İtaat, kişinin, kendi başına işlemeye asla cesaret edemeyeceği suçları gerçekleştirebilmesinin müthiş bir yoluydu! İtaat, her gün farklı biri olarak uyanılan bir rüyaydı! Öyle bir rüyaydı ki insan kendini sürekli bir şeyler yaparken görüyor ama gerçekte onları kendisinin yapmadığını biliyordu. İtaat bir mucizeydi!
Hayatımızla ilgili çoğu zaman büyük kararlar alıp (spor yapacağım, diyete başlayacağım, daha sağlıklı yaşayacağı vb.) 1 hafta sonra bırakıyoruz. Sonra da kendimizi basit bir programa bile uyamayan iradesiz bireyler olarak hissediyoruz. Önce bu kitabı okuyup insanın fabrika ayarlarını öğrendikten sonra neden rutine uyamadığımızı anlayıp buna göre tekrardan hayatımızla ilgili büyük kararlar alabilmemizi sağlayacak güzel noktalara değinen güzel bir kitap.
Modern tıp, bu biçimiyle tedavi etmekten çok hastalık üretmektedir. Tıbbın verdiği altı boş özgüven, insanları daha sorumsuz ve bilinç dışı yaşamaya istemsiz olarak sevk etmektedir. Bu durum elbette hekimlerimizin yahut yönetimlerin suçu değildir. İnsanoğlunun tercih ettiği “hedonist” yaşam tarzı, doğal olarak böyle bir kopuşu da beraberinde getirmiştir. O mevsimde yetişmeyen bir meyveyi-sebzeyi yemeyi hak olarak görmek gibi, ayarlara aykırı bir yaşamı inatla sürdürmeyi de hak zannediyoruz. Buna en büyük destek ise “ sen bozul, biz yaparız...” mesajını bilinçsiz olarak veren tıp alışkanlığımızdan geliyor.