Büyük alimlerden Hasan-ı Basri’ye bir gün kalbi çok kırık, yorgun bir adam gelir. Adam, "İnsanlar bana haksızlık etti, çok incindim ve kendimi yapayalnız, değersiz hissediyorum. İçimdeki bu ateşi ve ağırlığı nasıl dindirebilirim?"diye sorar. Hasan-ı Basri ona şefkatle bakar ve sadece şunu söyler: "Git, suyu tenine şahit kıl. Güzelce bir abdest al ve iki rekat namaz kıl." Adam hiçbir şey anlamasa da denileni yapar. Gidip abdestini alır, seccadesini serer ve namazını kılar. Döndüğünde yüzündeki o gerginlik, hüzün ve karanlık gitmiş; yerine derin bir sükunet ve aydınlık gelmiştir. Hasan-ı Basri ona neden rahatladığını şu sözlerle açıklar: >🌾 ”Sen suyu yüzüne ve kollarına çarptığında, abdest azalarından sadece maddi kirler akmadı. İnsanların sana yüklediği dertler, haksızlıklar ve kalbindeki o kırgınlıklar da suyun serinliğiyle beraber damla damla akıp gitti. 🌿Peygamber Efendimiz (s.a.v) boşuna 'Öfke ve hüzün ateşten, abdest ise sudandır; su ateşi söndürür'dememiştir.🥀
İnsana Dair
ARAFTA BİR TEKERLEME
ARAF'TA BİR TEKERLEME 1, 2, üçler, Yaşasın Türkler. 4, 5, altı, Japonya battı. 7, 8, dokuz, Alman domuz. 10, 11, on iki, İtalya tilki. 13, 14, on beş, Ruslar kalleş. Dağlar taşlar, Kanatsız kuşlar. Her güzel şey, Sevgiyle başlar. Kururken ağaçlar, Kesilir başlar. Kibirli bakışlar, Çalınsın marşlar. Kemerleri bağlayın, Uçmuyor çocuklar. Ölmedin diyorlar, Süzülüyor yaşlar. Komşunun karnı tok, Yaşasın açlar. Portakalı soyduk, Baş ucuna koyduk. Yalanları uydurduk, İnsanları uyuttuk. Bir sürü kavşaklar,
Şiir
Reklam
Araf 170
Şüphesiz ki biz, hem kendilerinin, hem de toplumun ıslahına adanmışların mükâfatını asla zâyi etmeyiz.
Din
Wekî bayê be; bifiqe lê xwe nîşanî mirovan nede. Rüzgar gibi ol es ama insanlara gorukme. Araf gunlukleri.
Tu nekeve nav pevçûnên uleman; tu tenê li xwarina fêkiya ku destê te digiheje wê binêre. Ulemanin kendi aralarındaki kavgalarının içine girme sen eline gelen meyveyi yemeye bak. Araf gunlukleri.
ADEM VE HAVVA HANGİ CENNETTEN ÇIKARILDI?
👉 Mü’minlerin öldükten sonra yaşayacakları cennetten değil, bu dünyadaki bir cennetten çıkarıldı! — Yani Allah’ın Kur’an’da bahsettiği cennetten değil de bu dünyadaki bir cennetten çıkarıldılar öyle mi? — Evet aynen öyle! — Neye dayanarak böyle söylüyorsun? — Kur’an’a dayanarak. Ayetler böyle olduğunu söylüyor! — Bize de açıkla bakalım öyleyse o ayetleri? — Elbette: 1️⃣ Allah Adem’i yaratacağı zaman melekleri toplayıp onlara şöyle buyuruyor: . اِنّٖى جَاعِلٌ فِى الْاَرْضِ خَلٖيفَةً . “Ben YERYÜZÜNDE bir halife yaratacağım!” Bakara 30 Aslında tek başına bu ayet bile Adem ve ondan yaratılan eşinin yeryüzünde yaşatıldığının delilidir. Ayette: “Ben Cennette bir halife yaratacağım” demiyor ki Allah, “YERYÜZÜNDE bir halife yaratacağım” buyuruyor. Burada bilmemiz gereken tek şey, Cennet kelimesinin “YEŞİLİ VE AĞACI ÇOK OLAN BAHÇE” anlamına geldiğini hatırlamaktır. Yani adem ve eşi bu dünyada yaratıldı ve bu dünyada, içinde her türlü cazip yiyeceklerin içeceklerin bulunduğu bir bahçede, bu dünyadaki bir cennette yaşadı. 2️⃣ Bu dünyadaki bir cennette yaşadılar, çünkü öldükten sonra mü’minlerin gideceği CENNET EBEDÎ’dir. Oradan çıkarılmak söz konusu değildir: . وَهُمْ فٖيهَا خَالِدُونَ . “Onlar orada EBEDİ kalacaklardır.” Bakara 25 . لَا يَمَسُّهُمْ فٖيهَا نَصَبٌ وَمَا هُمْ مِنْهَا بِمُخْرَجٖينَ .
Reklam
Reklam