşuruz lâkin birisine “zeki” demekle “akıllı” demek arasında çok bariz bir fark vardır. bazı erkek çocukları vardır. zehir gibi bir zekâya sahiptir. matematik çözerler, teknik bilirler, mantık oyunlarında iyidirler fakat nerede ne konuşacaklarını bilmezler. saçma sapan hayat planları yaparlar ve ölçülükten uzaktırlar. yani akıldan uzaktırlar. erkek çocuğu örneğini bilerek verdim çünkü zekâ, iki cinsiyette yakın hızda gelişirken akıl gelişimi farkında uçurum olur. yirmi yaşında bir oğlan çocuğu saftirikçe dolaşırken ağzından köpükler fışkırtarak, beş yaşında kız çocuğu bıcır bıcır konuşur ve her şeyin farkındadır. iki cins arasında kabaca on yıllık bir akıl gelişimi farkı vardır. rahatlıkla söylerim ki ortalamada yirmilik kız, otuzluk erkekten akıllıdır. aklın üç adet bileşeni var. bu şablon bana ait ve parçaları ayrı ayrı izah edeceğim. ilki zekâdır ve mantık açıklarını bulmaya yarar. zekâ kurucu değil, çürütücüdür. paradoks, çelişki, aporia, tutarsızlık, çıkmaz tespit etmeye yarar. mantığın ana ilkeleri ile çalışır. mantık, aritmetik, geometri, satranç, yazılım, fizik ve mühendislik zekâ ile yapılır. o yüzden diyebiliriz ki bilim adamında en çok olan şeydir. ergenlik sonlarına kadar gelişimi sürer. daima da itibarlı olmuştur. kurnazlık zekâ ile olur ve aklın bilgisayarlar ile taklit edilebilen tek parçasıdır. o yüzden denebilir ki
Felsefe
Aristoteles’in (Metafizik, 982 a 15-20; 995 a 25-35) de işaret ettiği gibi felsefe, özde başlangıçta algılanan bir güçlükten (aporia), çatışan argümanlardan dolayı deneyimlenen bir sorundan doğup büyüyen bir merak duygusuyla başlamaktadır. İşte sürekli aydınlanmaya aralanan kapı, philo-aporia (sorun-sevgisi), philo-thauma (merak-sevgisi) olarak da nitelendirebileceğimiz felsefenin, çatışan tezlerin, soğukkanlılık ve büyük bir sabırla, akılsal, eleştirel çözümlenişinden geçmektedir. Bu süreç, doğası gereği eleştirel düşünen, sorgulayan, analiz eden, körü körüne inanmayan, olup bitene olduğu gibi itaat etmeyen, değişim ve dönüşümü talep eden ve sürekli aydınlanma peşinde ilerleyen, bilgisizliğinin farkında olan meraklı bireylerin yaşam bulmasını olanaklı kılmaktadır. Bu anlamda, bir kültürde felsefi düşünce kök saldığında, doğal bir biçimde o kültürde bilim, estetik, etik, siyaset, edebiyat vb. etkinlikler çok boyutlu bir perspektifle yaşam bulmakta ve ciddi diyalektik gelişmeler göstermektedir. İşte sırf bu yüzden, felsefe yapmak, insanları felsefe yapmaya teşvik etmek ve felsefe yapanları el üstünde tutmak gerekmektedir. Felsefeci - HASAN AYDIN