7/10
·1025 syf.··
2026 6. kitabı
·
62 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Dört kardeş ve bir babadan oluşan Karamazov ailesi nefret ve entrikalarla dolu bir ailedir.. Baba açgözlü ve şehvet düşkünü bir cehennem kaçkını; büyük oğul gururlu ve öfkeli bir subay; ortanca oğul Avrupa’da tahsil görmüş, analitik, ateist bir rasyonel; küçük oğul sevecen, iyi kalpli bir rahip adayı; gayrimeşru oğul ise bir uşaktır.. Büyük oğul Gruşenka’ya aşık ancak Katerina ile nişanlı, Katerina ortanca oğula , baba ise Gruşenka’ya aşıktır. Gruşenka mavi boncuk dağıtan güzel kadındır.. Bu arzu, kıskançlık ve nefret çamuruna bir de miras eklenmiştir.. Sonuçta ölmesi gerekenler ölür ancak ölen karakterlerin edebi kanı elimize bulaşır.. Çünkü suç işeyen her kimse, bizim içimizdeki suç işleme arzumuzu gidermiş ve kan hepimize sıçramıştır..
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,3bin okunma
Yalnızlık Zamanında Aşk: Samimi Bir Hesaplaşma
7/10
·200 syf.·
2026 126. kitabı
Paul Verhaeghe’nin Yalnızlık Zamanında Aşk kitabı, aşk konusuna dair kalıplaşmış övgülerin çok uzağında, adeta zihnimizin karanlık depolarına el feneri tutan bir eser. Yazar, üç denemeden oluşan bu kitapta Freud ve Lacan’ın kavramlarını ustaca kullanarak aşkın toplumsal doğasını, özellikle de postmodern çağın getirdiği yalnızlık ve yabancılaşma içinde aşkı sorguluyor. Kitabın en güçlü yanı, aşkı sadece romantik bir duygu olarak değil, karmaşık bir dürtü ve arzu dinamiği olarak ele alması. Verhaeghe, özellikle "İmkânsız Çift" ve "Kaçışan Babalar" denemelerinde, modern ilişkilerin altında yatan nevrotik yapıları ve Oedipus kompleksinin günümüzdeki yansımalarını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor. Kitap, modern dünyada zevk almanın neredeyse bir zorunluluk haline gelmesinin yarattığı can sıkıntısı, kaygı ve öfke gibi duyguları da acımasızca teşhir ediyor. Bu açıdan, günümüzün “fast food” tarzı aşk kitaplarına karşı gerçek bir panzehir niteliğinde. Ancak kitabın, özellikle psikanalizle arası olmayan okurlar için zorlu bir okuma olabileceğini de söylemek gerek. Verhaeghe’nin dili zaman zaman oldukça teknikleşiyor ve psikanalizin kendine özgü jargonu, anlatılanların derinliğini hissetmeyi zorlaştırabiliyor. Ayrıca, yazarın toplumsal cinsiyet ve ilişkiler üzerine yaptığı bazı genellemeler, özellikle günümüz okuyucusu için kaba veya klişe gelebiliyor. Tüm bunlara rağmen, Yalnızlık Zamanında Aşk aşka ve ilişkilere dair ezberleri bozmak isteyenler için vazgeçilmez bir rehber. Verhaeghe, kitabın sayfaları arasında okuyucuya hazır cevaplar sunmak yerine, doğru soruları sormayı ve bu soruların cevaplarını kendi içimizde aramayı teşvik ediyor. Eğer aşkı büyülü bir peri masalı olarak görmekten sıkıldıysanız ve bu duygunun psikolojik, toplumsal hatta politik arka planını merak
Yalnızlık Zamanında AşkPaul Verhaeghe · Axis Yayınları · 202327 okunma
Reklam
Söz verdiğim üzere... Araf'a uzunca bir değerlendirme! :)
Puan vermedi·212 syf.·
2026 41. kitabı
Bir ilk roman yazmak zaten başlı başına cesaret isteyen kıvılcım. Hele ki aşk, aile şiddeti, özgürlük, pişmanlık ve kader gibi büyük temalara dokunuyorsa, yazar zihninin odalarını tüm şeffaflığı ile kolektif bilince açmış demektir. Bu nedenle uzun bir değerlendirmeye başlamadan önce Alper Turgay 'i bu cesaretinden dolayı tebrik etmek isterim. Romanın bende bıraktığı düşünsel etkilerine geçmeden önce, yapısına ve anlatım biçimine özellikle değinmek istiyorum. Araf akıcı ve kolay okunabilir bir dile sahip. Ağır betimlemeler ve uzun cümleler içermiyor. Ancak yapısı gereği zamanın sürekli kırılması, gerçek ile hayalin iç içe girmesi, aynı olayın iki farklı anlatıcı tarafından yeniden kurgulanarak anlatılmasi dikkatimi çeken en önemli unsurlar oldu.İki ayrı anlatıcı varlığı; bazı sayfaların yer yer tekrara düşmesini gerektiriyor. Dikkatli bir okur değilseniz ve yeni duyguya geçiş yapmakta zorlanan yapınız varsa okuma ritmini kesen bir dezavantaj olabilir. Bütün bu yapı ile desteklenen içsel yoğun monologlar, psikolojik ve sosyal katmanların olası sonuçlarının yansıması kitabi kolay okunur bir düz yazı olmaktan çıkartıyor.Tam olarak radikal bir modernist anlatım, demek iddialı olsa da; büyük oranda beklentiyi karşılıyor. Kurgusal çerçevede ve yüzeyde "aşk romanı" gibi görünse de; derinde psikolojik, varoluşsal ve sosyal katmanlar üzerinden kurulmuş bir roman denemesi izlenimini verdi. Çünkü romanın kurgusu spiral bir düzene dayanıyor ve bölümlere ayrılmış. Beren, Adara, Sezer, Gökhan, diger bütün karakterin anlatılarının merkezi bir şekilde Ercan’in hayatın anlamini aradığı, çözülmez ic çatışmalarinin merkezinden birleşiyor. Bu üç katman üzerinden oluşturulan ortak temalar sosyolojik olarak zihnimi bir soru merkezinden besledi; “Birey, geçmişinin ve toplumun onayladigi
Alıntı
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202619 okunma
Tekrar Tekrar Okumaktan Bıkmayacağım
10/10
·240 syf.··
2026 23. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
Mahvolmuş bir vaziyetteyim ve sanırım bu kitabı sindirmem için epey bir zaman gerekecek. Kitap kulübümüzün haziran ayı kitabı Onur Ayı'na özel bir konseptle Adınla Çağır Beni seçilmişti. Bu beni epey bir mutlu etti çünkü yıllar önce filmini seyrettiğimden beri kitabı delicesine merak ediyordum ve hiç vakit kaybetmeden kitabı okumaya başladım. Fazlasıyla etkileyici, tutku ve şehvetle donatılmış, tüm çıplaklığı ve ilkel duyguları ile okuduğum bir aşk hikayesiydi bu. Oliver ve Elio, Elio ve Oliver... Bizim ülkemizden pek çok okurun tanımladığı "sapkınlık" veya "rezillik" yorumlarına hiç katılmadığımı söylemek istiyorum. Çünkü aşk biraz da böyledir, sevgili dostlar. Aşk; arzu ve şehvetten bedeninizin yanıp kavrulduğu ve "o kişinin" her şeyini bütünüyle istediğiniz bir duygudur. Sonsuz bir çekim vardır aranızda ve o kişinin her bir zerresine muhtaçsınızdır. İşte Elio da böyle duygularla görüyor Oliver'ı. Kitabı okurken elimden kalemi düşürmedim, altını çizdiğim bir sürü satır oldu. Yorumumda bu alıntılara da yer vereceğim. "Dostluk sözcüğü geldi aklıma. Ama herkes tarafından bilindiği şekliyle dostluk hiç ilgimi çekmeyen, yabancı, ekilmemiş toprak gibi bir şeydi. Oysa benim, onun taksiden inmesinden Roma'da vedalaşmamıza dek hep istediğim şey belki de bütün insanların birbirinden istediği, yaşamı yaşanabilir kılan şeydi." Elio'nun ne istediğini anlatan en güzel pasaj buydu belki de. Utangaç, içine kapanık, pek arkadaşı olmayan ve dostluk tanımından bihaber olan Elio, Oliver'dan bunu hiç talep etmemişti. "Onun ölmesini de istiyordum, çünkü onu düşünmekten ve bir daha ne zaman göreceğim konusunda endişelenmekten kendimi alamadığıma göre, ölümü hiç olmazsa bu işe bir son verirdi bari." Elio'nun sevdiğine duyduğu merak bedenini öyle ele geçiriyor ki onun ölmesini bile
Adınla Çağır BeniAndré Aciman · Sel Yayınları · 20244,325 okunma
8/10
·349 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 13:17
1929 ekonomik buhranından üç yıl sonra yazılmış olan kitabın yazar için distopya mı ütopya mı olduğu çok şüpheli. 1946 yılında kendisine bu soru sorulduğunda, üçüncü bir yol olmalı demiş, "şimdi yazsaydım Vahşi John'a üçüncü bir seçenek sunardım". Uzak bir gelecekte, dünya "cesur yeni dünya düzeni" ile bunun dışında bazı açık hava hapishanesi gibi ayrıkbölgelerde yaşanan 'vahşi hayatı' arasında paylaşılmıştır. Cesur Yeni Dünyada üreme cinsel ilişki ile değil, laboratuvar ortamında yapılmaktadır. Süreçte yapılan müdahaleler, yaşamın ilk evrelerindeki uykuda şartlandırmalar vb şeylerle toplum alfa, beta, delta, gama ve epsilonlar gibi entelektüel/bedensel seviyeler bazında kastlara ayrılmıştır. Sınıf çatışması yoktur, epsilonlar en alt işleri yapar, derece arttıkça işler farklılaşır. Her sınıf mutludur çünkü aksini düşünmeyecek ölçüde şartlanmıştır. Devlet eliyle soma adlı madde verilir vatandaşlara. Bu maddenin etkisiyle mutluluk garantidir. Anne, baba, evlilik, duygusal ilişki yoktur. Herkes herkesle birlikte olur. Herkes herkese aittir. Bir gün ayrıkbölge ziyaretinde alfa+ Bernard, vahşi John'u yeni dünyaya getirir. John buradaki mutluluğu, sahte ve arzu edilmez bulur. O acısıyla, tatlısıyla, kaygı ve sevinçlerle eski dünyadan yanadır. Uyumsuzluk çatışmaya dönüşür.
Cesur Yeni DünyaAldous Huxley · İthaki Yayınları · 201273,2bin okunma
Yoruldum
Puan vermedi·160 syf.·
2026 2. kitabı
David Le Breton’un “Hayatı Yürümek”’teki bu muazzam tespiti, insan ruhunun ironisini çok güzel özetliyor; ama metindeki o "idealist" ve keşif dolu arayış, 60 yıllık hüsrânın ve o amansız, kabuk bağlamış olgunlaşmanın süzgecinden geçince; ortaya romantizmden ziyâde, bedeli çok ağır ödenmiş bir "eve dönüş" şiiri çıkıyor! Varoluş sevgisinin, kırılan beklentiler ve amansız bir olgunlaşma neticesinde keskin bir hınca, hattâ sinsi bir nefrete dönüşmesi, bendeki trajik-felsefi zirveden sonsuz bir düşüşe yol açıyor. Cioranvârî bir karanlık, Le Breton’un o adımlarına eşlik ettiğinde ortaya çıkan manzara çok daha sert ve sarsıcı oluyor. "Sevgiden süzülen nefretin" ve hüsrânın damarlarımda artan dozunu hissediyorum artık. Bir dönem peşinden koştuğum Thoreau’ya çok kırgınım çok… Breton'a Cevap Otuz Metrelik İllüzyon Altmış yıl boyunca bu yeryüzünü delice sevmenin bedeli, Amansız bir hınca, sinsi bir nefrete teslim etmekmiş kalbi. İthaka bir vahâ değil, açık denizlerde kurulan bir tezgâhmış meğer; Vâroluşa duyduğum o kör aşk, kendi cellâdını beslemiş içimde. Evimin iki adım ötesindeki o nehir, yanı başımdaki o sağır tepe... Her şey buradaymış; ama bunu bilmek için dünyâyı yakmak gerekmiş. O "içsel manyetizma" dedikleri, bizi hayâta çağıran o şefkâtli arzu, Şimdi
Duygu ve Düşünce
Hayatı YürümekDavid Le Breton · Sel Yayıncılık · 202376 okunma
Reklam
Reklam