bu dünya sultan süleyman'a kalmamış;
ama size kalacak.
olur a, sultan süleyman bilememiş işini;
ama siz bileceksiniz.
şöyle sizinle beraber üç beş kişi;
öte yanı kördöğüşü.
bir gün yaşamışsınız, ömrünüze bereket;
akşam olmuş kendiliğinden;
bir konağınız var dayalı döşeli;
kapıda arabanız, oda oda mutluluğunuz;
kadehte kuş sütü var, tabakta minare gölgesi...
biraz da aşk masalı ekleyin bu düzene;
eklediniz mi?
oh, yaşamak ne güzel şeymiş be!
güzeldir tabii.
yaşamak istiyorum
yaşamak istiyorsun
yaşamak istiyor
böyle şiir olmaz, diyeceksin; biliyorum.
ama böyle dünya olur mu?
böyle barış olur mu?
böyle hürriyet olur mu?
böyle kardeşlik olur mu?
biliyorum ki, katlanıver, diyeceksin;
ama böyle de yaşamak olur mu!
Özellikle toplum tarafından kabul görmeyen yetenekli kişiler, kıymetlerinin bilinmemesinden dolayı kendilerini bülbüle benzetirken hak etmedikleri hâlde rağbet gören rakiplerini karga olarak nitelendirirler. Fehîm de bu durumu “Bülbül gibi bin nağme bilsen de beğenen olmaz, karga olsan hemen beğenirler.” diyerek anlatır:
“Bülbül gibi bin nağme idersen beğenilmez
Makbûl ola dirsen yüri hem-hâne-i zâg ol”
Özge Korkmaz, Edebiyatımızın İnce İşçileri: Kuşlar·Kitabı okudu