Kesik Kulak
Van Gogh, paketi verdikten sonra hiçbir şey olmamış gibi sessizce odasına döndü ve kanlar içindeki yatağında uykuya daldı. Ertesi sabah polis onu kan kaybından ölmek üzereyken buldu. Kulağını emanet ettiği o genç kadın ise bu travmatik gecenin izlerini hayatı boyunca taşıdı. Neden kesik kulağını o kıza verdi..? Neden o kızı seçti..? En çarpıcı ve en çok kabul gören teori şu, Van Gogh'un yaşadığı Arles kasabası, kanlı boğa güreşleri ile meşhurdu ve Van Gogh bu güreşleri sık sık izlemeye giderdi. Bu güreşlerin çok vahşi bir geleneği vardır: Matador boğayı öldürüp zafer kazandığında, boğanın kulağını keser ve arenadaki izleyiciler arasından seçtiği bir kadına ödül olarak sunardı. Gauguin ile yaşadığı kavgada kendini yenilmiş bir boğa gibi hisseden Van Gogh'un, kendi kulağını kesip bunu genelevdeki bir kadına sunması, bilinçaltında bu kanlı matador ritüelini canlandırdığı şeklinde yorumlanır. Kendisini hem kurban hem de matador yerine koymuştur. Van Gogh'un da kendini toplumdan dışlanmış, yaralı ve kusurlu gördüğü biliniyor. Kriz anındaki o karanlık mantığıyla; kendisi gibi acı çeken, bedeni parçalanmış bu kadına,(kadın köpek tarafından ısırıllmıştır) kendi bedeninden bir parça vererek sapkın bir empati kurduğu düşünülüyor. Sanki kendi kanlı etini, onun eksik veya yaralı etinin yerine koymak istemişti. # @lıntı
vincent van gogh ömrü boyunca yalnızca bir tablo sattı. bu tablo arles'te kırmızı bağ olarak adlandırılıyor
Reklam
Arles'daki Yatak Odası(1888)
"Ben size bir şey söyle­yeyim mi memur bey: Dünyada ressam takımından daha kö­tü kiracı yoktur! Domuz ahırına çevirirler evi, pislik içinde yaşarlar." Bir Delinin Anı Defteri - Palto - Burun - Petersburg Öyküleri ve Fayton s.95
Alıntı
Van Gogh'un tablolarındaki sarı renk, çoğu kişinin sandığı gibi neşenin rengi değildir. Bazen insan, en parlak renkleri karanlığına karşı savunma olarak seçer. Ayçiçeklerine bakarken güneşi görürüz, ama Van Gogh belki de hiç ulaşamadığı sıcaklığı arıyordu. Her fırça darbesi biraz daha yaklaşma çabasıydı. Gökyüzünü döndürdü, yıldızları titretti, tarlaları ateşe verdi. Çünkü dünya onun gözünde durmuyordu; her şey sürekli hareket ediyor, sürekli kaçıyordu. Belki de bu yüzden tabloları hâlâ nefes alıyor gibi görünür. Çünkü onlar manzaralar değil, bir insanın içindeki fırtınanın haritalarıdır.
Sanat
Vincent Van Gogh
🎨 Café Terrace at Night (Place du Forum, Arles) - 1888
Resim
Vincent Van Gogh
🎨 View of Arles with Irises in the Foreground - 1888
Resim
Reklam
Reklam