Puan vermedi·360 syf.··
2026 4143. kitabı
Cara Hunter yine ters köşe yapmayı başaran, okuru sürekli şüphe içinde bırakan bir kurguyla karşıma çıktı. Marina Fisher Ne Saklıyor? ilk sayfalardan itibaren alışılmış suç hikâyelerinin dışına çıkacağını hissettiriyor. Çünkü yazar, okurun yıllardır ezberlediği kalıpları daha en başta ters yüz ediyor. Suçlamanın yönü değişince, ister istemez kendi önyargılarınızı da sorgulamaya başlıyorsunuz. En sevdiğim nokta, olayın yalnızca "kim yaptı?" sorusuna odaklanmaması oldu. Asıl mesele; insanların gördüklerine ne kadar kolay inandığı, güç dengelerinin nasıl değişebildiği ve gerçeğin çoğu zaman ilk bakışta göründüğü gibi olmamasıydı. Her ifade, her tanık ve her yeni bilgiyle fikrim birkaç kez değişti. Tam "artık çözdüm" dediğim anda gelen yeni bir detay bütün taşları yeniden dağıttı. Adam Fawley serisini zaten severek takip ediyorum ama bu kitapta onun kişisel hikâyesinin de ön plana çıkması beni ayrıca etkiledi. Meslek hayatıyla özel yaşamının kesiştiği bölümler, yalnızca bir polisiye okumadığımı hissettirdi. Özellikle sonlara doğru yükselen tempo gerçekten nefes aldırmıyor. Sayfaları "bir bölüm daha" diyerek çevirdim. Cara Hunter'ın gazeteler, mesajlaşmalar, sorgu kayıtları ve farklı belge türleriyle kurduğu anlatımı yine çok başarılıydı. Bu teknik, olayların tam ortasındaymışım hissini güçlendirdi ve hikâyeyi daha da gerçekçi kıldı. Final ise yazarın alametifarikası olan cinsten. Beklenmedik, sarsıcı ve geriye dönüp küçük ipuçlarını tek tek hatırlatan bir sondu. Polisiye ve psikolojik gerilim sevenler için kesinlikle tavsiye edeceğim bir kitap. Önyargılar, manipülasyon, güç ilişkileri ve adalet üzerine düşündüren; sadece katili bulmaya değil, gerçeğin ne olduğuna da odaklanan oldukça başarılı bir romandı. Ben yine Cara Hunter'ın okuru son ana kadar avucunun içinde tutmayı
Marina Fisher Ne Saklıyor?Cara Hunter · Olimpos Yayınları · 202593 okunma
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 05:58
Vay canına... Ben ne okudum böyle? Uzun zamandır beni bu kadar içine çeken bir kitap olmamıştı. Bir dakika bile elimden bırakamadım. Her bölümde "Tamam, artık her şeyi çözdüm." dedim ama yazar beni her seferinde ters köşe yaptı. Finalini asla tahmin edemedim! Üstelik sadece olay örgüsü değil, karakterlerin derinliği ve psikolojik çözümlemeleri de inanılmazdı. Sayfalar ilerledikçe kime güveneceğimi şaşırdım. İçindeki birçok cümlenin altını çizmek istedim; bazı satırlar uzun süre aklımdan çıkmayacak kadar etkileyiciydi. Bu kitap bana bir kez daha gösterdi ki, görünen hiçbir şey aslında göründüğü gibi değil. Her ayrıntının bir anlamı varmış ve bunu finalde fark etmek gerçekten müthişti. Gerilim ve psikolojik gizem seven herkesin mutlaka okuması gereken bir kitap. Benim için uzun süre etkisinden çıkamayacağım, unutulmaz bir okuma deneyimi oldu.
Kocamın KarısıAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 2026155 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kai demek istiyorum sadece
10/10
·600 syf.··
2026 215. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 12:03
Benim çok severek okuduğum serinin üçüncü kitabı Kalbe Düşüş kitabını okuyana kadar favorim Doğru Hamleydi artık net olarak Kalbe Düşüş.Büyük konuşmak istemiyorum de 2026 en sevdiğim romantik kitaplardan net ilk üçte belkide birinci sırada olacak. Kai benim bugüne kadar okuduğum en güzel bekar baba oğlu için mesleğinden dahi vazgeçmeyi düşünüyor. Çünkü ona yetemediğini düşünüyor. Hayatını sadece oğluna göre yaşan bir adam Kai. Max o kadar güzel seviyor ki. Miller de , babasına layık olmaya çalışıyor. Hayatı boyunca en iyi ben olmalıyım diye düşünüyor bunun da bir nedeni var tabi. Babası onun için kariyerinden vazgeçtiği için kendisinin ona layık olması gerektiğini düşünüyor. Ama Monty ne ondan bunu bekliyor ne de istiyor. Kai benim okuduğum en iyi bekar baba. Üstüne çıkan biri olacağını da sanmıyorum. Max’e bayıldım. Ama ona birkaç yer de üzülsem de onu o kadar güzel seven bir babası, amcası ve Milleri var. (Babasının arkadaşları da ona bayılıyor.)Kai, Miller’i o kadar güzel seviyor ki. Miller için mutfak eşyaları alıyor ( ben o sahneler de kalbimi bıraktım.) Miller’i aşık olduğunu anlasa bile yanında kalması için kal diyemiyor. Çünkü Miller’in hayallerin önüne geçmek istemiyor. Ama Miller eğer dönersen seni ben her şekilde beklerim diyor. Hatta benim kitapta en sevdiğim alıntı “Miller. Eğer bir gün kaçmaktan vazgeçip bir yuva kurmaya karar verirsen lütfen benimle kur.” diyor. Spor romantizmi, bekar baba, bakıcı troplarını seviyorsanız net öneririm. Ki ben seriyi komple okumanızı öneririm
1000Kitap
Kalbe DüşüşLiz Tomforde · Ren Kitap · 202685 okunma
Merhaba;
Puan vermedi·435 syf.··
2026 43. kitabı
·
1394 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 04:38
Bu kitabı, psikolojiye ilk adım attığım yılın yazında, tamamen kendi merakımın peşinden giderek sipariş etmiştim. O zamanlar neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmiyordum; sadece içimde anlamaya dair güçlü bir istek vardı. Okudum, bitirdim… üzerinden uzun zaman geçti. Ama aslında hiçbir zaman gerçekten bitmedi. Çünkü bu kitap, yalnızca bir “psikolojiye giriş” kitabı olmadı benim için. Bir başlangıcın, bir arayışın, hatta biraz da kendimi keşfetme çabamın sembolü oldu. Bu yüzden burada hâlâ “okunuyor” gibi durmasını istedim. Bitmiş bir şey gibi değil, hâlâ benimle birlikte devam eden bir yolculuk gibi… Şimdi dönüp baktığımda, o kitabı sipariş eden kişiyle bugün olduğum kişi arasında koca bir yol var. Artık o yolda yürüyen bir öğrenci değilim; o yolu kendi adıyla taşıyan biriyim. Ben artık psikoloğum. Geçtiğimiz ay psikolojiden mezun oldum. Ama bu cümle, sadece bir mezuniyeti değil; yıllarca süren sorgulamaları, öğrenmeleri, kırılmaları ve yeniden kurmaları da taşıyor. Ve belki de en anlamlı olan şu: Her şey, bir zamanlar sadece merak ederek aldığım o kitapla başladı. O yüzden bu kitap burada durmaya devam edecek. Çünkü bazı başlangıçlar, hiçbir zaman gerçekten bitmez.
Psikolojiye GirişClifford T. Morgan · Eğitim Kitabevi · 2009140 okunma
'Kendinizi dizginleme kaslarınızı güçlendirin.'
Puan vermedi·320 syf.··
2026 50. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 02:51
Hikâye 9 ay kıştan sonra sürekli evde olmaktan sıkılmış annemin bütün arkadaşlarını aramamla ve tek tek evlerinden alıp onları pikniğe götürmemle başlıyor. Yaş ortalaması yetmiş, rüzgar çıkınca olası firelere engel olmak için taşıdığım şallar da cabası :) Sonuç kikir kikir gülüşlerle ve -olmazsa olmaz- yaşaran gözlerle müthiş bir grup terapisi... Sözü edilen yaşamlara hiç bir kitapta denk gelemeyeceğimi, hiç bir anlatımın bu kadar keyif veremeyeceğini çok iyi biliyorum. Çünkü hâlâ içinde olduğumuz bu zihin bulanıklığına bulaşmamış, şanslı, ender, narin ve gerçekler... İnternetle tek bağları, gelen Cuma mesajlarında izledikleri videolar ve açabiliyorlarsa whatsapp görselleri, ses dosyaları, torunla torbayla görüntülü aramalar... Neyi kaybettiğimizi görmek isteyenlerin bunu tecrübe etmesini şiddetle tavsiye ederim. Onlardaki yaşam soluğu kimsede yok, maalesef artık dahasını istemekten başka bir şey düşünemeyen çocukları da dahil ederek söyleyebilirim ki; onlarda eksilmeyen bir şeyler var. Çocukların ve torunların ahvalini anlayamayacak kadar duru ve anlamlı bakıyorlar hâlâ... Matt Haig internetin bize neleri getirdiğini ve bizde nasıl etkiler bıraktığını güzel izah etmiş. Bir psikoloji kitabı değil ama kendi psikolojik sorunlarını adım adım içtenlikle anlatıyor olması, kısmen bir vaka incelemesine dönüştürmüş eseri. Öneriler de oldukça mantıklı ve not edilesi. Yine de kendini kişisel gelişim kitaplarının, tekrara düşen, alıntılar ve mottolar defterine dönen, uzak doğu felsefesine ekmek banan atmosferinden kurtaramamış. Çok satanlar listesine giren kitaplardan uzak durmanın doğru bir karar olduğunu bir kez daha anlamış bulunuyorum :) Yaşadığı ağır depresyonun, ekran başında geçirdiği süreyle ilişkisini çok iyi kavramış ve an an bunu aktarabilmiş olması okura çok şey
Kişisel Gelişim
Nevrotik Bir Gezegenden NotlarMatt Haig · Domingo Yayınevi · 20191,724 okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 8. kitabı
Kitapta, göz metaforu ve bu metafora geçmiş yüzyıllardan günümüze kadar yüklenmiş anlamlar üzerinde duruluyor. Öncelikle göz ile kastedilen kaos oluşmaması için, tıpkı bir bekçi gibi devamlı gözetimde olma eylemidir. Bu devamlı gözetim, öncelikle Tanrı üzerinden anlatılıyor. Doğal hukukun hakim olduğu zamanlarda, çözümlenemeyen vakıalar ilahi kurallara göre açıklanıyordu. Burada da buna benzer bir durum söz konusu aslında. Göz doğaüstü bir güce aittir. Bu doğaüstü güç ise Tanrı’dır. Burada anlatılan göz, Tanrının Gözü olarak ifade ediliyor. Daha sonra değişen egemenlik algısı ile göz metaforu tanrısallıktan uzaklaşıyor. Bu noktada öncelikle otorite kavramı gündeme geliyor. Hukuku hakikat değil, otorite belirler görüşü benimsenmeye başlanıyor. Otorite egemenlik göstergesidir ve emir verme yetkisiyle sağlanır. Özellikle burada Bodin’in görüşü önemli ve kitapta özellikle yer veriliyor. Bodin’e göre, emir verme yetkisi kimdeyse egemen odur ve ancak egemen olan emir verebilir. Buradan da anlaşılacağı üzere artık devamlı gözetim tanrı gibi metafizik bir güçten, daha somut ve fiziki olan egemene geçiyor. Buradaki egemenden kastımız hükümdarlardır. Bu noktada Thomas Hobbes gibi düşünürlerin görüşleri devreye giriyor. Daha sonrasında meydana gelen olaylar sonucunda artan hak, hukuk, insan hakları, eşitlik, adalet vb. kavramların ortaya çıkmasıyla ve bunun devamında verilen mücadeleler sonucunda anayasalar oluşmaya başlıyor. Ve bu anayasalarda temel insan haklarının sınırlanamayacağı, hükümdarın mutlak yetkilerinin kısıtlandığını görüyoruz. Bu da artık devamlı gözetimin hükümdara değil yasalara ait olmaya başladığını gösteriyor. Günümüzde artık göz metaforu yasalar üzerinden varlığını sürdürüyor. Yani artık kişilerin yönetimi yerine, yasaların yönetimi gündeme geliyor. Kısaca
Yasanın GözüMichael Stolleis · Ayrıntı Yayınları · 202131 okunma