Aras

Aras
@araskolnikov
Johari pencerenizi arada açıp havalandırmayı unutmayın!
Hiçbir şeyden korkmuyorum, özgürüm ben..
Puan vermedi·112 syf.··
2026 6. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 22:24
Neval El Seddavi, ölüm hücresinde Mısırlı fahişe Firdevs'le konuşuyor, Firdevs'in yaşam öyküsünü aktarıyor bize. Daha önce de feminist kitaplar okudum ama böylesini uzun zamandır görmemiştim. İnsan olmanın bile zorlaştığı bu çağda kadın olmak, hâlâ kadın kalabilmek için verilen çaba, ne büyük, ne acı ve ne zor bir şeymiş. Doğdukları andan itibaren karşılaştıkları zorlukları artık hepimiz biliyoruz. Firdevs karakteri beni çok etkiledi. Hayata karşı duruşu, pes etmeyişi ve varlığını son ana kadar sürdürmesi takdire şayan. Orta Doğu toplumunda bir çok kadının başından geçen olayı Firdevs'le yakından irdeliyor ve adeta iliklerimizde hissediyoruz. Doğduğu andan itibaren küçükken yaşadığı taciz, anne baba tarafından gösterilmeyen sevgi ve dışarda onu yiyecek gözlerle bakan yamyam takımına ait erkek sürüsü... Kitabın adı Sıfır Noktasındaki Kadın, ama bence eksi noktasındaki kadın olması daha isabetli olurdu çünkü o coğrafyada kadınlar sıfırla değil eksiyle doğar, yaptıkları hareketlerin artıya ulaşması, gösterdikleri çaba asla görülmez çünkü kadının adı önemsizdir, sadece yatakta verdiği haz ve soyunu devam ettirebilmek için döl yatağına bırakacak sperm haznesi için gerekli görürler kadını. Şüphesiz Firdevs bir direniş. Böylesine cesur kadınlarla tanışmak, denk gelmek ve okumak büyük şans...
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,4bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Dosya dosya dizdim seni hayatımın raflarına..
Puan vermedi·196 syf.··
2025 51. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 17:55
Katıldığım kitap kulübünde bu ay Şermin Yaşar'ın bu kitabı seçildiği için alıp okudum. Daha önce varlığından bile haberim yoktu yalan olmasın şimdi. Ama keşke daha önce tanısaymışım. Halka inip, içimizdeki duygu dünyasını çok güzel bir şekilde dile getirmiş. Yarım kalmışlıklar, anne baba yaraları, evliliğin görünmeyen acı yönleri ve çocukluk travmalarının etkileri incelikle işlenip anlatılmış. Bu toprakların hikâyesini her bir öyküde farklı bir duygu ve heyecanla hissederek anlatmak, herkesin işi değil. Diğer kitaplarını da alıp okumayı düşünüyorum. Keyifli okumalar..
Gelirken Ekmek AlŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20259,8bin okunma
Yüreğinin götürdüğü yere git!
Puan vermedi·152 syf.··
2025 36. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 20 Mart 2025 14:41
Seksen yaşında bir büyükannenin torununa yazdığı sıcak ve samimi mektuplardan oluşan masum bir kitap. Kendi içsel çatışmalarını, kızıyla olan bağını ve bu bağdan dolayı hayatındaki değişimleri tane tane içtenlikle anlatıyor. Kendi ailesinin ona uyguladığı despot tutumunu kızına uygulamak istemez fakat bu ayarı tutturamadığı içinde kızı kendisine yakın hissetmez annesini. İşte tüm bunları torununa yazdığı mektupta anlatır. Savaş ve darbeyle geçen yıllara tanık olur. İçindeki dünyaya yabancı kalır. Aşkı tatmak ister çünkü geç kaldığını düşünür. İnsan yaşamının dehlizlerine tuttuğu ışık, kendi içsel çalkantılara bir nebze şifa olsun ister. Okurken o samimiyeti alıyorsunuz. Tavsiye ederim herkese. Keyifli okumalar...
Yüreğinin Götürdüğü Yere GitSusanna Tamaro · Can Yayınları · 202019,5bin okunma
Dikkat! Spoi içerir...
Puan vermedi·264 syf.··
2025 23. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 10 Şubat 2025 21:27
Nikolay Petrovic Rusya'nın kır bölgesinde yaşamaktadır. Orta yaşlı, şefkatli, gayet kibar biridir. Oğlu Arkadiy 'i çok sevmektedir. Dul olan Nikolay , Fenicka adında bir Rus köylüsü ile yaşamaktadır. Fakat Arkadiy bunu bilmemektedir. Arkadiy Petersburg üniversitesinde öğrenimini tamamladıktan sonra arkadaşı Bazarov ile birlikte babasının evine döner. Bazarov Nihilist biridir ve Tıp öğrencisidir. Babası Bazarov'u pek sevmez çünkü oğlunun fikir yapısının Bazarov 'dan etkilendiğini görür. Aynı evde yaşayan amcası Pavel de Bazarov'u sevmez. Çiftliğe giderken Nikolay oğluna çekinerek Fenicka'dan bahseder ve korktuğu gibi olmaz. Arkadiy babasını tebrik eder ve çok sevindiğini söyler hatta üvey kardeşine bile çok sevinir. Bir baloya giden Bazarov ve Arkadiy orda Anna ile tanışırlar. Arkadiy başta Anna'ya âşık olduğunu düşünür fakat zaman geçtikçe bu sevgisinin aslında gerçek olmadığını ve gerçek sevgiyi Annan'in kız kardeşi Katya 'da bulur. Bazarov nihilist biri olmasına rağmen bazı değerlerini hiçe sayıp Anna'ya evlilik teklif eder fakat red cevabını alınca bunu gururuna yediremez. Anna'ya olan öfkesini bastırmak ve unutmak için çiftlikte, Arkadiy 'in üvey annesi Fenicka ile flört etmek ister fakat bu masum bir öpücükten öteye gitmez. Bunu gören Pavel Bazarovu düelloya davet eder. Kimse ölmez sadece Pavel hafif yaralanır ve bu olayı diğerlerine farklı bir şekilde anlatıp gerçeği saklarlar. Tüm bunlardan sonra Bazarov ordan ayrılıp köyüne dönüp doktor babasına yardım eder. Tifodan ölmüş birine otopsi yaparken mikrop kapar ve bir süre sonra ölür. Arkadiy ise Katya ile evlenip hayatına devam eder. Bazarov 'un igleneyici yapısını sevdim ve savunduğu görüşü, ölüm onu yakalayınca bile diretmesi, bağlılığının ne kadar gerçekçi olduğunu gösteriyor. Keyifli okumalar...
Babalar ve OğullarIvan Turgenyev · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202555,9bin okunma
Varoluşçu Psikoterapi
Puan vermedi·712 syf.··
2025 7. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 12 Ocak 2025 19:18
Kitap dört başlık altında incelenmiş. Ölüm, zeminsizlik(özgürlük), yalıtım ve anlamsızlık. Her biri kendi içinde çok fazla detaylandirilip özüne kadar inilmis. Kitapta en çok adı geçen psikiyatrlar Frankl, Maslow, Freud, May 'dir. Kitabın yazılması bir kaç yıl sürmüş. Bu, kitabın ne kadar özenilerek ve detaylı yazıldığının en güzel kanıtı. Psikolojiye ilgi duyan herkes okuyabilir ama okurken çok fazla not tutmak ve bazı tanımlara bakmak gerekiyor çünkü dediğim gibi her konuyu çok derinden irdelemiş. Ölüm bize anksiyeteyi anlamamızda yardımcı olur, yorumların dayandırılacağı dinamik bir yapı sunar ve bakış açısında önemli bir değişimi başlatan sınır deneyim olarak hizmet eder der Yalom. Ölümü ve ardındaki sır perdesini aralamanın bireyin içsel dünyası için bir ışık gibi görür ve bu ışığın yarattığı etkiyle insan anksiyete sorununun temeline inip çözüm bulabilir. Terapinin nihai görevi hastanın değiştiremediklerini yeniden yorumlamasına yardımcı olmaktır. Varoluşsal suçluluğu kabul etmek ve yüzleşmek bazı hastalarda çok zordur. İçsel muhakemedeki yetersizliği terapist sağlamalı ve ona üçüncü bir göz olmalıdır. Yapılan her sağlıklı yorum, varoluşsal sancı düzeyini daha aza indirip hastaya kendini daha iyi hissettirebilir. Varoluşsal yalıtım, insanın kendisi ve başka biri arasında kapatılamayan uçuruma gönderme yapar çoğu zaman. Yalıtım karşısında korkuya kapılan kişiler, varoluşlarını doğrulamak için başkalarının varlığına gereksinim duyarlar; kendilerinden daha büyük olanlar tarafından yutulmayı isterler veya başkaları yoluyla kendilerini yükseltmeye çabalarlar. Adeta bir merdiven görevi görür diyebiliriz. Son kısım yani anlamsızlık bölümünde kitaptan; anlam sorunları, hayatın anlamları, anlam kaybı ve neden anlama gereksinim duyuyoruz gibi başlıklar altında
Varoluşçu PsikoterapiIrvin D. Yalom · Pegasus Yayınları · 20181,171 okunma