Evet evet, Beyrut'u ikiye bölen Yeşil Hat'ı izlemeliydi. Bir çizgiyi takip ederek giderse, geriye doğru, az önceye doğru, o zaman gerçeğe varabilirdi. Çünkü her şey az önce olmuştu. Bir çizgiye ihtiyacı vardı. Şimdi ile önceyi bölen, bura ile orayı, eski ile yeniyi, hangisinin nerede başlayıp nerede bittiğini gösteren bir çizgi. Hatırlamak ve unutmak için bir hatta ihtiyacı vardı.
Sonra saçlarını taradılar. Sanırım kadınlar birbirlerini saçlarından iyileştiriyorlar Filipina. Tel tel, uç uca bir şifa çemberi kuruyorlar. Onları izledim. Annenin uzun, siyah saçlarını, aklının içindekileri sıyırıp alır gibi çöze çöze, tuta tuta taradılar. Belki de bu yüzden kadınları yok etmek isteyen kadınlar tarih boyunca önce onların saçlarını kesiyor. Saçsız bir kadının tutulacak yeri kalmayacağını, artık iflah olmayacağını biliyorlar.
Zenginlerin böyle tuhaf bir yanı vardır Filipina. Yoksulluğun üzerini üniformalarla örterler. Sanırım birinin kendilerine kölelik etmesi fikri rahatsız ediyor onları. O yüzden bir insandan başka bir şeye benzetmeye çalışıyorlar hizmetkârları. Üniformalar bu işe yarar, sakın unutma bunu ve asla bir üniforma giyme.
'Kendi inancı içinde Amerikalı bir turist gibi,' diye düşündü Deniz. Bir gün, bu Batılı Müslümanların İslam'ın içindeki bu turist hallerini, Mevlana'yı okuyup İslam'ı Budizm gibi bir uysallık olarak anlatmalarını, Batılının İslam'ın esmerliğini nasıl sıyırıp beyazlattığını, İslam inancının çeviride kaybolan katılığını bir yerlere, muhakkak akademik bir makaleyle, ama nasıl, yazması gerektiğine takıldı kafası.