kan damlalarının bittiği yerde küvet vardı, küvetin içinde bilekleri kesilmiş bir adam. bu kim diye düşünmeye yeltendi, yapamadı. çünkü ben Lavsong'un düşünmesini hiç istemedim.
yüreği hep yaşadığı anın içinde kayboluyordu, gerçeği söylerken yalan söylüyor, kandırmak isterken dürüst davranıyordu; tek bildiği ne hissettiğiydi. şimdi de damarlarından mutluluk ve taşkınlık akıyordu, gözden düşmüş olduğunu söyleyen çıksa gülüp geçerdi.
benimle konuşan her insan, gözlerini yüzüme diken her yüz bir küfür, bir hakarettir. bütün gözeneklerimden evrene yayılan o dehşeti sızdırırım. onları hissettiğimi hissettikçe dermansız kalırım.
Fakat tembel insanlarız bizler. Canlı sözcükler yerine ölü harfler kullanmak, okuma yazma bilmeyen kimselere dilsiz kitaplar yollamak daha kolayımıza geliyor.