Özge

Kötüler her seferinde kendilerini nasıl aklar:
Bunların; din ve ahlak kurallarının, kötü ve akıl edemeyen yaradılıştakilerin büsbütün zıvanadan çıkmala­rına mani olmak, dünyaya bir düzen getirmek, bir tedirgin­likle yaşatmak için olduğunu düşünüyordum. Çünkü bütün kötü olarak tanımlanan şeyler de Tanrı'nın halk ettikleriydi. İçime yerleştirilenlerdi. Bunlar satılıyor ya da çaba ile edini­liyor olsalar onlara hiç yanaşmazdım. Ama bunlar, hiçbirine dokunmamam için içime ekilmedi; her birine dokunup, her birinin ilmeğinden geçmek içindi elbet.
Sayfa 90·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
İnsanı yaşarken tanıyan yok da öldükten sonra şu ta­nıma, tanımlama gayretleri, bunu yapanın kendinden emin­liği (ölüden emin olmak), şunu şu sebepten, bunu bu sebep­ten yapmıştı, yapsa ya da yapmasa şöyle olabilecekti... gibi sözler yok mu, dirimin de en az ölüm kadar muamma oldu­ğunu adeta ispat ediyor. Bana sorulacak olursa, herhalde so­rulacak; iyiyi de kötüyü de neden yaptığını bilmeyen biri­yim. Yaptıktan sonra neden yaptığımı düsünüyor ve netice­ye göre bir neden buluveriyorum. Bu yüzden hep haklımı­ yım, hep haksız mıyım, bilmiyorum. Buraya bunu öğrenme­ye geldim
Sayfa 90·Kitabı okudu
Din için kutsal kitaplar gerekli ise de iman için ce­hennem gerekli, ya orada ya burada. Tam olmak ve içi dol­mak için.
Sayfa 89·Kitabı okudu
Şimdi yılın kaç olduğu önemsiz, kaç yıl kaldığını ben de bilmiyorum. Zaten kalan yıl değil, çekeceklerin bitme­si. Çekecekten kastım; anlayacaklar, anlamak zorunda olu­nanlar. Anlama o kadar sancılı bir süreç, kabullenme o kadar eziyetli bir hâl ki anlamak ve kabul etmek, bunu içine sindirmek, bu hâl ile bir olmak, çekmek anlamına da gelebi­liyor. Anlamak öyle bir sancı ki insanın vücuduna bir başka insan daha yerleşiyormuşçasına bir darlık, isyan, bunal­ma, kabullenme güçlüğü ve daha, çok daha dar bir yerde yaşama mecburiyeti getiriyor. Anlama öyle zor ki, anlayı­şı ve onunla gerçekten bir olup olmayışı her an, her şeyle sınıyor, hep anlamanın neticelerini istiyor. Ve nihayet ger­çekten anlanmışsa, anlama gerçekleşmişse o darlık gide­rek genişliyor, içinde dönülen bir giysi, koruyucu tılsımlı bir gömlek, başın üstünde görünmez, nereden geldiği belir­siz bir hale gibi dönen ve her şeyi tatlılaştıran bir ışık olu­yor. Bunu dünyada yapmayanın, buna yanaşmayanın bu­raya gelince karşılaşacağı bundan başkası değil.
Sayfa 88·Kitabı okudu
Zaman ıstırap demek, ıstırabı çok çekmeyeyim diye her şeyin üzerinden en ağırlığıyla geçişine göz yummak, sessiz kalabilmek, gördüklerini görmek ama sadece görmek demek. Zaman, bir algının acısından ve ye­tersizliğinden başka ve daha derin bir algının acısına uza­nan yoldaki yolcunun mevcudiyeti demek, yürüyen, önünü görmeyen, görmesinin imkânı olmayan demek. Önüne çı­kanı değerlendiren ama ne çıktığını o gözden kaybolduktan sonra anlayan demek.
Sayfa 88·Kitabı okudu