On yedi yaşında onunla tanıştığında evliliğin sonsuza kadar süreceğine, devletin insanları önemsediğine ve koruduğuna inanıyordu, ancak bu saf inançları paramparça olmuştu.Kadınların kendi bedenlerinin sahibi olmadıklarını fark etmişti; rahimleri kocalarının ve devletin kontrol etmek için uğraştıkları savaş alanlarıydı. Kocalarının cinsel doyum ve erkek varisler için istila ettikleri, devletin ise gücünü kanıtlamak ve korku yaymak için incelediği,izlediği, koruduğu ve kazıdığı alanlardı. Bedeninin en özel yerlerine devamlı olarak yapılan bu tecavüzler kendisinin kim olduğu hakkındaki fikrini kaybetmesine neden olmuştu. Kesin olarak bildiği tek şey yasaya uygun bir eş ve yasa dışı bir anne olmasıydı.
Ingiltereli iki kucuk kiz kardes babalari tarafindan hic tanimadigi insanlarla Yemene tatile gonderilirler. Ikiside tatile gittikleri icin oldukca heyecanlidirlar. Fakat bilmedikleri sey babalarinin para karsiligi onlari satmis ve hic tanimadigi erkeklerle evlenmis olduklaridir. Yemende kucuk bir koyde kadinlarin soz hakki olmadiğı ve erkeklerin her istedigini yaptigi bir yasama zorlanmislardir. Kitapta 8 yil boyunca bu kucuk kadinlarin yasadigi zorluklar ve zorla getirildikleri bu koyden kurtulma cabalari anlatilmaktadir. İnsan bu kitabı okurken kendi yaşantısını ve aslında hayatımızda ki birçok kaygının ne kadar yersiz olduğunu sorguluyor. Gercek bir hikaye ve okunmasi gereken bir kitap, okumayanlara tavsiye ederim.
Köylerde diğer kadınların hiçbiri okuyup yazamıyordu. Erkekler buna izin vermiyorlardı. Kadınlar hiçbir eğitim almıyorlardı, erkekler bunu güvence altına alıyorlardı. Çünkü öğrenmeye başladıklarında, yaşam koşullarını sorgulamaya, erkeklerle tartışmaya başlayabilirlerdi.