Milli mücadele temasının sonuna kadar sömürüldüğü bir dönemde yazılmış bir roman. Mücadeleye dair kitapta geçen tek bilgi yok. Şimdilerde nasıl popüler olan Osmanlı yada Mevlana hakkında yüzlerce kitap görüyorsak , Peyami Safa da döneminin para getiren konusunu kullanmış bir isim.. İskender pala, elif Şafak, Yavuz bahadıroğlu'ndan hallice işte. Türk edebiyatının genel sorunu romantik tarihçilerin!!! güya tarih romanı adı altında , yer yer cümle aralarına serptiği Arapça farsça kelimelerle, fantastik aşk hikayelerini tarihsel bir dönemle servis etmeleri. Milli Mücadele, Osmanlı, Sakalar, Mevlana yada şems yazmak zorunda değilsin ki neden zorluyorsun yani?
Diğer konu edebiyatın genel sorunu, tüm aşk hikayelerinde baş rol olan kadın karakter romanda, şiirde öyle güzel sevilir ki sanarsın yazar sevgilisine eşine tapıyor. Kadın kısmı diye aşağılanan toplumda, kadın dediğin namuslu olacak ilk sevdiği öptüğü ben olacağım denen bir toplumda , birden fazla erkekle aynı anda görüşen, flört eden kadın hangi dönemde hoş karşılanmış ki Peyami Safa vedia karakterini ortaya çıkarmış?
Kitabın içinde o kadar yabancı kelime var ki kitap belli ki halk için değil belli bir zümre için yazılmış prestij eseri. Zaten konuda halktan uzak, güya milli ruhu temsil eden birkaç isim figüran olarak laf olsun diye konmuş.
Orhan bir muallim baskıcı bir imam babanın oğlu. Sarığını çıkardığı için araları bozulur. Öğrencilerinden tahsinin başka bir öğrenci cemilin başını yaralaması sonucunda cemilin akrabası vedia ile tanışır. Vedia her kendiyle ilgilenen erkeğe hayır diyemeyen kararsız bir kadındır. Batı sevdalısı yengesiyle beraber yaşayıp batı tarzı hayat sürer. Orhan a ilerleyen bölümlerde amcasından miras kalır zengin olur (klişeye bak) ancak sağlığı bozulmaktadır.. Kitabın sonunu yeşilçam gibi