Asker temizdir, ama görevde temizlik aramanın imkânı yok. Arkadaşlar yatıyor, "sen de yat" dediler. Battaniyeyi bir açtım, beyaz nevresim hep bit. Buradaki bitler gibi değil oranın biti. Toprak biti, aynı karınca gibi. Çarşaf denecek bir yanı da yok. Bitleri bir kıyıya çektik, uzandık..
Sayfa 116 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Geldiğimden beri sakin hareket etmeye çalışıyorum, mantıktan geçiriyorum olayları. Bazı insanlar beni kahraman olarak görüyor, azınlık bunlar. Ama toplum 11 yıldır süren olaya ilgisiz. Televizyonda duyuyorlar, üç kişi ölmüş, Allah kahretsin, iki küfür tamam. Buradaki insan kesinlikle Doğu'daki olayla ilgili değil. Benim oraya gidip gitmemem onu ilgilendirmiyor. Geldiğimden beri çoğu arkadaşımla görüşemedim, iş peşinde koşturuyoruz. Arkadaşlar biraz çekiniyor gibi, "acaba sakat bir tip mi olmuş" diye. Bu beni üzüyor tabii ki, gelip sorabilirler..
Sayfa 105 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Reklam
Biz geçmişte kadına verdiğimiz değerle övünüyor, değer vermediğimiz dönemleri yalanlıyoruz. Ve ne yazık ki her geçen gün çağdan da imtiyazdan da uzaklaşıyoruz. Haksızlıklara karşı verdiğimiz mücadele iki sosyal medya paylaşımıyla iç rahatlatmaktan ibaret kalırsa yetmez. Film ve dizilerde kadınları aşağılayan senaryoları, fitne, fesat, çirkeflik yapan, para ve her türlü entrika peşinde koşan, birbirinin kuyusunu kazanan kadınları topluma dikte eden, yeni nesile kötü örnek olan bu kurguları ve yarattıkları kadın karakterleri sessiz, normalmiş gibi izlemekte olmaz arkadaşlar. Bana dokunmayan yılan bin yaşasınla bu çark değişmez. Bugün ona, yarın sana, bana görmezden gelirsek gelecekte bizi de görmezden gelirler. Susmayı hanımlık, gizlemeyi iffet, korkmayı nezaket saydıkça hak da kaybedilir güç de haliyle saygıda…
Sayfa 74·Kitabı okuyor
Telsizle birileriyle görüşme yaptılar. Dediklerine göre, hapisteki arkadaşları bırakılırsa, onlar da bizi bırakacaklardı. Herhalde başbakanla görüştüler. O zaman, herhalde başbakan Erdal İnönü'ydü. Onlar hapistekileri bırakmayı kabul etmeyince bizi dağa çıkarttılar. Bizi tek sıra dizdiler, sonra da taramaya başladılar. Kendimi yere attım, hiç kurşun almadım. İçlerinden biri, "yaralı kalmasın" dedi. İkinci taramada yedi kurşun isabet etti bana. Akşam altıda PKK'nın eline geçtik. Sabaha karşı üçte kurşuna dizildik. Yani, o saate kadar konuştular, dağları gezdirdiler. Kurtulacağımızı hiç ummuyordum. Hiç ölümden korkmadım. Öldürmedik, ölmedik. Arkadaşlarım öldü. Bizi araba konvoyu gibi, tek sıra yürütüyorlardı. Birbirimizle konuşmamız yasaktı. Yardım geç geldiği için çoğu arkadaşımız can çekişerek sabaha karşı öldü. Benim üzerimde Ahmet adında bir arkadaş vardı, ölü, vurulunca üzerime düşmüştü. Yara almayan arkadaşlardan birine, "Ahmet'i üzerimden al" dedim. Almadı. "Biz, haber etmeye gidelim" dedi. Yaralanmayan arkadaşlar dağları aşıp en yakındaki karakola gitmişler. Ka-rakol yeterli değilmiş, yardım gelmedi. Sabah altı buçuk yedi civarında haber vermişler. İki saat sonra helikopter geldi. Onlara katılmayı kabul eder gibi yapmak aklıma geldi. O zaman da kabul etmeyen arkadaşları önümüze dizecekler, elimize silah verecekler, "vurun" diyecekler. Ken-di aklımızla öyle düşünüyoruz. Arkadaşına nasıl kurşun sıkacaksın ki? Böyle de ölüm, öyle de... İnsanca ölmek başka, öbür türlü, affedersin, hayvanca..
Sayfa 81 - Metis Yayınları·Kitabı okuyor
Anı
Ama arkadaşlar birbiri adına düşünebilmeliler, bilhassa kendi adımıza düşünemediğimiz zamanlar...
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Alıntı
İnsanlar bu yüzden mi bir partner isterlerdi? Zor bir günün sonunda bir seyleri birlikte atlatmış olmanın yarattığı o his yüzünden mi? Bunun güzel bir his olduğunu inkâr edemezdi. Iris'in annesi teyzesi ve kuzeni her zaman yanında olmuşlardı. Yeni kariyerler edindiği gibi yeni arkadaşlar edinmişti. Ama bir partnerinin olması farklı bir deneyim olabilirdi. Orada oturmak, gülmek ve Archer'la içki içmek... Bütün gün hasta bir çocuğa baktıktan sonra günün stresini atmak.. Belki isteyebileceği bir şeydi bu. Bir gün.
Sayfa 194
Edebiyat
Reklam
Reklam