Bazen eski bir fotoğraf, bazen eski bir arkadaş ya da bir köşede unutulmuş eski bir mektup, bize bir zamanlar olduğumuz o kişinin bambaşka bir yere gittiğini hatırlatır.
Zira, orada, onların arasında oturan, ona değer veren, bunu seçen, şunu yazan o insan artık yoktur. Farkına bile varılmadan büyük mesafeler alınmıştır.
"Dostunu severken ölçülü sev, zira günün birinde düşmanın olabilir. Düşmanına da ölçülü bir şekilde buğzet, zira günün birinde dostun olabilir. Tirmizi, "Birr" , 60.
"İnsanlara karşı sevgin ölçülmeyecek kadar çok olsun. Ancak sevginin ekseninde adalet olsun. eğer eksene adaleti koymadan seversen o sevgini zulme dönüştürebilirsin. Aynen düşmanlık yaptığın insanlara karşı da nefretin ekseninde adalet olsun. Eğer onda da adalet olmazsa haklı olsan bile zulme kapı açabilirsin."
Öyle hemen herkesle can ciğer olma. Onlar, hemencecik seninle arkadaş olmak isterler, sana karşı hoş, yumuşak görünürler, arkadaş görünürler, seninle çok ilgilenirler, derdi olan derdini açar sana, insanlar böyledir. Sen kendini hiçbir zaman açmayacaksın.
"İyi arkadaşla kötü arkadaşın misali, misk taşıyanla körük çeken insanlar gibidir. Misk sahibi ya sana kokusundan ikram eder veya sen ondan satın alırsın.
Körük çekene gelince, o, ya senin bedenini veya elbiseni yakar, yahut da ondan sana pis koku sirâyet eder." (Buhâri, Buyû, 38)