Mahlukatın her nev'ine, her ferdine ve o nev'e ve o ferde müretteb olan âsâr-ı mahsusasını müntic ve istidad-ı kemaline münasib bir vücudun verilmesidir. Hiçbir nevi' müteselsil-i ezelî değildir. İmkân bırakmaz. İnkılab-ı hakikat olmaz. Mutavassıt nev'in silsilesi devam etmez. Tahavvül-ü esnaf inkılab-ı hakaikın gayrısıdır. Madde dedikleri şey, suret-i mütegayyire, hem harekât-ı mütehavvile-i hâdiseden tecerrüd etmediğinden hudûsu muhakkaktır. Kuvvet ve suretler, araziyetleri cihetiyle enva'daki mübayenet-i cevheriyeyi teşkil edemez. Araz cevher olamaz. Demek enva'ının fasîleleri ve umum a'razının havass-ı mümeyyizeleri, bizzarure adem-i sırftan muhtera'dırlar. Silsilede tenasül, şerait-i âdiye-i itibariyedendir.
"Bu Anadolu erenleri bana şunu öğretti ki dağ başında, bir aba, bir asâ, ermek evliyalık değildir. İnsanların içinde; onlarla sevişe dövüşe, sırasında hünkârıyle sırasında karıncayla söyleşe halleşe erebiliyor musun? Türk halkı ancak o zaman seni evliya payesiyle payelendirir. Türbeni kurar, kandilini uyarır. İnsanlara rağmen, insanların içinde ve insanlara dost olmak gerek!"
Sayfa 280·Kitabı okuyor
Tasavvuf
Reklam
"Bu zahir adamları, işte her şeyi bu kadar anlıyorlar. Onlarda ilim var, şöhret var, mansıp var, yani kısaca dünya var, fakat aşk ve şevk yok, halbuki ben bunu istiyorum."
Sayfa 272·Kitabı okuyor
Tasavvuf
Elbette üzülecek,elbet yorulacak,elbet ağlayacaksın.Ama müsterih ol!Bunlar asırlardan mutat olmuştur.Gün doğacak,çok sevdiğin de gidecek,beklediğin de gelecek.Sen gönlünü ferah tut,çayını sıcak.Murad ettiklerin bugün olmasa,elbet bir gün olacak.Gözyaşların dinecek,çektiklerin bitecek...
Alıntı
“Herkes aynı biçimde yaşamaz sevgisizliği; kiminde sadece yorgunluk, kiminde uykusuzluk, kiminde suskunluk yaparken, kiminde nefes darlığına yol açar sevilmemek.” Herkese selam Kelimelerin sadece birer iletişim aracı olmadığını, bazen bir kalkan, bazen de içimizde biriken bir yük olduğunu hissettiren, bittiğinde bile sizi düşünmeye zorlayan çok başarılı bir eser ile geldim. Arize ve Araz’ın farklı dünyalardan gelip ortak yaralarda ve sırlarda buluşma hikayesi beni ilk sayfalardan itibaren içine çekti. Annesini ve babasını anlama çabasıyla büyümüş Arize’nin, geçmişten gelen gizemli bir mektubun izini sürmesiyle başlıyor. Bu yolculuk, Arize'yi sadece ailesinin karanlık geçmişine değil; yolu bir şekilde yaralarla ve kayıplarla kesişmiş olan Araz’ın dünyasına da çıkartıyor. İki farklı hayat, iki farklı sessizlik ama aynı arayış. Arize’nin geçmişin gölgeleriyle, ailesinin sırlarıyla ve en çok da kendi iç dünyasıyla olan savaşına tanıklık ediyoruz. Kelimelerin gücüne, ruhuna ve insanı nasıl dönüştürebileceğine tanıklık etmek isteyenler için harika bir öneri "Çürümüş Kelimeler". Yazarın dili o kadar naif ama bir o kadar da derin ki, her sayfada kendinizden, sustuklarınızdan bir parça buluyorsunuz. İletişimsizliğin, sevgisizliğin ve insanı kendine yabancılaştıran o sessiz çığlıkları duyuyorsunuz. Bu kitabı okurken kendinize rastlayacaksınız eminim. Gizemli bağları ve ters köşe kurguları seviyorsanız Arize ve Araz'ın bu tehlikeli ve gizemli yolculuğuna kesinlikle ortak olmalısınız. Keyifli okumalar dilerim
KOZALİTE-DETERMİNİTE PRENSİPLERİNİ İZMİHLÂLİ...
(...) Zükemiyat-kuantum nazariyesinin keşif hakkı, bir tek isme bağlanamaz. Russell onu vatandaşı Eddington’a bağlıyor, biz daha evvel Planck ile başladığını belirtmiştik ve başkaları başka isimler verebilirler… Zirâ bu nazariyenin meydana gelişi, garib şekilde, birbirinden bağımsız ve habersiz olarak aynı sahada çalışan bir kısım âlimlerin müşterek çabasıyla olmuştur. Böylece yüzyıllardır “bölünemez” kabul edilen atom, nihayet bir “cevher” olmaktan çıkmış, apayrı bir dünya ve başlı başına bir “araz” olarak belirmiş ve bu dünyada materyalizmin illiyet (kozalite) ve muayyeniyet (determinite) prensiblerinin işlemediği anlaşılmıştır.
Selim Gürselgil, (I. Dönem, Nisan 1997, Remzi Vatansever imzasıyla ), -Yağmurcu- Çerçevesinde İlmin Dine Tasallutunun Hikâyesi. ZÜKEMİYAT-KUANTUM NAZARİYESİ...
Akademya Yazıları
Reklam
Reklam