Gökyüzünü daha çok beğendim...
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 14:29
İnsanın kendini tanıması, yürüdüğü yolda kendisine ışık olacak, pusula olacak bilgilerin; bilincinin büyümesine ve kişinin insanlığa yükselmesine vesile olacak kaynakların başında bu kitap, en önde gelen eserlerden biridir, demek istiyorum. Bu kitabın adı : " Yaratmayan insan yok etmek ister. " Erich Fromm bu kitabında; insan kendisiyle barışık, toplumla özdeşleşmiş bir birey olarak; mutlu olmanın yollarını ve aynı zamanda üretmenin faydalarını anlatımlarıyla vurgulamış ve göstermeye çalışmıştır. Mutlu olan birey; üretecek, kendini sevecek, diğer insanları sevecek ve sayacak, hayatı daha anlamlı ve efektif şekilde bir amacın içinde yaşayacaktır. Fromm; sosyolog, psikanalist ve filozof olması nedeniyle, insan ve toplum ilişkilerini irdelemiş, yanlış yönlerini eleştirmiş ve olması gereken düşünce ve davranışların ( sevgi, saygı, inanç, eylem, yönetim şekilleri, vs.) doğrularını göstermeye çalışmıştır. Formm, anlatımlarıyla insan bilincini hedef almıştır. Kitabı sevdim. Okuduktan sonra gökyüzünü daha çok beğendim. Okunması eğlenceli ve düşündürücü. Tam da aradığım tarzdaydı. Teşekkürler, kolay gelsin...
Yaratmayan İnsan Yok Etmek İsterErich Fromm · Destek Yayınları · 2023679 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
Beğendi
·
2026 107. kitabı
Her şey, yazarın babaannesine ait o eski balayı fotoğrafının sosyal medyada önüne düşmesiyle bir anda başlıyor. Fotoğrafın altındaki o korkunç linç bir kadını ölümünden sonra bile "hain mi, vatansever mi?" sarmalına sıkıştırırken, torunu da onun onurunu kurtarmak için geçmişin karanlık sularına atlıyor. Ama sayfalar ilerledikçe anlıyoruz ki dert sadece bir aileye iade-i itibar yapmak değil; tarihe karşı bir borç ödemek. Bireysel bir sızının böyle toplumsal bir boyuta taşınması öyle kıymetli ki. Osmanlı’nın unufak olan dünyasından Balkanlar’ın o sancılı tarihine uzanıyoruz uzanmasına ama rejimler değiştikçe halkın uğradığı o büyük bozumu izlemek gerçekten can acıtıcı. Yönetimler değişiyor, liderler tutuklanıyor, idama götürülüyor derken asıl büyük bozgun insanların ruhunda yaşanıyor. İşte tam bu kırılmada kitap bizi o ağır kavramla yüzleştiriyor: Haysiyetsizlik. Gelen her yeni güç, sadece koltukları ve mülkiyeti değil, asıl bireyin haysiyetini elinden almaya çalışıyor. Geçmişi kendi kibirlerine göre kurgulayıp insanları kolayca itibarsızlaştırıyorlar. Benim bu kitaptaki asıl büyük felsefi beklentim de tam olarak buydu: İnsanın en zor durumda bile o haysiyetini koruma mücadelesi... Kırılma anlarında sabırlı kalabilmek, öfkeye yenilmeden onurunu muhafaza edebilmek. Tıpkı Friedrich Schiller’in o zamansız öğretisindeki gibi: Yaptığın her eylemin bir bedeli olduğunu bilmek, o bedeli olgunlukla kabul etmek ve tüm zorluklarla saf bir ahlak gücüyle baş ederken teselli bulmak... İşte bu gücün dünyaya sunduğu ifadeye haysiyet diyoruz. Ben daha önce yazarın Özgür romanında, Arnavutluk özelindeki o siyasal kırılmaları, insanların o çarklar arasında nasıl öğütüldüğünü hayranlıkla okumuştum. Bu kitapta ise aslında Özgür'deki olayların ve kişilerin öncesine, yani asıl köklerine
HaysiyetsizlikLea Ypi · Yapı Kredi Yayınları · 20263 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
5/10
·176 syf.··
2026 8. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 00:00
Ayşe Kulin’in kalemini normalde severim. Daha önce okuduğum kitaplarında insan hikayelerini anlatışını, akıcı dilini ve karakterlerin duygusunu okura geçirme biçimini başarılı bulmuşumdur. Bu yüzden Aylardan Kasım Günlerden Perşembe’ye başlarken beklentim vardı. Bir de konu Atatürk olunca ister istemez insan daha büyük bir merakla, daha hassas bir yerden okumaya başlıyor. Kitabın Atatürk’ün ağzından anlatılıyor olması ilk başta ilgimi çekti. Fikir olarak cesur bir tercih. Çünkü Atatürk gibi bir ismi anlatmak zaten başlı başına zor; bir de onun iç sesiyle konuşmaya çalışmak çok daha zor. Bu yüzden kitaba başlarken daha güçlü, daha derin, daha etkileyici bir metin bekledim. Ne yazık ki kitap ilerledikçe bu beklentim tam olarak karşılanmadı. Benim için en büyük sorun anlatımın tonu oldu. Atatürk’ün ağzından yazılmış bir metin okurken ister istemez daha keskin, daha zeki, daha derinlikli cümleler bekliyorsunuz. Fakat bazı bölümlerde kullanılan dil bana fazla sade ve yüzeysel geldi. Hatta yer yer ortaokul-lise düzeyinde bir okuyucuya hitap ediyormuş gibi hissettirdi. Bu kötü bir şey olmak zorunda değil elbette ama Atatürk gibi bir karakterin iç dünyasını okumaya çalışırken benim aradığım etki bu değildi. Kitapta tarihsel bir emek olduğu hissediliyor. Ayşe Kulin’in araştırma yaptığı, dönemin atmosferini vermeye çalıştığı belli. Fakat benim için bilgi vermekle o dönemin ruhunu hissettirmek aynı şey değil. Atatürk’ün son dönemleri, hastalığı, yalnızlığı, düşünceleri ve ülkeye dair kaygıları çok daha sarsıcı anlatılabilirdi. Ben okurken o ağırlığı tam anlamıyla hissedemedim. Özel hayatına dair bölümler de bende kararsız bir his bıraktı. Elbette roman türünde kurgu payı olabilir, yazar bazı boşlukları kendi anlatısıyla doldurabilir. Fakat Atatürk söz konusu olduğunda insan
Aylardan Kasım Günlerden PerşembeAyşe Kulin · Everest Yayınları · 20254,518 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 10. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:22
Ahmet Şerif İzgören, samimiyetine ve anlatım diline her zaman çok saygı duyduğum, Türkiye'de kişisel gelişim ve yönetim süreçlerini yerelleştirerek en iyi aktaran yazarların başında geliyor. Onun o kendine has, anekdotlarla süslü ve bizden olan tarzını okumayı her zaman seviyorum. ​Kapakta da altı çizilen emek, bilgi, iş kalitesi, girişimcilik, planlama, ekip, etik, eylem ve tutku gibi 9 temel kavram üzerinden şekillenen "At Şu Adımı" da aslında kendi kulvarında oldukça başarılı, içi dolu ve özellikle iş hayatının başında olanlar ya da bir şeyleri harekete geçirmek isteyenler için kılavuz niteliğinde iyi bir kitap. ​Ancak dürüst olmak gerekirse, bu kitap kişisel olarak benim beklentimi tam anlamıyla karşılamadı ve çok fazla içine çekemedi. Belki de yazarın diğer işlerini veya benzer konuları daha önce çok fazla tükettiğimden, bendeki etkisi biraz "bilinen doğruların tekrarı" hissi yarattı. Kötü mü? Kesinlikle hayır. Sadece benim okuma yolculuğumda o aradığım vurucu, farklı kıvılcımı bu kez yakalayamadım.
At Şu AdımıAhmet Şerif İzgören · Elma Yayınevi · 20241,735 okunma
9/10
·450 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Hayret ettim bu uygulamada insanlar nasıl Mustafa Merter’i az okur diye.. üzücü.. Kendisi derya deniz bir yazar. Günümüz çağın manevi psikolojik sorunlarına da yer yer değinmiş. Farklı bakış açıları katıyor insana. Bayıldım bu esere. Nefs psikolojisi kitabını almıştım liseden beri henüz hala okumadım. İnşallah okumak nasip olur da feyzini alırım. Okumayanlar çok şey kaybediyor. Çünkü Mustafa Merter psikanaliz alanında tasavvufla psikolojiyi paralel işleyen, sentezleyen Nadide belki de tek yazar diyebilirim. Okumayanların çok şey kaçırdığını düşünüyorum. Tasavvuf hakkında bilgi veya ilgisi olanlar bu kitapla başlayabilir. Mesneviden alıntıları ve açıklamarı, çölde aradığım suyu bulmuş gibi hissettirdi.
Dokuz Yüz Katlı İnsanMustafa Merter · Kaknüs Yayınları · 20071,384 okunma
Puan vermedi··
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 13:19
Yaw tam bilimkurgu okuyorum o yıllara ait diye sevinirken hatta daha çok keşif ve hayal gücü denk gelir de eğlenceli birşeyler okuruz derken çat Bogdanov faktörü devreye giriyor. Mars'ta geçen bir bilimkurgu okumayı umarken, sık sık toplumsal düzen, ideoloji ve alternatif bir toplum modeli okurken buldum kendimi. Tamam Bogdanov bu da birden ivme ne ara tıplum düzenine kaydı diyorsunuz okuma sırasında. Yazıldığı dönem düşünüldüğünde ortaya koyduğu fikirler elbette değerli, ancak benim için siyasi ve toplumsal mesajlar hikâyenin önüne geçti kitap. Sosyalizmin gerekliliğine inanıyoruz eyvallah da bu kitap fazla propaganda kokuyor ba Kötü bir kitap olduğunu söyleyemem ama aradığım bilimkurgu olmadığı da kesin. Sorun kitapta değil kesinlikle, beklentilerin uyuşmazlığı diyelim. Yoksa kitap babalar gibi sosyalizm kokuyor..
Kızıl YıldızAlexander Bogdanov · Yordam Yayınları · 2020297 okunma