Savaşın, askerlerin, doktorların, ölenlerin arkasında kalan gözü yaşlı ailelerin psikolojisinin bu kadar iyi anlatıldığı bir kitap okumamıştım. Delirmek hem savaşın içindeki, hem de savaşın dışındakiler için çok olağan bir durum. Kitabın konusu da bu aslında. Savaşın içindeki askerler yaşadıkları yüzünden yavaş yavaş deliriyorlar. Uykusuzlar, yorgunlar, sürekli tetikteler, sıcaktalar, açlar, yaralılar, kirliler... Savaşın dışındakiler ise duydukları haberlerden, savaşa çağırılmaktan, yol gözlemekten, sevdiğini kaybetmekten, mektup alamamaktan, delirmekten korkarak git gide deliriyor. Kızıl Kahkaha savaşın etkisinin yalnızca cephede olmadığını, cephe dışındaki etkisinin de olduğunu yüzümüze vuruyor. Ayrıca birini kaybetmenin yıkıcı etkisini, o kişiyi delirtmesini de yazar çok güzel anlatmış.
Ben kitabı çok beğendim. Betimlemesi fazla olan bir kitaptı, okurken yorabilir belki fakat beni yormadı. Altını çize çize, farklı duygular hissede hissede okudum. Tam anlaşılabilmesi için uygun bir zamanda okunması gereken bir kitap kesinlikle.