kendini bu gidişle uydurdugu taktirde çok geçmeden yemek yemeye de, -İnsanların onda dokuzu gibi-konuşulmaya değer bir konu gözüyle bakmaya başlayacaktı; üstelikte bu konuda en çok açlar değil karınlarını fazlasıyla doyurbilme olanağına sahip olanlar konuşurlardı.
Hem unutmayın ki kararsızlık da aslında bir karardır. Eğer siz bir karar vermezseniz başka birisi sizin yerinize karar verecektir çünkü ve hoşunuza gitsin ya da gitmesin siz de herkesle birlikte bu karara uymak zorunda kalacaksınız böylelikle güdülmeye seçmiş olacaksınız ve bunun bütün sorumlulugu da size ait olacak sistemin bir parçası olarak sistemin dışında kalamazsınız kalamazsınız
Ama başka bir açıdan bakıldığında kadim insan, teknoloji çağının insanından daha güçlü, daha özgür, daha bagimsiz degil miydi? Yedigini/içtiğini/ giydigini kendi üretiyor, evini kendi yapiyor, aracinin kırılan tekerini kendisi onariyordu. Yasamak için kimseye gereksinimi yoktu onun. Bir savasa katildiginda ise kendi yetisi: bileginin kılıcının, okunun gücüydü önemli olan. Ustelik tehlikenin nereden geldigini biliyor, düsmaninin kim oldugu konusunda hiç kuskusu bulunmuyordu. "Ya simdi?" diye sordu Dantel kendine “Ya simdi, simdi öyle mi? Evindeki elektronik aygıtlardan hangisini kendin onarabiliyorsun? Calsmayan televizyonun, stop etmis araban karsisinda paniğe kapılmıyor musun? Ya yediklerin ictiklerin? Hangisini kendin üretiyorsun? Genleriyle oynanmis, zararli maddeleri içeren ürünler karsisinda çaresizsin. Daha fazla kazanç için senin yaşamını hiçe Sayan bu maddeler evrenindeki değerin bir böcekten farksız