"Artık şimdi Enver'in gazete makalesi yazıyor, ihtilâl nizamnâmesi yapıyor, İslâm'ı ayaklandırmaya çalışıyor ve inşaallah olacaktır. Doğrusu ben bunu Türkiye'de bin nâzırlığa değişmem."
"Suavi Merhum'un istibdat duvarına çaktığı çivi, benim tırmanmama yardım edecekti. Merhumun cesaretine hayran olduğumdan, ben de, aynı ismi nam-ı müstear [takma ad] olarak almıştım. Merkez-i Umumi evrakına Suavi diye, muhaberatta ilk evvel kullanılmasına sebep olan dört köşe kufi yazıyla imza ederdim."
"Bir de başka Türklerden mi, Araplardan mı yana olacağımı soruyorsunuz! Benim ve Seyyid Ahmet için Müslümanlıkta milliyet yoktur. İslam dünyasının etrafında neler olup bittiğine bir göz atmak yeter..."
Ali Suavi de diğer Yeni Osmanlılar gibi sosyal ve siyasi fikirlerinin kaynağını islam dininden alır. O, siyasi bir rejim olarak monarşiyi kabul eder; ancak monarşi'nin despotizm olarak anlaşılıp, liderlerin kendilerini kanunların üzerine görmelerine şiddetle karşı çıkar. Suavi'ye göre padişah, halife kim olursa olsun, mutlak hakim yani her konuda dediği dedik ve sorumsuz olamaz. Devlet başkanını ve hükümetleri sorumlu tutan kontrol mekanizmalarının varl ığını savunan yazar, Allah'tan başka hiç kimsenin mutlak hakim olamayacağını söyler. Bundan dolayıdır ki O, "Halk Hakimiyeti" tabirine de karşı çıkar, "El Hakimu Hüvallah" ( Hakim Allah'tır) makalesinde bu tabiri tahlil eder ve İslam dinine göre hakimiyetin şeri'atte olduğunu ve şeri'atın da Allah'tan geldiğini vurgular.