12 Ocak 1929'da Resmî Gazetede yayımlanan kanunla birlikte Anadolu ve Mersin-Tarsus-Adana Demiryolları ve Haydarpaşa Limanının hükümet tarafından satın alındığı açıklanmıştır. Müzakereleri şirket adına Kurt Vaygelt ve Mösyö Pol Maysner, Türkiye Cumhuriyeti'ni temsilen ise Maliye Bakanı Saraçoğlu Şükrü Bey gerçekleştirmiştir. Mersin Tarsus-Adana Demiryolu anlaşmasının birinci maddesine göre şirket Mersin ilinden Adana'ya uzanan demiryolu hattını ve bunun hukukunu, işletme hakkını, mağazalarını, hat ve elektrik merkezlerini, alet edevat, demirbaş, eşya ve malzemelerini hükümete devretmiştir. Hükümet bu hat için şirkete taksitler halinde sekiz milyon yüz doksan dokuz bin elli İsviçre Frangı ödemeyi kabul etmiştir. Haydarpaşa Limanı Mukavelesinin birinci maddesine göre ise şirket Haydarpaşa garını, rıhtımlarını, limanını, depolarını, tesisatını, malzemelerini ve işletme hakkını hükümete devretmiştir. Hükümet, bütün bu liman ve tesisatı için sekiz milyon dokuz yüz beş bin iki yüz elli İsviçre Frank'ı karşılığında anlaşma sağlamıştır. Anadolu Demiryolları şirketi ile yapılan anlaşmanın birinci maddesinde şirketin Haydarpaşa'dan Ankara'ya, Arifiye'den Adapazarı iline, Eskişehir'den Konya şehrine ve Alayonttan Konya'ya uzanan demiryolu hattının işletme hakkını, demirbaş eşya ve malzemeleri, Derince Limanını, limana ait tesisat ve malzemeleri, Yerebatan'daki arsayı, Galata'daki idare binasını ve içindeki eşyaları ve hat boyunca inşa edilmiş gayrimenkulleri hükümete devrettiği ifade edilmiştir. Yapılan anlaşmaya göre taksitler halinde iki yüz altmış milyon iki yüz yetmiş bin yüz İsviçre Frank'ı ödenmesi kabul edilmiştir. Bu satın alımla alakalı Meclisteki görüşmeler sırasında söz alan Eskişehir Milletvekili Emin Bey, Türk milletinin yüksek bir seciyeye sahip olduğunu belirtmekle
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
22 Nisan 1924'de Haydarpaşa-Ankara, Eskişehir-Konya, Arifiye-Adapazarı Demiryolları ve Haydarpaşa Limanının satın alınması için hükümet, Meclisten yetki almıştır. Osmanlı Devleti'nin son döneminde Anadolu Demiryolu hattının hisselerine sahip olan Almanlar bu hisseleri Şark Demiryolu Bankasına devretmiştir. Sonrasında ise İngilizler bu hisseleri satın almaya başlamıştır. Haziran 1920'de Anadolu Şimendiferleri Şirketi, Mersin Tarsus Adana Hattı Şirketi ve Haydarpaşa Liman Şirketi, Şark Demiryolları Bankasının kontrolüne geçmiştir. Şark Demiryolları Bankasının iki banka ve başka yapıların bulunduğu bir İngiliz sermaye ortaklığı ile kendi aralarında anlaşma sağlamasıyla birlikte Türkiye Milli Demiryollar Şirketi adıyla bir şirket meydana getirilmiştir. 21 Eylül 1923'de yedisi İngiliz olan 14 üyeden oluşan bir idare meclisi kurulmuştur.
Mavi Gök Yayınları·Kitabı okudu
Tarih
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
demir ağlarla ördük ana yurdu dört baştan
1922 ve 1923 yıllarında Amerikan sermayesini temsil eden Chester grubuyla imtiyazlı bir demiryolu yatırım anlaşması için yapılan girişimler sonuçsuz kaldıktan sonra, demiryollarından yabancı sermayenin tasfiyesi doğrultusunda temel bir karar alındı. 1924 yılında Haydarpaşa liman ve rıhtımıyla birlikte Haydarpaşa-Ankara, Eskişehir-Konya ve Arifiye-Adapazarı, 1928 yılında ise Mersin-Tarsus-Adana demiryolu hatları devletleştirildi. 1926 yılında ise kabotaj (yani Türk limanları arasında deniz ulaşımı yapma) hakkı, yabancı sermayeye yasaklandı. Bu gelişmelere bağlı olarak demiryolları, Cumhuriyet rejiminin ilk modern ve dinamik devlet işletmeciliği olarak ortaya çıktı. Bu yıllarda devlet yatırımlarının yöneldiği başlıca üretken alan, dönemin ifadesiyle “şimendifer siyaseti” gereği, demiryollarıydı. Limanların ise, yukarıda da belirtildiği gibi, devletin imtiyaz verdiği yerli şirketlerce işletilmesi yeğlendi.
Alıntı
Şimdi daha iyi anladım ve daha iyi öğrendim ki her türden çıkar kurşununun işlemeyeceği bir zırhın içinde hep ayakta kalan, hiçbir koşulun eğip bükemeyeceği bu ülkücülüğün temelinde yatıyor ama bizim mucizemiz.
Alıntı
Onun şimdi, şu Arifiye İstasyonu'ndaki büfenin buğulu camına yazdığı isim, ömrü oldukça her buğulu cama yazacağı isimdir .
Sayfa 85 - Yolculukta kısmından·Kitabı okudu
Edebiyat
"Yurdu dolaştıkça tanınan Aşık Veysel, Hasanoğlan, Arifiye, Çifteler, Yıldızeli, Akpınar KöyEnstitülerinde saz öğretmenliği yaparak, geleneksel kültürümüzün bu ürünlerini okula da sokmuştur. Veysel, geçimini sazıyla sözüyle sağlıyordu. Yaşlılık döneminde Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1965 yılında özel bir yasa çıkararak, "Anadilimiz ve milli birliğimize yaptığı hizmetlerden ötürü" Veysel'e maaş bağlamıştır. Yaşlılığında bu maaşla sağlamıştır geçimini..."