Kalbim sağırlaştı ve öldü, yeni bir hayat yok ona, ama düşünce hâlâ canlı bir zamanlar Samson gibi kuvvetli, ama şimdi çocuk gibi savunmasız ve zayıf olsa da hâlâ mücadeleci: Acıyorum ona, ah, benim zavallı düşüncem. Bazı zamanlar beynimi sıkıştıran bu demir halkaların işkencesine daha fazla katlanamıyorum; önüne geçilmez bir kuvvetle sokağa koşup insanların toplandığı meydana çıkmak ve bağırmak istiyorum:
-Ya şimdi savaşı bitirirsiniz, ya da...
"Ya da" ne? Akıllarını başlarına toplamalarını sağlayacak, yüksek sesle söylenecek yeni yalanlarla cevaplanmayacak kelime kaldı mı dünyada? Ya da önlerinde diz çöküp ağlamak mı gerek? Ama zaten yüz binler gözyaşlarıyla yıkamıyor mu dünyayı, faydası var mı hiç? Ya da gözleri önünde kendini öldürmek mi gerekiyor? Öldürmek! Her gün binler ölüyor, peki bunun faydası var mı?
Bana göre, her fikir adamı objektif olmalı. Bunun ölçüsü de karşısına çıkan güzel bir görüşü, iyi bir fikri ve isabetli alternatifleri ön yargısız dinlemekle mümkündür. Yoksa fikir yobazlığı dediğimiz bir durum ortaya çıkar ki o zaman kimse karşısındaki insana bir şey anlatamaz. Böylece mantık susar, hisler ve ön yargılar konuşur. Birileri bana hazır bir malzeme sunuyorsa ona teşekkür etmem gerekir. Doğru olursa alırsın, yanlış olursa atarsın. Onunla yaka paça olup kavga etmeye gerek yoktur.