Öteki
Ama siz yükseleceksiniz hep bembeyaz,
Onlar aşağıda siyah kalacak!
Sizin başınız bulutlarda dursun onlar balçıkta bacak!
Siz tatlı rüyalarınızı görün, onlar kalkıp sıçrayacak!
Kavunun kabuğuna bıçağı indirin siz, onlar kaçışacak.
Genişleyin siz merkezde onlar kenarda daralacak!
Onlar seyrek bir fotoğrafta uzağa bakanlar,
Onlar bir ömür taşlara su tutanlar,
Onlar bir hatırada donmuş duranlar,
Onlar bu dünyada yanmış da külde uyuyanlar.
Siz nasılda menekşe gözlüsünüz onlarsa hep aç gözlü!
Ah siz ölümsüzsünüz dünya üstünde, onlar ölümlü.
Ve siz nasıl da güzel kokuyorsunuz, insanın hası
Onlar kenarda kirliler; onlar atık, onlar sası.
Ah siz, nasıl da ‘ siz ‘siniz buram buram, onlar avam.
Bu cahilin, yoksulun, barbarın ışık neyine, onlar ziyan!
Siz ‘it was very amazing’ derken ‘and fun’
Onlar özür dileyenlerdi ağacın ruhundan.
Balkonunuz çok yüksek sizin baş döndürüyor.
Dünya pek alçak bir yer olacak yakında öyle görünüyor.
Birhan Keskin
Yalnız beni dehşete düşüren bir şey var... Sen evlendin, bu duyguyu
bilirsin... Korkunç olan, geçmişi sevgiyle değil... günahlarla dolu bizim gibi yaşını başını almış adamların bir anda tertemiz, masum bir varlığa yaklaşması; iğrenç bir şey bu ve işte bu yüzden ahlaksız biri gibi hissetmemek mümkün değil.
— Senin günahın çok değildir.
— Ah, olsun, yine de, -dedi Levin,
- “yaşamımı iğrenerek
okurken tir tir titriyor lanetler okuyorum ve acıyla sızlanıyorum...” Evet.
— Ne yaparsın dünya böyle kurulmuş, -dedi Stepan Arkadyiç.
— Tek tesellim, her zaman sevdiğim bu duadaki gibi, beni yaptıklarıma göre değil, merhametine göre bağışla demek. O da ancak böyle bağışlayabilir.