Kilisenin çanları çalarken – Fransa'nın üzerinde yükselen kulelerde tatlı tatlı çalan bu çanlar sonradan gürleyen topların sesine karışacaktı–, emin adımlarla yaklaşan bir başka karanlık daha vardı; sefil sesleri bastırmak için çalınması gereken askerî trampetler o gece "Güç ve Bolluk, Özgürlük ve Yaşam" için çalacaktı. Oturdukları yerde durmadan örgü ören bu kadınlar varacakları yere çok yaklaşmışlardı, ileride örgü örerek, uçurulan kelleleri sayarak oturacakları bitmemiş bir yapının çevresini sarıyorlardı şimdi.
Paris'in nispeten daha eski ve daha kalabalık olan bölgelerinde olsa, böyle bir merdivenin, bütün o teferruatlarıyla kötü görünmesi doğal karşılanırdı ama o gün, sefalet nedir bilmeyen bu kibar şahıslar için tam anlamıyla iğrenç bir yerdi burası.