Zaman, sanki bir nehir değil de, üstümüze yağan sessiz bir kar gibi. Örttükçe örtüyor izlerimizi, anılarımızı, gençliğimizi... Eskiden her şey daha berraktı, su gibi, ışık gibi. Şimdi kelimelerin bile tadı değişti, dillerde bir pas tadı. Eski bir mektubu okurken duyulan o ince sızı, Aslında kaybettiğimiz kendimize yakılan bir ağıttır. Dönüp bakınca geriye; bir yığın hayal kırıklığı, Ve avucumuzda kalan birkaç damla hüzünlü hatıra.