Daha iyisi olabilirdi
7/10
·202 syf.··
2026 82. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 12:49
Distopyanın kare ası olan 4 kitaptan 1984 ile birlikte bu kitap da bitti. İlk olarak belirtmek gerekiyor ki beklentilerimin altında olan bir kitap. Otomatik Portakal ve 1984 sonrası okuduğum 3. distopik kitap. Olay örgüsü kitabın içine çok güzel yedirilmiş ancak özellikle kitabın ilk 60 70 sayfasındaki mekan ve zaman atlamaları okuyucunun kafasını karıştırabiliyor. Bir distopik kitapta mutlaka olması gereken baskıcı devlet/iktidar bana bu kitapta çok varlığını gösterememiş gibi geldi. Konu ise aslında okuru hemen kitabın sayfalarını açıp okumaya başlaması için yeterince ilgi çekici. 1950'li yıllarda yazılan bu kitabı yazar bir kütüphanede daktilo için her bir kullanıma 10 sent vererek yazmış. Kitabın girişinde bir başkası tarafından yazılan sözler ile beklentiyi arşa çıkartıyorsunuz ancak benim için beklenen olmadı. Kitabın arka kapağında yazan yazılardan biri de yeryüzünde tek kitap kalsa o Fahrenheit 451 olmalı diye bir görüş var. Yine de konunun ve anafikrin tamamen boşa harcanmadığını düşünüyorum.
Fahrenheit 451Ray Bradbury · İthaki Yayınları · 2022108,2bin okunma
Puan vermedi·162 syf.··
2026 70. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 08:14
Perihan Mağden’in Ali ile Ramazan romanını okurken, beni en çok etkileyen şey anlatılan olayların sertliğinden çok, iki çocuğun hayata tutunma çabası oldu. Kitap boyunca aklımda sürekli şu düşünce vardı: İnsan sevgiye en çok ihtiyaç duyduğu zamanlarda, hayattan en ağır darbeleri alabiliyor. Benim için romanın merkezinde elbette Ali ve Ramazan vardı. Çocuk Esirgeme Kurumu’nda başlayan hayatları, onları daha en başından büyük bir yalnızlığın içine itiyor. Buna rağmen birbirlerine kurdukları bağ, romanın en güçlü tarafıydı. Onların dostluğu zamanla sevgiye dönüşürken, bu ilişkinin ne kadar kırılgan ve aynı zamanda ne kadar gerçek olduğunu hissettim. Ali karakteri bana daha içe dönük, daha duygularıyla yaşayan biri gibi geldi. Ramazan ise hayatın sertliğine karşı daha asi ve daha öfkeli bir duruş sergiliyor. İkisi birbirinden çok farklı görünse de aslında aynı eksikliği taşıyorlar: ait olabilecekleri bir yer ve koşulsuz sevgi. Bu yüzden ilişkileri bana oldukça doğal ve inandırıcı geldi. Roman boyunca beni en çok etkileyen şeylerden biri de, yazarın karakterleri acındırmaya çalışmaması oldu. Yaşadıkları haksızlıklar, şiddet ve dışlanmışlık zaten yeterince güçlü. Perihan Mağden bunları abartmadan anlatıyor ve bu yüzden etkisi daha da artıyor. Kitabı okurken sadece Ali ve Ramazan’ın hikâyesini değil, toplumun farklı olana karşı gösterdiği tahammülsüzlüğü de düşündüm. Roman, önyargının ve sevgisizliğin insan hayatını nasıl şekillendirebildiğini oldukça çarpıcı biçimde gösteriyor. Bence kitabın en güçlü yönlerinden biri de bu. Perihan Mağden’in dili sade ama duygusu yoğun. Bazı bölümlerde hiçbir büyük olay yaşanmamasına rağmen karakterlerin hissettikleri beni olaylardan daha fazla etkiledi. Bu da romanın gücünü yalnızca hikâyesinden değil, karakterlerinden aldığını
1000Kitap
Ali ile RamazanPerihan Mağden · Doğan Kitap Yayınları · 2010632 okunma
Reklam
Puan vermedi
Sevgili Arsız Ölüm, Latife Tekin’in 1983’te yayımlanan ilk romanıdır ve Türk edebiyatının en önemli eserlerinden biri olarak kabul edilir. Büyülü gerçekçilik akımının Türkiye’deki en yetkin örneklerinden biri olan kitap, köyden kente göç eden bir ailenin (Aktaş ailesi) hikâyesini, özellikle en küçük kızları Dirmit’in gözünden anlatır. Roman, Kayseri’nin Alacüvek köyünde başlar. Huvat Aktaş, köyün “farklı” ve nüfuzlu bir karakteridir; sık sık şehre gider, icatlar, aletler getirir. Köylüler bunları hem merakla karşılar hem de uğursuzluk kaynağı olarak görür. Aile, ekonomik nedenlerle İstanbul’a (kenar mahalleye) göç eder. Kitap, bu göç sürecini, yoksulluğu, kentte tutunma çabasını, aile içi dinamikleri, geleneksel inanışları ve modernleşme sancılarını ele alır. Dirmit, romanın merkezindeki direngen, asi ve yaratıcı kadın figürüdür. Ailenin diğer üyeleri (anne Aba, baba Huvat, kardeşler) de güçlü portrelerdir. Hikâye kronolojik ilerlerken, masallar, rüyalar, cin-peri inanışları, konuşan nesneler ve halk kültürü unsurlarıyla iç içe geçer. Edebi Özellikler ve Üslup Büyülü Gerçekçilik: Latife Tekin, Anadolu halk kültürünü (masallar, türküler, hurafeler, ölümle iç içe yaşam) modern romana ustalıkla uyarlar. Cinler, periler, Azrail, rüyalarda konuşan ölüler, büyülü nesneler gerçek hayatın ayrılmaz parçasıdır. Bu unsurlar fantastik olmaktan ziyade, karakterlerin dünyasını ve cehalet-yoksulluk döngüsünü doğal bir şekilde yansıtır. Dil ve Anlatım: Kısa cümlelerden oluşan uzun paragraflar, şiirsel, akıcı ve halk ağzına yakın bir üslup hâkimdir. Hem komik hem dokunaklıdır; “güler misin ağlar mısın” dedirten bir tondadır. Abartısız, samimi ve güçlü bir gözlem gücü vardır. Yapı: Tek bir kahramana odaklanmaz ama Dirmit öne çıkar. Bildungsroman (olgunlaşma romanı) özellikleri
Sevgili Arsız ÖlümLatife Tekin · Can Yayınları · 202410,8bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2026 17. kitabı
Toplumsal iki yüzlülüğü, çıkar iliskilerini , kadının toplumdaki metalaştırılmasını anlatan en etkileyici kitaplardan biri.Din ve baskın gelenekleri kendi lehine göre kullanarak insanlar üzerinde tahakküm kuran sözde güçlü kişileri çok sert bir dille eleştirmiş.
Asi RuhlarHalil Cibran · Kaknüs Yayınları · 20173,457 okunma
Kitap yorumum
10/10
·220 syf.··
2026 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 16:19
Merhaba Sevgili Kitapsever Dostlarım, bugün sizlere @cemilekurtas 'ın kaleminden muhteşem bir kitap anlatacağım. Kitabın konusu: İnşaat mühendisi Agah, çocukluğunda görmediği sevginin izlerini yetişkinliğinde taşımaktadır. İşsiz kalmasıyla birlikte içine düştüğü umutsuzluk ve alkol bağımlılığı, hem kendi hayatını hem de eşi Asi ile çocukları Ezel ve Erguvan'ın dünyasını derinden etkiler. Bir yanda ayakta kalmaya çalışan bir anne, diğer yanda huzursuz bir evde büyümek zorunda kalan çocuklar... Geçmişin yükü, her geçen gün daha da ağırlaşır. Agah çocukken babasının ona yaşattıklarını hiç istemese de farkında olmadan çocuklarına yansıtır. Agah'ın bir de Renan isminde arkadaşı vardır ki bu arkadaş beni kitap sonunda çok şaşırttı. Cemile Kurtaş, aile ilişkilerini, sevgisizliğin açtığı yaraları ve insanın kendisiyle verdiği mücadeleyi etkileyici bir dille işlerken okuyucuya şu soruyu sorduruyor: İnsan geçmişinden kaçabilir mi, yoksa önce onu değiştirmeyi mi öğrenmelidir? Duygusal derinliği, gerçekçi karakterleri ve son sayfalarına kadar merak duygusunu canlı tutan kurgusuyla Değiştir, okuru hem düşündüren hem de yüreğine dokunan bir roman. Agah'ın hikâyesinde kimi zaman öfkeyi, kimi zaman çaresizliği, kimi zaman da umudu bulacaksınız. Sayfalar ilerledikçe karakterlerin kaderine ortak olacak ve "Acaba gerçekten değişmek mümkün mü?" sorusunun peşine düşeceksiniz. Kitap hakkındaki düşüncelerim: Kitabın özellikle ciltli olmasını ve yazılarının büyük puntolu olmasını çok beğendim. Kitap aile teması sevenler için çok sürükleyici ilerliyor bir yerde değişmesini bekliyorsunuz ve tahmin edemedigmiz bir şekilde sonlanıyor.
DeğiştirCemile Kurtaş · Edebiyatist Yayınevi · 202617 okunma
8/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 12:22
Sıdıka çocukluğumda dizisinden tanıdığım bir karakterdi. Çok severdim. Ne yalan söyleyeyim kitabı olduğunu bilmiyordum. ercanscgn.ercanscgn. hocam sayesinde tanıştım Atilla AtalayAtilla Atalay ile. ​Çok keyifli bir mizahı olması dışında, alt mesajları ile toplumsal birçok soruna da işaret etmiş yazar: Kadın-erkek eşitsizliği, geleneklerin çifte standartları, çevre sorunları, savaşlar... Kara mizah diyebileceğim, güldürürken düşündürme becerisi ile zaman zaman içinizi acıtan, gerçeklik algınızla çelişmeyen öykülerden oluşuyor kitap. Bir kadın karakter seçmiş olması, Atilla Atalay'ı birçok mizah yazarından ayırıyor. Ki kitabının eleştirisini de kimseye bırakmamış; Sıdıka ile röportaj bölümünde kendini de iğnelemiş. "Bari mizah kitabında dayak yemeseydi kadınlar" diyor örneğin. ​Sıdıka; ataerkil ailede sıkışıp kalmış asi bir kadın ruhu... Sıdıka; pasif direnişin simgesi... Sıdıka; can... ​Sıdıka'nın maceralarından başka birkaç kısa öykü daha eklenmiş kitaba. Duygusal yoğunluğu baskın öyküler; ben onları da çok sevdim. Son öyküsünde bizzat kendi yaşantısından gerçek kahramanlara, dedesi başta olmak üzere ailesinin yakın geçmişine uzanıyor yazar. Yine duygusal yoğunluğu yüksek bir kapanış yapıyor. ​Tüm öykülerini beğenmekle birlikte, ben kapanışı Sıdıka'ya selam ederek yapmak istiyorum. İyi ki varsın Sıdıka...
SıdıkaAtilla Atalay · İletişim Yayınları · 20081,037 okunma
Reklam
Reklam