Miray Boztemir

Miray Boztemir
@aprilrain
English Teacher
Çanakkale 18 Mart Uni. English Language and Literature & Anadolu Uni. International Relations
Adana
Adana, 6 Nisan
849 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Zannediyordum ki herkesin babası ve annesi ayrı evlerdedir; bütün çocuklar babaanneleriyle kalır, arada sırada anne babasının yanına gider. O evlerde babalar kızlarıyla daha çok ilgilenir, anneler daha uzak durur; babalar sarılır, anneler sarılmaz. O evlerde annene "anne" dersin, o seni mutfakta bir kenara çeker ve "Sen bana anne deme olur mu Meltem, illa diyeceksen Hikmet Anne de" der. Ben sanıyordum ki bütün çocukları babaannesi annesinden daha çok sever. Ben sanıyordum ki bütün çocuklar anne babasının evini ziyaret eder, onları görür, vakit geçirir, sonra babaannelerine geri dönerler. Öyle değilmiş. Bunu ilkokula başlamadan önce öğrendim. Hikmet Anne hamile kaldı, bir kardeşim oldu ve o babaanne-min evine gelmedi. Her gittiğimde "Melda da bizimle gelsin, o neden babaanneme gelmiyor?" diye ağladım durdum. Melda kalıyorsa ben de kalayım dedim. Ne o geldi ne ben kaldım. O zaman anlattılar bana, Hikmet Anne'nin annem olmadığını.
Sayfa 38
Reklam
İnsanları izledim o gün garajda oturduğum yerden. Vızır vızır insanlar, karınca gibi... Herkesin ne çok telası var dünyada, yarabbim. Kimse durduğu yerde durmuyor. Otobüse binen, otobüsten inen, tuvalete koşan, yolcu uğurlayan, yolcu karşılayan, çay dağıtan, su satan... Sadece garaj değil, her yer öyle. Çık çarşıya, otobüs durağına otur da seyret: İşe giden, iş-ten gelen, bakkala giden, pazara giden, ne bileyim, okula, notere, hastaneye, postaneye koşan... Şöyle bir dur bak, her şey hareket ediyor, kıpır kıpır dünya... Bir ben duruyorum durduğum yerde.
Sayfa 30
Anlaşamıyorduk. Neden ayrıldınız? Anlaşamadık. Neden boşandınız? Anlaşamadık. Anlaşamamak çok anlaşılır bir nedendi ayrılmak için ama kimseye bu kadar açıklama yeterli gelmiyordu. Daha geçerli sebepler istiyordu toplum bizden. Hiç değilse şiddetli bir geçimsizlik istiyordu. Oysa şiddetsiz, sessiz bir geçimsizlik de az şey değil ki. Aynı evi paylaşan, hiç konuşmadan, kavga etmeden, birbirine dokunmadan seneler geçiren insanların geçimi de geçimsizlik değil mi? Çiçeği ha bir günde koparıp atmışsın kökünden, ha yavaş yavaş solmasına izin vermişsin.
Sayfa 15
Puan vermedi·239 syf.·
2026 11. kitabı
Çok güzel ve eleştirel bir kitap okudum. Okudum, bilgilendim. Kitap, iş hayatında görmezden gelinen gerçeklerle yüzleşme ve beyaz yaka dünyasının eleştirel analizi için derinlemesine bir bakış sunuyor. Beyaz yakalıların çalışma koşulları, tüketim alışkanlıkları, iş-özel hayat dengesizliği ve sistemin bireyler üzerindeki etkilerini irdeliyor. Ayrıca "birey olun ama özel mülkiyetlerinizde bireysel kalmayın, birleşin, toplumsallaşın, kitleleşin; aksi taktirde sesimizi kaybeder yavaş yavaş yok oluruz" diyen Nevzat Evrim Önal sık sık Gezi Parkı Direnişine dikkat çekerek toplumsal olaylara da değinmiş ve çok güzel eleştirilerde bulunmuştur.
Bilmiyorlar, Ama YapıyorlarNevzat Evrim Önal · Yazılama · 201754 okunma
Cahil insanların sorunu bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmak­sa; eğitimlilerin sorunu ise bilgili olmanın fikir sahibi olmak an­lamına geldiğini zannetmektir.
Sayfa 231