+ "Rüya düşüncelerinde bilincin rahatsız edici, sorunlu olarak gördüğü bastırılmış istekler, düşünceler ve hayaller varsa ve üstleri kapatılmazsa bunlar kendilerini yıkıcı ve rahatsız edici şekilde gösterebilirler." /Dany Nobus

zeynep

@namut3nahi
·
"Rüyalar, insanlara uyandıklarında hatırladıkları bir hikaye olarak görülebilir ama Freud için bu hikaye, rüyalarımızın sadece üst kısmıydı. Bunun altında kalan kısma, örtülü rüya düşünceleri diyoruz..."
1000Kitap
Aidiyet hissettiğimiz o kuytu köşe her neresiyse, orayı bulup dünyanın keşmekeşine kapıyı kapatmak istiyoruz. Aradığımız ne bir eksik ne bir fazla. Ruhumuzu dinlendiren o telaşsız, korunaklı ve kendi halindeki günlük ritme teslim olmak. Hayalimiz bu.
Edebiyat
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
"Böylece eylemlerimizi, konuşmalarımızı ve davranışlarımızı bastırırız. Ancak zincir yine de alttan alta işlemeye, taleplerini dile getirmeye, iddiasını ileri sürmeye devam eder ve bu da nevrotik semptomun aracılığı ile olur. İşte bu şekilde, bastırma nevrozun ana kaynağıdır." - Jacques Lacan Lacan'ın burada vurguladığı nokta, nevrotik semptomun öznenin başarısızlığı değil, bastırılmış bir hakikatin geri dönüş biçimi olduğudur. Özne, benlik idealiyle, ahlaki talepleriyle veya Öteki'nin beklentileriyle uyuşmayan arzu ve taleplerini bilinç alanından uzaklaştırmaya çalışır. Fakat bastırılan şey ortadan kalkmaz. Freud'un ifadesiyle, bastırılan her zaman geri döner; Lacan'ın diliyle söylersek, gösteren zinciri işlemeye devam eder. Bu nedenle analizde sık karşılaşılan bir durum vardır. Analizan, bazen farkında olmadan, bazen de oldukça bilinçli bir biçimde, kendi arzusuyla ilişkili belirli talepleri analistten saklar. Bunlar çoğu zaman öznenin en fazla yatırım yaptığı ideal imgesiyle çatışan taleplerdir. Çünkü özne, arzusunun hakikatinden çok, kendisi hakkında kurduğu ideal anlatıyı korumak ister. Ancak gösteren zinciri bu sansürü kabul etmez. Söylenemeyen şey, başka yollar bulur. Eğer talep söylem içerisinde yer bulamazsa, semptom aracılığıyla konuşmaya başlar. Eğer semptom da yeterli olmazsa, acting-out biçiminde sahneye çıkar. Böylece özne, söyleyemediği şeyi eylemeye başlar. Analitik deneyimde semptomların şiddetlenmesi ya da acting-out'ların ortaya çıkması çoğu zaman bu bastırılmış talebin yeniden dolaşıma girmeye çalıştığının göstergesidir. Bu nedenle analitik çalışmanın en hassas noktalarından biri, öznenin ne söylediğini dinlemek kadar, neyi söylememekte ısrar ettiğini de duymaktır. Çünkü bazen analizanın en önemli malzemesi, anlattıkları değil,
Yeni günden merhabalarrr İşe giderken Okanı gördüm yolda İsmail durmayınca soramadım. Umuta açık açık kimseyi hayatımda istemediğimi söyledim saygı duyup yoluna çekildi çok şükür. Kübraya kıyafet baktık sonra kahve diyarına geçtik. Feyo felan da geldi oraya sonra da Recep geldi hemen gitti sonra. Eve geldim dedem bizde uyuyordu. Ben de kıyafet denedim ardından makyajımı felan sildim uzanıyorum şimdi annemler ayla ablagilden döndü Meryoş ve anamlayız onları çok seviyorummmm😍
Bir kuşun kalbine yaslanıp Ağlayasım var bugün; Elimi tut..! Arzu Eşbah
İnsan çoğu zaman istediği için değil, vazgeçtiği için kaybeder. Çünkü bazı hayaller zamandan değil, sabırdan beslenir.