Çıkış Yok'tan Octavio Paz'a: Araftaki Paradoks
Puan vermedi
Sartre'ın çıkış yok adlı oyununun meşhur repliği: “L’enfer, c’est les autres.” “Cehennem başkalarıdır." İnsan, kendini çoğu zaman başkalarının gözünden tanımlar, <bazen bir özne olmaktan çıkıp bir nesneye dönüşür> başkasının yargısı, beklentisi ve bakışı, benliğin etrafına görünmez duvarlar örer. Bu yüzden ilişki, yalnızca bir temas değil, aynı zamanda bir sınır deneyimidir ki kişiyi bazen sıkıştırır ve bu sosyal ilişki bazen özgürlüğü daraltan bir “cehennem” gibi hissedilir. Öyledir. Belki de mesele “başkası” değil, başkasının bizi nasıl gördüğüdür. Çünkü aynı bakış, hem kurucu hem yıkıcı olabilir. Bu noktada paradoks kaçınılmazdır: Cehennem başkalarıysa, cennet de başkalarıdır. Hayat, başkalarıyla kurduğumuz ilişkilerin içinde şekillenir; iyi ya da kötü diye adlandırdığımız her şey, bu temasın içinden doğar. İnsan, ilişkilerden bağımsız bir varlık değildir; onlarla birlikte biçim alır. Octavio Paz ise "ben'i" bambaşka bir yerden okur, bir şiirinde: Biziz ötekiler, ben kendimden başka biriyim, davranışlarım bana daha çok benziyor başkaları gibi davranırken, kendim olmak için başka biri olmalıyım, bırak kendini, başkalarında ara kimliğini, başkaları da yok eğer ben yoksam, başkalarıdır veren bana varlığımı, ben kendim değilim, ben diye bir şey yok, hep biz varız, yaşam başka biridir, cennet başka biridir, senin ve benim ötemde.
İnceleme
Gizli OturumJean-Paul Sartre · Milli Eğitim Bakanlığı Yayınları · 1950585 okunma
6/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 22:55
"Papalagi" (veya orijinal adıyla Der Papalagi), Alman yazar Erich Scheurmann tarafından 1920 yılında yayımlanmış oldukça sıra dışı ve düşündürücü bir kitap. Papalagi denince beyazlar ya da yabancılar anlaşılır. Ama sözcüğü sözcüğüne çevrilirse göğü delen anlamına gelir. Samoa'ya ilk misyoner bir yelkenliyle gelmişti. Yerliler bu beyaz yelkenliyi ufukta bir delik olarak gördüler, beyaz adamın içinden çıkıp kendilerine geldiği bir delik. O, göğü delip geçmişti. Kapitalizmin yaşatıldığı sekuler toplumu daha yakından tanımak için, modernliğin medeniyet diye pazarlandığı sistemi görmek istediğimizde tüm açıklığı gerçekliği ile "Papalagi" karşımızda. Kitap ismi ile iddialı ve dikkat çekici olduğu kadar, kısa olmasına rağmen yine de anlamlı, bakış açısı sunması, düşündürücü olmasıyla beni kendine çekti ve okurken içimden tebrikler sunduğum bir kitap oldu adeta. Özellikle Afrika Dramını okuyup bu konuda bir ders aldıktan sonra, kapitalizm ve demokrasi gibi, "Kur'an'ın da ifadesiyle; yaldızlı sözler" ile insanların nasıl kandırıldığını, insanların peşinden koştukları dünya ve içindeki nimetlerin aslında aracı iken nasıl yegane amaca dönüştüğünü anlatan ve yeniden anladığım çok güzel bir kitap. İnsanoğlu tabiatı gereği unutan, dalan, günaha meyilli bir varlık olması nedeniyle kendine hakikati anlatacak, yaşamının içindeki yaratılanların amacını hatırlatacak türden kitaplar okumaya muhtaç. Özellikle de mana ile maddenin yer değiştirdiği, anlam kargaşası yaşandığı, duyguların renginin kaybolduğu bir çağda, bir zaman diliminde Batıyı ve batının bize sunduğu ya da dikte ettiği kültürü, bugün özenilen o Avrupai yaşamın aslında arka planını çok güzel anlatan bir kitap ve her insanın okumasını istediğim, dili hafif bir kitap oldu benim için. Papalagi yani beyaz adam, sömürünün
1000Kitap
Göğü Delen AdamErich Scheurmann · Ayrıntı Yayınları · 202017,2bin okunma
Reklam
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2025 1. kitabı
·
56 günde okudu
·
Okunma: 07 Ocak 2025 01:02
Hasretinden Prangalar Eskittim benim için sadece bir şiir kitabı değil, aynı zamanda aramda özel bir bağ olan bir eser. Bu yüzden okurken şiirlerin anlamı benim için daha da derinleşiyor. Ahmed Arif’in aşkı, özlemi ve hasreti güçlü bir şekilde anlatan dizeleri, kitabı sadece okunacak değil, hissedilecek bir eser haline getiriyor. Hem duygusal anlatımı hem de benim için taşıdığı özel anlam sayesinde unutulmaz oldu. Seni, anlatabilmek seni. İyi çocuklara, kahramanlara. Seni anlatabilmek seni, Namussuza, halden bilmeze, Kahpe yalana. Ard- arda kaç zemheri, Kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu. Dışarda gürül- gürül akan bir dünya... Bir ben uyumadım, Kaç leylim bahar, Hasretinden prangalar eskittim. Saçlarına kan gülleri takayım, Bir o yana Bir bu yana... Seni bağırabilsem seni, Dipsiz kuyulara, Akan yıldıza, Bir kibrit çöpüne varana, Okyanusun en ıssız dalgasına Düşmüş bir kibrit çöpüne. Yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin, Yitirmiş öpücükleri, Payı yok, apansız inen akşamlardan, Bir kadeh, bir cıgara, dalıp gidene, Seni anlatabilsem seni... Yokluğun, Cehennemin öbür adıdır Üşüyorum, kapama gözlerini...
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Puan vermedi·88 syf.·
2026 58. kitabı
Kaşgarlı Mahmut'un çocukluğundan vefatına kadar hayat hikâyesini, yazdığı sözlüğü merkeze alarak anlatıyor. Ne kadarı kurgu bilemiyorum ama ailesini kaybetme hikâyesi gerçek sanırım. Soylu bir aileden geldiği için iyi şekilde yetişme avantajına sahip olsa da küçük yaşta ailesini kaybedip topraklarından kaçmak zorunda kalması çok üzücü. Babası ve dedesiyle büyümeye devam edip zamanı gelince hükümdar olsa böyle bir eser kaleme alamayabilirdi belki. Olanda hayır vardır deyip diğer noktalara geçelim. Kaşgarlı Mahmut, çalışkanlığı ve tevekkülüyle önemli bir örnek. Bu tip seriler bu yüzden çok kıymetli. Ne acıdır ki Müslümanlığı kabul eden ilk Türklerin şimdi inançlarından zorla koparılmaya çalışıldığına hiç değinilmemiş. Hikâye içinde değinilmesi mümkün olmasa da sonunda Kaşgar'ın bugünü hakkında da bilgi verilip Doğu Türkistan'daki zulme dikkat çekilmesi kıymetli olurdu. Kaşgarlı Mahmut'un türbesinin de orada olması ayrıca kıymetli. Pek çok insanın o coğrafyaya ziyaretine vesile olur belki... Bilirsek tabii, kimin kim olduğundan, kabrinin nerede olduğundan haberdar olabilirsek... Bunun için çabalayabilirsek.
Bir Kelime SeyyahıÖzgür Aras Tüfek · Erdem Çocuk Yayınları · 2016373 okunma
MUHAKKAK OKUNMASI GEREKEN İBRETLİK BİR ESER.
Puan vermedi·472 syf.··
2026 4. kitabı
(E) TUĞGENERAL MUSTAFA KÖSE’NİN “KURSAK” KİTABI DEĞERLENDİRMESİ Bordo bereli (E) Tuğgeneral Mustafa Köse generalimin bu kitabı çıktığı günden itibaren okuma listemde idi. Kendisiyle X platformu üzerinden takipleşmeye başladık ve ona iki kitabımı göndermek istediğimi yazdığımda, o da bana kendi kitabını, hayatımda gördüğüm -ancak bir hattatın kaleminden çıkabilecek kalitedeki- en güzel el yazısı ile adıma imzalanmış olarak gönderme nezaketinde bulundu sağ olsun. Kitap elime geçer geçmez hemen okumaya başladım. 471 sayfalık kitabı, 7 Mayıs günü okumaya başlayıp 10 Mayıs günü bitirdim. (“Elbette okurum abicim, ne demek! Dönüş de yaparım en kısa sürede. Sen gönder” deyip hediye aldığı bir kitabı okumayan, bir türlü bitiremeyen, 6 ayda 50. sayfaya gelemeyen, ara ara sorulduğunda; “valla okuyacam abe!” deyip 40 tane mazeret sıralayanlara gelsin…) 1988’de Kulesi Askeri Lisesi’nden, PKK terörünün ve PKK ile amansız çarpışmaların zirvede olduğu 1992 yılında da Kara Harp Okulu’ndan mezun olan sayın generali, kitabın başında kendisini tanıttığı bölümden bir alıntı ile şöyle tanıtayım: “Yurt içinde Cudi, Gabar (Küpeli), Herekol (Yazlıca), Kaval ve Tandır dağları ile Besler Dereler’den Tunceli’nin zirvelerine, Diyarbakır ve Siirt kırsalından Hakkari’nin hudut karakollarına kadar terörle mücadelenin en çetin coğrafyalarında görev yapmış; sınır ötesinde ise Irak’ın kuzeyinde Zaho, Duhok, Erbil, Musul ve Kandil başta olmak üzere kritik operasyonlara bizzat katılmıştır. İran’daki müşterek özel keşif harekatlarında ve Suriye harekat alanında da aktif görevler üstlenmiş; Bosna ve Kıbrıs gibi bölgelerde de stratejik görevler icra etmiştir. Son olarak Şırnak/ Akçay’da konuşlu 6’ıncı Tugay Komutanı olarak görev yapmış; iki yıl boyunca Pençe-Kaplan Harekatı’nı başarıyla sevk
KursakMustafa Köse · Nergiz Yayınları · 20253 okunma
Genç Kızlar, Yitik Kızlar
4/10
·352 syf.·
2026 51. kitabı
Selam. Güncel olarak epey sinirliyim. Duygularımı daha iyi aktarabilmek için arkadan gerilim müzikleri playlisti açtım. Hazırsanız, başlıyorum. Kitaba büyük beklentiyle başladım çünkü güvendiğim insanlar tarafından önerilmişti. İlk elli sayfada yarım bıraktım. Aylar sonra geri dönüp birkaç saatte bitirdim çünkü dili gerçekten akıyor. Ve maalesef sinirlenmemin sebebi de tam olarak bu: bu kitap korkunç derecede harcanmış bir potansiyel. Rstan çıkmak için tercih edebileceğiniz bir kitap. Ve arkadaşlar, birazdan söveceğim her şeye rağmen kitap GERÇEKTEN ÇOK YÜKSEK BİR POTANSİYELE SAHİP! Potansiyeli yok sayan yazarlar beni çıldırtıyor. Yazarı hepimiz tanıyoruz, Sessiz Hasta nın yazarı. Ben kitapları yazarın diğer kitaplarıyla karşılaştırmaktan nefret ederim ve konuyu da kıyaslama yapmak amacı ile açmadım zaten. Sessiz Hasta benim için çok tahmin edilebilir ancak hiç tatmin etmeyen bir kitap olmuştu. Sanırım yazar ile sorunlarım var, asla anlaşamayacağız gibi görünüyor. Eleştirime geçmeden önce kitabın konusundan bahsetmek istiyorum. Hikâye, Londra'da yaşayan grup terapisti Mariana Andros ile başlar. Mariana, bir yıl önce Yunanistan tatili sırasında denizde boğularak ölen eşi Sebastian'ın yasını tutmaktadır. Hayatı durma noktasına gelmiş, hastalarıyla olan profesyonel sınırları bulanıklaşmış ve anılarına hapsolmuş durumdadır. Mariana'nın dünyası, Cambridge Üniversitesi'nde okuyan yeğeni (ve kızı gibi sevdiği) Zoe'den gelen panik dolu bir telefonla sarsılır. Zoe’nin en yakın arkadaşı Tara, üniversite kampüsü yakınlarında vahşice öldürülmüş olarak bulunmuştur. Mariana, yeğenine destek olmak ve kendi öğrencilik yıllarının geçtiği Cambridge'e dönmek üzere yola çıkar. Mariana kampüse vardığında, Tara'nın ölümünün sıradan bir cinayet olmadığını fark eder. Odağında, Yunan
Edebiyat
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,280 okunma
Reklam
Reklam