Özge

"Âkıl isen kimseye etme hakâretle nazar Sırçayı gevher bil ey dil, serçeyi Ankâ gözet." Fevrî
Özge Korkmaz, Edebiyatımızın İnce İşçileri: Kuşlar·Kitabı okudu
Reklam
Kadızade’ye sunduğu kasidesinde Baki, güneşe benzettiği muhatabını överken yarasaların güneşe bakamamalarını telmih ederek bunun güneşin kıymetini düşürmeyeceğini ifade etmiştir: "Güneşün zerre kadar kadrüne noksan gelmez Eylese nûr-ı cihân-tâbını huffâş inkâr"
Özge Korkmaz, Edebiyatımızın İnce İşçileri: Kuşlar·Kitabı okudu
Doğru olan ve doğru yolu tutan insanlar, hayatta karşılaştık­ları yıkıcı güçlere karşı koyarken Allah'ı mutlak güç kaynağı olarak yanlarında görürler. Bu hazır güçle insan, huzur ve güve­ne kavuşur. Zayıf düştüğü zaman her şeye gücü yeten kudretin kendisine yeni bir güç bahşedeceğine inanır. Tarihin etkin ak­törlerinin hikâyesini anlatan örneklerle hayat bulur. Ebûssuûd Efendi'nin İrşâdu Akli's-Selîm adlı eserinde "Sizin için kısasta ha­yat vardır." ayetinde geçen kısası, aynı zamanda kasas (geçmiş halkların yaşam hikâyeleri) olarak okuması, tam da inanç ve azimleriyle tarihin etkin örnek aktörleri olarak sembolize edi­len peygamberlerin yaşamını, olağan yaşamın takip edebilece­ği bir izlek olarak sunar.
Sayfa 83·Kitabı okuyor
İnsana "daha iyi ve daha kalıcı" bir dünya vadederek ona umut aşılayan ve harekete geçiren din, eğer bu umudu gerçekleştirecek temel değer ve normları insanla buluşturamaz­sa yine dünyevileşemez ve vadettiğini gerçekleştiremez. Bu du­rumda umut, lügatimizdeki en tehlikeli kelimeye dönüşür. Zi­ra gerçekleşmeyen umutlar, önce hayal kırıklığı, ardından ça­resizlik, en sonunda da radikal tepkileri yaratır. İnsanlara vaat edilenlerin gerçekleşmemesinin, son iki yüzyılın bütün radikal hareketlerin arkasındaki temel motivasyonlardan kaynaklandı­ğını unutmamak gerekir.
Sayfa 79·Kitabı okuyor
Dünyayı dinin bedeni olarak tanımlayınca dünyevileşmek, di­nin kendini gösterim ve hissettirme alanı olarak kaçınılmaz hâle gelir. Din için dünyevileşmek değil, tam tersine dünyevi­leşememek, dünyaya ait olamamak, zaman ve mekanın ruhun­dan kopmuş bir şekilde seraplar aleminde yaşamaktır yok edi­ci olan. Zaman ve zemine ait sorunların dışında soyut bir evren tasarımı peşinde olan, inananların ertelenen özlemleri üzerine kendi varlığını inşa eden bir din, yaşadığımız dünyaya ne kadar dokunabilir?
Sayfa 78·Kitabı okuyor