Dokunmadan kitabıyla ilgili düşüncelerim
Puan vermedi·352 syf.··
2026 50. kitabı
·
42 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 21:46
Adalet, insanlardan nispeten izole bir hayat yaşayan bir kadındır. Doktorunun sayılı günleri kaldığını söylemesiyle beraber aklına bir çocukluk travması gelir. Çocukken bir arkadaşının oyuncak ayıcığını zorla elinden alır ve evine götürür. Yıllar sonra ayıcık ortaya çıkar ve onunla tıpkı bir arkadaş gibi sohbet eder, kendi kendine onunla konuşur. Fakat en sonunda bu ayıcığın sahibini uzun arayışlar sonunda bulur. Bu arayışında ona yol arkadaşı olan Sadi Seber de destek olur. Kitaptaki ana karakterin bazı düşünceleriyle uyuşsam da onunla bağ kurmakta zorlandım. Karakterin iç dünyasının detaylı bir şekilde anlatılması hoşuma gitse de karakterin aksiyonlarının arkasındaki motivasyonu benim için havada kaldı. Bunlara rağmen Nermin Yıldırım'ın dilinin akıcı olduğunu söyleyebilirim.
DokunmadanNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 202511,5bin okunma
Sıra dışı bir Ahmet Ümit kitabı
8/10
·396 syf.··
2026 26. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 14:14
Bugüne kadar Ahmet Ümit kitaplarının en sevdiğim yönleri akıcı ve yalın dili ile polisiye ve genel kültürün ustaca harmanlaması oldu. Genelde pek insan hikayesi, kişisel arayışlar/hesaplaşmalar, felsefi anlatımlar görmeyiz. Bu kitapta polisiye kısım daha arka planda (hatta yok denecek kadar az) kalmış. Mevlana ve Şems'in hikayeleri, Mevleviliğin hatta kısmen ateizmin felsefesi, çocukluktan beri hissedilen eksilik/öfke hislerinin baş kahramanın hikayesine yön vermesi ve bu duyguların çözüme kavuşması gibi unsurlar daha önce çıkmış. Yine o yalın ve akıcı anlatım var, polisiye heyecanı düşük olsa da normalin dışında bir Ahmet Ümit kitabıydı. Benim açımdan ufuk açıcıydı. Sevdim, öneririm
Bab-ı EsrarAhmet Ümit · Doğan Kitap · 200842,7bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 27. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:31
Emil Sinclair, dünyanın kurallarını erken fark etmiş bir çocuktu. Ona göre dünya, aydınlık ve karanlık olmak üzere ikiye bölünmüştü. Emil'in bildiği aydınlık dünya iyilik, sevgi ve güzellikten ibaretti. Bu dünyanın içerisinde ailesi, düzenli evleri ve şaşmaz öğretiler vardı. Bu dünyada sadece kabuller yer alırdı; Emil'in içinde dolaşan hayaller, tutkular ve sorgulamalar bu dünyanın dışındaydı. Bu korunaklı dünya dışındaki dünya ise karanlıktı. Orada bilinmezlik, sezgiler ve sorgulamalar bulunur ve aydınlık dünyanın kurallarını hiçe sayardı. Emil on yaşındayken kendini bu iki dünyanın sınırında gördüğü günleri anlatmaya başlıyor. Kitap boyunca Emil'in bu günlerinde yer etmiş ve ona iki dünya arasındaki seçim hakkını gösteren sınıf arkadaşı Max Demian ile olan yıllara yayılacak ilişkisini okuyoruz. Demian, Emil için sadece güçlü bir çocukluk figürü olmakla kalmayıp yetişkin yaşamının da bazen rehberi, bazen sorgucu; bazen dostu, bazense işkencecisi oluyor. Kitabı, hakkında konusu dahil hiçbir fikrim olmadan okumaya başladım. Bazı yazarlar bana bu güvenceyi veriyor. Tam da bu nedenle yazarın izinden ilerleyerek, kitabı beğeneceğime inanıyor, en olmadı beğenmeme ihtimalimi düşünmüyorum. Bu kitabı bana yaklaştıran durum giriş kısmındaki şu cümleydi: ''İçimde dışarı çıkmak isteyen bir şey vardı, ben onu yaşamaya çalışıyordum yalnızca. Neden böylesine güçtü bu?'' Bu cümle içimdeki bir noktayı titreştirdi ve merakımı canlandırdı kabul ediyorum. Ancak bu cümleden bu kadar etkilenmemin esas sebebi benim kendi iç dünyam değil, kitabın yazarıydı. Kitabın yazarına olan güvenimin teminatı işte bu girişteki ilk cümlede karşıma anında çıkıvermişti. Hermann Hesse psikanaliz ile mistisizmin kesişim noktasında duran bir yazar. Onun eserlerini sevme sebeplerimin başında, yazarın dünyayı
Edebiyat
DemianHermann Hesse · Can Yayınları · 20216,5bin okunma
8/10
·340 syf.··
2026 46. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:20
Prenses Gelin; masalsı atmosferi, mizah ve macerayı dengeli şekilde harmanlayan kurgusu, eğlenceli karakterleri, zihinde sahne sahne canlanan anlatımı ve sayfalar ilerledikçe artan temposu ile keyifle okuduğum bir kitap oldu. Aşk, dostluk, sadakat, intikam ve cesaret temalarını eğlenceli bir dille işlerken klasik masallara da göndermeler yapıyor. En ilgi çekici nokta ise, yazar William Goldman'ın bu hikâyenin yazarı olarak kurgusal bir yazar yaratması ve hikâye akarken araya girip yazara, anlatılan bölümlere ve olaylara müdahale ederek kendi yorumlarını, beklentilerini ve görüşlerini paylaşmasıydı. Yazar William Goldman, çocukluğunda ağır bir hastalık geçirir. Nekahat döneminde babası her gece ona S. Morgenstern'in Prenses Gelin adlı kitabını okur. Yazar bu kitabı öylesine sever ki, kendi oğlu Jason'ın onuncu yaş gününde uzun arayışlar sonucunda kitabı bulur ve ona hediye eder. Ancak sonuç tam bir hayal kırıklığı olur; oğlu Jason kitabı okumayı başaramaz. Yıllar sonra kitabı yeniden eline alan yazar, kendisine anlatılandan çok daha fazla betimleme ve sıkıcı bölüm içerdiğini fark eder ve kitabı kısaltarak yalnızca sevdiği bölümlerden oluşan bir özet hazırlamaya karar verir. İşte Prenses Gelin bu şekilde ortaya çıkar. Güzelliğiyle ün kazanmış Buttercup bir çiftlikte yaşamaktadır. "Çiftçi çocuk" diye seslendiği Westley'e âşık olduğunu düşünmektedir. Westley ise Buttercup ile evlenebilmek için servet kazanıp geri dönmek üzere yola çıkar, ancak öldüğü haberi gelir. Yıllar sonra Buttercup, Florin ülkesinin veliaht prensi Humperdinck ile evlenmeyi kabul eder. Tam düğün öncesinde ise gizemli kişiler tarafından kaçırılır. Bu olayın ardından peş peşe kovalamacalar, düellolar, entrikalar ve sürprizler yaşanır. Buttercup'ı kurtarmaya çalışan siyahlar içindeki gizemli bir adam,
Prenses GelinWilliam Goldman · Epsilon Yayınevi · 2023193 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 20:40
Tereddüt ama ne tereddüt yaniii… Hani karaktere ‘tamam artık, abartma’ dedim kaç defa. İnsanın kendi içinde yaşadığı kararsızlıklar, arayışlar ve ruhsal çatışmalarla örülü bir kitap. Roman boyunca tereddüt, bir seçim yapamama hâlinden çok insanın hakikat, aşk ve kimlik karşısındaki bocalayışını anlatmış. Burada biraz da psikolojik bir derinlik olduğunu hissediyorsunuz. Yazar karakterlerin iç dünyasını büyük bir ustalıkla çözümlemiş. Özellikle Muharrir karakteri üzerinden verilen sorgulamalar, kitaba felsefi bir derinlik kazandırmış. Burada hakkını vermek lazım. Ancak bu felsefik ve psikolojik derinlik kitabın hızını kesiyor. bir olay örgüsü bekleyen okurlar için zaman zaman yorucu olabilir. En büyük mücadelemizin dış dünyayla değil, kendi zihnimizde olduğunu hatırlatan derinlikli bir eser. Bu tarz severler için harikulade, ama olay örgüsü isteyenler için zor bir kitap.
Bir Tereddüdün RomanıPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 20209,1bin okunma
AKICI
Puan vermedi·80 syf.··
2026 30. kitabı
Karakterlerin ve ele aldığı konuların hoşluğu bir yana, anlatımının temizliği ve akıcılığı ile de dikkat çeken bir kitap. Yazarın kendisi ve hayatı da en az kitap kadar hoş.
ArayışlarLou Andreas-Salomé · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma