Miray Boztemir

Miray Boztemir
@aprilrain
English Teacher
Çanakkale 18 Mart Uni. English Language and Literature & Anadolu Uni. International Relations
Adana
Adana, 6 Nisan
850 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Birden, teyzenin mavi damarlı kuru elleri uçları kırmızı sigaralardan birini alıp ağzına koymuştu. Bu sigarayı da sevmiyordu. Sigarayı yakan kibriti de. Oysa annesinin sigaraları da böyle kırmızı uçluydu da seviyordu onları, onları yakan annesinin kibritini de.
Sayfa 64
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Birkaç gün sonra parti lokalinde konuşulurken ciddi ciddi, "Efendim," dedi, "memleketi ve halkı yakından, çok iyi tanımak lazım. Tahsil, bilgi, görgü fazla bir şey vermiyor halka. Bırakın okusunlar. Sonunda hiçbir şey değişmeyecektir. Aklı başında, konuşmasını bilen, bilhassa, bilhassa zeki bir işadamıysanız..." Ta karşıdaki cin gazeteciyi görünce sözünün ardını unuttuysa da, kendini çabucak toparlayıp hatırladı: "İnsanlar vereceklerine aslan, alacaklarına kuzgundurları değiştirip, alacaklarına aslan, vereceklerine kuzgun hâline çevirtebilir, aka kara, karaya ak dedirtebilirsiniz!" Pek bir şey anlaşılmamıştı. Cin bakışlı gazeteci yine de taşı koyuverdi gediğine: "İnsanlar vereceklerine aslan değillerdir beyefendi, kuzgundurlar da, alacaklarına aslan kesilirler!" Bu herifi de hiç sevmezdi. Bilmem hangi kitabından artakalmış üç yüz mü, beş yüz mü ne lirayı sıralı sırasız hatırlatıverirdi. Kızdı. Belli etmedi. Sonra kalktı, nefretle çıktı gitti.
Sayfa 57
Şu muhasebecisi en azından liseyi bitirmişti. Kendisi? İlk'in dördünden. Çok ayıpmışçasına saklardı bunu ama, yine de içinde derin bir yaraydı. Evet ilk'in dördünden ayrıl, al karşına liseyi bitirmişleri, aka kara, karaya ak, sonra yine dön yeni baştan aka karam dedirt. İstese güzele çirkin çirkine güzel de dedirtebilirdi. Hatta soğuğa sıcak, sıcağa soğuk, kokmuşa taze, tazeye kokmuş...
Sayfa 57
Her zaman mangır nanaydır. Bu yüzden sabahları, kış yaz, erkenden uyanıp düşer yollara. Bakkal, manav, kasap falan filan açmadan henüz dükkânlarını. Açmışlarsa, mahalleli çocukların kovboyculuk, hırsız-polisçilik oynadıkları, serserilerin esrar çekip barbut attıkları yıkıntıların aralarından gölge gibi geçer, birbirini kesen birtakım sokaklarla caddeler aşar.
Sayfa 34
Bekçi, bekçiler, polis, polisler... Kavgacılarla içkili lokanta müşterileri, garsonlar... Takıldı peşlerine çocuk. Yanlarında seğirtiyor. Kavga onun yüzünden çıktı. Şimdi karakolda sorarlarsa ki senin yüzünden mi, göğsünü gere gere, "Evet," diyecek. Atacaklar mı kodese? Atsınlar be. Soba mayıs ortalarına kadar yanarmış, kayıntı bol, barbut... Yaşadı, yaşadı şerefsizim, anam avradım olsun, yaşadı. Hava bugün sıcaksa bile yarın bozabilir. Apartmanların kaloriferleri de söndü. Barınılmaz hale geldi ızgaralar. Oooh. Kodes be, kodes be, kodes! Kavgacılar tam dalıyordu karakoldan içeri, bir polis tuttu kolundan: "Ağabey, dayı, polis ağabey, polis ağabey be, polis ağabey be yahu. Çıngar bizim yüzümüzden çıktı, atın beni kodese!" Polis duydu mu, duymadı mı? Kayıtsızlıkla içeri çekildi. Çocuk, "Tuh be," dedi, "tuh be yahu. Hiç mi kanun kalmadı memlekette? Atın içeri de dalgamıza bakalım bu kışta kıyamette."
Sayfa 14