Hiroşima Sevgilim (Marguerite Duras), Hiroşima’ya barış temalı bir film çekimi için gelen Fransız bir kadın ile savaşın izlerini taşıyan Japon bir erkeğin kısa ama yoğun ilişkisini anlatır.
Kadın, Hiroşima’nın yıkımını anlamaya çalışırken kendi geçmişindeki acılarla da yüzleşir. Gençliğinde savaş sırasında bir Alman askerine âşık olmuş, bu yüzden dışlanmış ve büyük bir travma yaşamıştır. Japon adamla yaptığı sohbetler, bastırdığı anıları yeniden gün yüzüne çıkarır.
Roman; aşk, savaş, hafıza, unutma ve insanın geçmişiyle hesaplaşması üzerine kurulu şiirsel ve etkileyici bir metindir. Kısa olmasına rağmen, savaşın bireylerin ruhunda bıraktığı derin izleri güçlü bir şekilde hissettirir.
Sabahattin Ali’nin Değirmen adlı öyküsünü okurken en çok dikkatimi çeken şey, sevginin insanı hem yücelten hem de tüketen yönünün çok güçlü bir şekilde anlatılması oldu. Hikâyede fiziksel bir eksiklik, sevmenin önünde engel gibi görünse de aslında asıl engelin insanların kendi zihinlerinde oluşturduğu sınırlar olduğunu görüyoruz.
Atmaca’nın sevdiği kadın için yaptığı fedakârlık ilk bakışta romantik bir davranış gibi görünse de bana göre hikâye sadece aşkı değil, aşk uğruna insanın kendinden vazgeçmesini de sorguluyor. Sevdiği kişinin eksikliğini paylaşmak istemesi, sevgiyi sahip olmaktan çok birlikte acı çekebilmek olarak gördüğünü düşündürüyor.
Sabahattin Ali’nin dili oldukça sade olmasına rağmen duyguları okuyucuya yoğun şekilde geçiriyor. Özellikle değirmenin dönen taşları, hikâyedeki kaçınılmaz sona eşlik eden güçlü bir sembol gibi duruyor. Okurken karakterlerin yaşadığı çaresizliği ve iç çatışmayı hissetmemek zor.
Bu öykü bana gerçek sevginin yalnızca mutlu anları paylaşmak olmadığını, bazen insanı mantığın sınırlarını zorlayacak noktalara da götürebileceğini düşündürdü. Ancak hikâyenin sonunda insan, sevginin fedakârlıkla beslenmesi gerektiğini kabul etse bile, kendini tamamen yok edecek kadar ileri gitmenin ne kadar doğru olduğunu da sorgulamadan edemiyor.
Kısacası Değirmen, kısa olmasına rağmen uzun süre etkisi devam eden, sevgi, fedakârlık ve insan ruhunun derinlikleri üzerine düşündüren güçlü bir öykü.
DeğirmenSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 202555,8bin okunma
Aşkımız Eski Bir Roman”, sadece bir aşk hikâyesi değil; zaman geçse de bazı duyguların neden eskimediğini anlatan bir kitaptı. Kitabı okurken sürekli şunu düşündüm: İnsan gerçekten birini unutuyor mu, yoksa sadece onun yokluğuna alışıyor mu?
Yazar, aşkı abartılı cümlelerle değil; özlem, pişmanlık ve yarım kalmışlık duygusuyla anlatmış. Karakterlerin yaşadıkları yer yer insana kendi geçmişini hatırlatıyor. Özellikle bazı bölümlerde, bir zamanlar çok değer verdiğiniz bir insanın aniden aklınıza düşmesi gibi bir his bıraktı bende.
Dili oldukça akıcı, sizi yormuyor ve hikâyenin duygusunu hissettiriyor. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey, bazı aşkların bitse bile insanın içinde eski bir roman gibi yaşamaya devam ettiği oldu. Bana göre duygulara dokunmayı başaran, sakin ama etkisi uzun süren kitaplardan biri…
Merhaba kitapsever dostlarım
Kitabın Adı- Şeytanla Dans
Kitabın Yazarı- Lorraıne Heath
Kitabın Sayfa Sayısı- 400
Kitabı Çeviren- Buse Barış Katı
“Şeytanla dans etmenin bedeli cehennemi mesken etmektir.”
Londra sokaklarının karanlığından aristokrasinin zirvesine tırmanmış, adı cinayetle ve tehlikeyle anılan bir adam: “Şeytan Kont” Lucian Langdon. Ve sevdiklerini korumak için gerekirse şeytanın ta kendisiyle bile pazarlık etmeye kararlı, güçlü bir kadın: Leydi Catherine Mabry.
Kitaba başlarken klasik bir tarihi aşk romanı okuyacağımı sanıyordum ama Lorraine Heath beni çok şaşırttı! Hikaye, alışılmışın dışında çok cesur ve tehlikeli bir anlaşmayla başlıyor. Catherine’in birini ortadan kaldırması gerek, Lucian’ın ise geçmişinden gelen ve sokaklarda beraber büyüdüğü kadını bir “leydi” gibi sosyeteye hazırlayacak birine ihtiyacı var.
Peki ya bu karanlık anlaşmanın ortasında, her iki karakterin de birbirinin ruhundaki yaraları saracağını kim bilebilirdi?
Diyaloglar o kadar zekice yazılmış ki, okurken hem karakterlerin gururlu duruşlarına hayran kalıyorsunuz hem de aralarındaki çekim ekranı yakıyor! Eğer entrika, sınıf çatışmaları, sokak çetelerinin hüzünlü geçmişi ve nefretten doğan güçlü bir tutku arıyorsanız, aradığınız kitap kesinlikle bu.
Siz bu kitabı okudunuz mu? Lorraine Heath kalemini seviyor musunuz? Yorumlarda buluşalım!
Kitaptan Alıntılar
”Hatırlamanın unutmaktan daha sıkıntı vereceğini hiç bilmezdim.”
”Bazen bir şeyin hayalini kurmak, onu gerçeğini yaşamaktan daha çok memnun eder.”
”Bir insanın başarılarından çok hatalarından öğreneceğine inanan bir insanım.”
”Çaresizlik zaman zaman ahmaklığa sebep olurdu.”
.
.
Şeytanla DansLorraine Heath · Arkadya Yayınları ed · 2025139 okunma
valla ikinci kitap birincidende aşk romanı olmuş, her 20 sayfada bi karakterlerin flörtleşmesini okuyoruz yazar lütfen aşk romanı yaz bunları saymasak iyiydi
RecklessLauren Roberts · Beta Byou Yayınları · 2025454 okunma
Sevgi insana her şeyi yaptırabilir bir de sevgisizlik...
Aşk uğruna her şeyi göze alan ve elinden ne geliyorsa onu yapmaya çalışan Martin'in hikâyesi. Onun kendini geliştirmek için gösterdiği azme hayran kalmamak imkansız. İstediği bir şey için sonuna kadar peşinden koşan bir karakter. Spoiler vermemek adına Ruth hakkında çok yorum yapmayacağım. Ve sonunun böyle biteceğini tahmin etmemiştim ben, biraz ters köşe oldum diyebilirim. Ama çok etkileyici bir sondu gayet başarılı. Ayrıca yazarın dili sade ve anlaşılır, kitap oldukça sürükleyici her ne kadar bir ara yeter artık ne olacaksa olsun dememe rağmen
Etkisi uzun süren ve insanı düşündüren bir klâsik. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025135bin okunma