Bir işte çalışmaya başladı, törpülenmeye başladı, ufalmaya başladı, sıkılmaya, karıncalanmalı sıkılmaya başladı. Bu sıkıntıların bir kıpırdanışı, narası olmayınca nasıl ve tam ne zaman olduğunu anlamadan tevekküle dönüştü, sakinleşti. Arada gözleri doluyor, umut umutsuzluk arası gerilimler yaşıyor, bunları da atlattıkça tevekkülü artıyor, tatlılaşıyordu. Hep en acı şeylerle, kimsenin bilemedikleri ile tatlılaşıyordu. Ama kendi tadından kendine bir fayda yoktu. Herkes bu tatlılığı ile neden böyle yalnız olduğunun merakındaydı.
Zaman akar mı, durur mu, içinden mi geçilir, tümüyle dışındadır da uzaktan ya da kenarından mı bakılır? Her şey mecaz ise ve işaret aranıyorsa, pek de bir şey bulunamıyorsa, kendi kendini tüketerek bir yol yürünüyorsa mecaz başka bir mecazla ancak bir gönül hoşluğu yaratıp boşlukları doldurmada yine yetersiz kalıyorsa, bütün düşünme, anlama çabasına rağmen insan yetersiz kalır.
Bu seyir sükûnunu nerden temin etti derseniz, bir adres vereceğim; ciddiye alın diyemem ama gülmelere de hazırlıklı değilim. Belki sonra, çok sonra, neden sonra, ağlanacak bir şey kalmadıktan sonra, gülecek hâl kalmadıktan sonra, bütün bunlar ona ait olmaktan iyice uzaklaşıp tanınmaz hâle geldikten sonra, darb-ı mesel olduktan sonra, kimin olduğu belirsiz, yaşanıp yaşanmadığı bilinmeyen bir hâl aldıktan sonra isteyen gülsün, isteyen ağlasın.
Her şeyi çok yavaş, çok geç, çok eksik ve ıstırap çekme ihtimali kalmadığı zaman öğrenecek olanlar. Vaktinden evvel, hem de çok evvel olmanın ıssızlığı başka bir şey ile ölçülmez.
Her neslin başından geçen, ahmağının, akıllısının, incesinin, kalınının zamanın kendilerine ayrılan koridorundan geçtiği, her neslin köşesini döndüğü ama kendisini biricik sandığı şeyler. Gençlikte insanın içi bomboş olduğundan içine ne düşse büyük gürültü çıkarıyor elbet. Her şeyin iyi ya da kötü aksi pek büyük oluyor. Zaman geçince halbuki en güzel, en yüksek şeylere bile bir yerin kalmadığı, her türlü etkilenmenin vaktiyle tüketildiği ve şimdiden sonra olacak olanın ve biçimlendirecek olanın bu vaktiyle dolanlar olduğu anlaşılıyor.