10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 216. kitabı
·
30 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:37
Ve sen görünmezsin İstanbul. Ve sen ortalıkta yoksun. Nerdesin? Hilton roof-barında kızartılmış bir balık gibi çiğnenip yutuldun mu? Yoksa Çiçek Pasajı'nda yeteneksiz sosyalist dudaklara değer değ- mez bir votka bardağında tuz gibi eridin mi? Yoksa Beyazıt kahvelerinde masadan masaya uzayan tartışmalar içinde alı al, moru mor kıvranıp durmakta mısın? Yoksa istimlâke uğrayan bir arsanın inşaatında beynine taş balyozlar mı inmekte? Yoksa yavaş yavaş, kırılarak, parçalanarak, ufalanarak, deşilerek, yırtılarak, kazılarak, oyularak müzelere mi taşınmaktasın? Ve bu taşınman bittiği gün ansızın boynuna bir yafta mı asılacak: ÖLÜ. Yoksa bu yafta çoktan asıldı da bizim haberimiz mi yok? Yoksa ey kutlu İstanbul, bir yatırın türbesinin eşiğinde bir kurban gibi boynunu uzatmış mukadder saatin çalmasını mı bekliyorsun? O ermişin sab- rına eş bir sabırla bir derviş gibi türbe eşiklerinde misin? Sessizliğin bir dua sessizliği mi? Eğer böyleyse beni affet, bütün bu söylediklerimi affet.
Hayata Dair
Çağ ve İlham 1Sezai Karakoç · Diriliş · 2019768 okunma
Trajik Bağlar-J.Bree
9/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:32
"Ölüm bile bizi ayıramaz. Her parçan bana ait,yoluma çıkmaya cesaret edenlerin hepsini paramparça ederim. Bağlananın olsun olmasın." Spoiler icerir!! Bizi birleştiren bağlar serisinin beşinci kitabı Trajik Bağlar'ı severek ve akıcı bir şekilde okudum. Genel olarak seriyi o kadar seviyorum ki sayfalari daha kalın olsa seve seve okurum. Karakterler arasında en sevdiğim iki karakter Nox ve North. Bu kitapta Nox'un küçüklüğünde yaşadığı kötü bir olayı görüyoruz. Ve o sahneyi okuyunca içim parçalandı. Küçücük bir çocuğun bunlara maruz kalması çok üzücü. Ve sonunda Nox Oli'ye karşı duygularını kabul ediyor ve aralarında bir şeyler yaşanıyor. North'un en sevdiği iki insanı kaybetme korkusundan sonra çaresizliğe bürünmesi ve onu o durumdan Oli'nin çıkarması detayı iyiydi. Artık serinin sonuna yaklaştığımız için gerçekler ortaya çıkmaya başlıyor. Karakterlerin hepsinin arasında olan dinamik çok güzel. Yazar hem fantastik hem de ters harem türünde güzel bir kurgu yazmış. Sonu çok heyecanlı bitti. Altıncı kitabı heyecanla bekliyorum ama son kitabı okuyacağım için de hüzünlüyüm. Artık Oli'nin daha da güçlenmesi ve bütün bağlarının onun yanında olması çok güzeldi. Çok hızlı ve rahat okunabilen bir seri. Kitaba puanım:9/10
1000Kitap
Trajik BağlarJ. Bree · Olimpos Yayınları · 2026106 okunma
Reklam
Nostaljik Bir Beyoğlu Düşü
Puan vermedi·65 syf.·
2026 9. kitabı
Bu kitabı, Atıf Yılmaz'ın yönettiği ve Ümit Ünal'ın senaristliğini üstlendiği "Hayallerim, Aşkım ve Sen" isimli filmiyle keşfetmiştim. O film, bu kitaptan esintiler taşıyordu. Aslında daha çok Oğuz Tunç'un film içerisinde yazdığı senaryo anlamında bu hikâye canlanıyor ve Beyoğlu'nun vücut bulmuş hâli Müşfik Kenter'in canlandırdığı Hayati karakteri üzerinden canlanıyor. Romanda baş karakterin yaşlılığından gençliğe doğru gidiyor ve bir kadından etkilendiğinden söz ediyor. Onun aşkının hayali üzerinden bir Beyoğlu düşü kurduruyor. Bu aşk üzerinden bir Beyoğlu portresi çiziliyor. Beyoğlu'nun sokaklarından, oradaki insanların yaşantısından, o dönemin değişen yapısından söz ediliyor. Beyoğlu üzerinden karakterin psikolojisi de sunuluyor. Çok uzun bir kitap değil, uzun uzun diyaloglarla hikâye anlatan da bir kitap değil. Bol bol Beyoğlu'nu anlatıyor ve anı üzerinden ilerleyerek nostaljik anlatım sunuluyor. Bir de zaman zaman araya aşk giriyor ve "gizemli bir kadın" üzerinden de Beyoğlu'na yolculuk ayrı bir gizemli hâl alıyor. Son olarak tabii kitabı okumak da keyifli bir tarafı var ama Atıf Yılmaz'ın "Hayallerim, Aşkım ve Sen" filmi de ayrı keyifli. Bu kitabı okuduysanız, filmi de ayrıca izlemenizi öneririm.
Bir Beyoğlu DüşüDemir Özlü · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2000184 okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2026 3. kitabı
İlk kitabını bayıla bayıla, gözlerimden ışıklar saça saça okuduğum serinin ikinci kitabı: İçsel kentlerin en karanlık kuytu köşelerinde dolaşan, bir bedenin ve bir kişiliğin ne için özenle oluşturulduğunu açıklayan ve zevkin farklı bedenlerdeki yansımasını bizlere sunan bu kitap kesinlikle çok cesur. Anais Nin'in bu özelliğini çok seviyorum, bir kompozisyon misali anlatıyor kurguyu. Yalnızca düşünceleri, yalnızca içsel kentlerin betimlemelerini okuduğunuzu sanıyorsunuz ama anlatılanlara bir dayanak bulmak istediğinizde aslında zihninize ufaktan bir kurgunun yerleştirildiğini görüyorsunuz. Peki ya bu kitap ne ile mi alakalı: aşk, aşk ve daha çok aşk, farklı yaşlarda aşk, farklı bedenlerle aşk, sorgulanmış ya da direkt kabul edilmiş aşk, yasak veya yaşanmayan aşk ve evrende var olmuş tüm duyguların en derinliklisi olan bir kadının üzerinde aşk!! Bu kitabı okurken, aydınlandığımı hissettim. "Ivır zıvır" hissettim kendimi, anlatacak bir içsel kentim olup olmadığını düşündüm kara kara. Çünkü kitaptaki derinliği okurken anlıyordum bahsedilenleri ama günün sonunda evrensel sıcaklık öyle ağır basıyordu ki yalnızca Djuna'nın istediğini istiyordum sonunda: Her bahar, her kış, her sonbahar tüm doğallığıyla değişip dönüşen, vakti geldiğinde usul bir rüzgarla yere kapaklanmaktan çekinmeyen sıcak, sıcacık bir yaprak olmayı, bu sıcaklıkla yaşamayı! İçimde derinlerin var olduğunu hatırlatacak kadar iliklerimde akan bir sıcaklığın olmasını ama gündeliğe Jay'in gözleriyle bakabilmeyi istedim. Bir erkeğin "erkek" olmasını inceleyebilmeyi, gelecekle randevuya çıkabilecek kadar yasaklı olabilmeyi istedim. Bu seriyi okurken karakterler öyle derinlikli, öyle farklı farklı anlatılıyor ki dünya üzerinde yaşayan herkesin içsel kentleri var mı merak ediyorsunuz. Benim bu soruya bulduğum cevap
Albatrosun ÇocuklarıAnais Nin · İthaki Yayınları · 202011 okunma
Spoiler içerir.
8/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
82 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 11:51
(Spoiler) Jack Londan muhteşem şaheserlerinden biridir diyebilirim. Eğitimsiz ve fakir olan Martın Eden’nın kendi sınıfı dışından birine aşık olur. Bu aşkın karşılık bulması için her alanda kendini geliştirmeye çalışıyor. Martın olağanüstü bir zekası var. Sadece 4 saatlik uykuyla dayanır. Bu aşk onun içindeki yazarlığı ortaya çıkarır. Yazdığı yazılar ilk zamanlar karşılık bulamaz hiç bir zaman kendi yolundan dönmeyen azimli kararlı bir şekilde devam ediyor. Ve sonunda istediği gibi ünlü bir yazar olur. Geçmişte onu hor gör insanlar artık ona hayranlık duyar. Bu özendiği uğruna herşeyden vazgeçtiği insanların aslında ne kadar yapmacık ve yozlaşmış olduğunu görür. Bunu gördükçe herşey onun için anlamsızlaşmaya başlar. Hayalleri içinde kaybolmaya başlar. Yaşama sevincini kaybeder. Yavaş yavaş tükenmeye başlar. Çok beğendim severek okuduğum kitaplar arasında. Martın Eden…
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,8bin okunma
Puan vermedi·
Eser şu soruları sorar • Insan özgürlük olmadan mutlu olabilir mi? • Düzen mi daha degerlidir, özgürlük ü? • Aşk insanı neden değiştirir? • İnsanı insan yapan şey akıl mı, ruh mu? Sembolik olarak İntegral: * Aklın ve matematiğin mutlak egemenliğini, * Bireyselliğin yok edilmesini, * Devletin insan üzerindeki tam kontrolünü, * “Mutluluk için özgürlüğün feda edilmesi” fikrini temsil eder. Roman, D-503’ün tuttuğu bir tür günlükten oluşur. Ancak bu günlük sıradan bir insanın duygu ve düşüncelerini anlattığı bir günlük değildir. D-503, bu metinleri İntegral’in gelecekte ulaşacağı uygarlıklara Tek Devlet’i tanıtmak amacıyla yazmaktadır. Tek Devlet her şeyi formüllere indirmek ister. Ama insan ruhunda her zaman bir “X”, yani hesaplanamayan bir taraf vardır. Biz romanındaki başlıca karakterler şunlardır: D-503 * Romanın anlatıcısıdır. * İntegral uzay gemisinin baş mühendisidir. * Başlangıçta Tek Devlet’in düzenine gönülden bağlıdır. * Roman boyunca büyük bir iç dönüşüm yaşar. I-330 * Gizemli, cesur ve sıra dışı bir kadındır. * D-503’ün hayatını altüst eder. * Kurallara meydan okur ve özgürlüğü temsil eder. O-90
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Can Yayınları · 202311,9bin okunma
Reklam
Reklam