Mehmed Rauf’un Türk edebiyatına kazandırdığı ve ilk psikolojik roman olma özelliği taşıyan Eylül’ü nihayet bitirdim. Kitap, hareketli bir olay örgüsünden ziyade, insan ruhunun derinliklerine, çıkmazlarına ve hislerin ağırlığına odaklanan muazzam bir analiz sunuyor.
Roman; Suat, Süreyya ve Necip üçgeninde gelişen, ancak bildiğimiz "yasak aşk" kalıplarının çok ötesine geçen bir hikayeyi anlatıyor. Süreyya’nın monotonluğundan ve hayat karşısındaki çocuksu heyecanlarından bunalan Suat ile onun tam zıttı bir derinliğe sahip olan Necip arasındaki çekim, kitabın merkezini oluşturuyor.
Ancak bu aşk, eylemlerle değil; bakışlarla, susuşlarla, müzikle ve içsel hesaplaşmalarla yaşanıyor. Mehmed Rauf, karakterlerin vicdan azaplarını ve toplumsal baskılar altındaki ezilişlerini o kadar başarılı aktarıyor ki, okuyucu olarak kendinizi bir aşk hikayesinden ziyade bir "bunalım ve sadakat" sorgulamasının içinde buluyorsunuz.
Benim romanda asıl beklediğim ve iz sürdüğüm şey; bakışlarda saklanan o yoğun hislerin ne zaman ortaya çıkacağı ve ne zaman iki insanın "ortak derdi" haline geleceğiydi. O yüzden çok severek ve huşu içinde okudum hiç bir olay örgüsü beklemeden . Kesinlikle tavsiyemdir.
“Bazı kitaplar okunur, bazı kitaplar yaşanır.” Gibi klişe bir cümle vardır ya hani…
Aşkın Celladı benim için ikinci gruba giren kitaplardan biri oldu. Başlangıçta aşk hikâyelerinden oluşan bir terapi kitabı sanmıştım ama yanıldım. Basit bir aşk kitabı ya da ilginç vakaların anlatıldığı bir psikoloji kitabı değil. Bu kitap; yas, yalnızlık, utanç, özsaygı, ölüm korkusu, sevilme ihtiyacı ve insanın kendine anlattığı hikâyeler üzerine yazılmış.
BURADAN SONRA BENİ EN ÇOK ETKİLEYEN KARAKTERLERLERLE İLGİLİ YORUMLAR BULUNMAKTADIR.
Thelma’da aşkın bazen bir kişiden çok o kişinin bize hissettireceklerine duyulan özlem olabileceğini düşündüm. Ayrıca Thelma’nın terapistinin de kendi terapi sürecinde olmadan bir başkasını terapiye almasının zararlarını gördüm. Yalom’un bir terapist olarak Thelma ve Matthew’i yüzleştirmeye zorlaması, ama bunun hiç işe yaramaması ve Yalom’un kendini eleştirmesine hayran kaldım.
Carlos’ta “Ben ayakkabılarım değilim.” ve “Herkesin bir kalbi var.” cümleleriyle insanın değişebilme gücüne bayıldım. Başlangıçta “Sapık bu adam” dediğim adamın geçirdiği değişim şok etti.
Betty beni en çok sarsan karakter oldu. Babasını kaybettikten sonra kilo alması, kendini sevilmeye layık görmemesi ve içindeki acımasız ses beni kendi hayatımla yüzleştirdi. Belki de ilk kez bedenime başka bir gözle bakmaya başladım. Ayrıca burada beni etkileyen bambaşka bir şey oldu. Yalom’un şişman kadınlara karşı duyduğu önyargı ve bunun sürece yansımaları. Terapistler de insan ve bu önyargılara bakmak kıymetli. İkisi açısından da geliştirici bir süreçti.
Penny’de bir insanın yalnızca sevdiği kişiyi değil, onunla birlikte kurduğu hayalleri de kaybedebileceğini gördüm. Yanlış çocuk öldü, doğru hayalleri öldü. Ve bu yas onun 2 oğluyla ilişkisini zedeledi. Süreç Penny ve çocukları
Üst üste çok fazla gidik kız kitabı okuduğum için bir miktar buna ara vereceğim ki bende dıgıdık kız olmayayım. Özellikle araya kişisel gelişim kitabı serpiştiriyorum ki anksiyetik düşünceler dağılsın
Konu aslında çok keyifli. Boşanma aşamasında eşinden ayrı yaşayan bir kadın bir arkadaşlık uygulaması keşfediyor. Buluştuğu kişileri analiz edip onlara uygun kitaplar öneriyor.
Ama maalesef kitapta çok büyük mantık hataları var. Kızımız; erkeklerin kadın kıyafetleri giydiği, drag queen barı tarzı deli dolu bir yerde hostes olarak çalışırken birden kitapçıda işe başlamaya karar veriyor. Bu çok garip çünkü karakterin o ana kadar kitaplarla uzaktan yakından alakası olup olmadığını bilmiyoruz. İşin komiği, kitabın hiçbir yerinde de bunu öğrenemiyoruz. Birden kafasına esiyor ve kitapçıda işe giriyor.
Tamam hadi bunu görmezden geldik diyelim, peki ya erkeklerle olan ilişkileri? Profiline seksi kitapçı yazıp davetiyelere cinsel içerikli bulmacalar eklemesine rağmen buluştuğu erkeklerin sadece cinsel ilişki amacıyla gelmesini garipsemesi? Hikayeye göre kızımız çok fazla kitap okumuş ve kendini geliştirmiş biri. Liseli ergen bir kızın bile yapmayacağı bu hareketi yapıp duruma anlam verememesi inanılmaz saçma.
Kızımız hikaye boyunca aşırı masum ve ne yaptığını bilen biri gibi anlatılıyor; ama karaokede karşılaştığı ve kendi söylemine göre çirkin, kilolu bir çocuk sırf iyi şarkı söylediği diye o gece onunla birlikte oluyor. Sadece iyi şarkı söylediği için... :D
Gerçek hayatta böyle karmaşık duygularla yaşayan ve çelişkili davranan milyonlarca insan var ama hepsinin arka planında travmalarla dolu bir hayatı oluyor. Kızımız ise disiplinli bir ailede yetişmiş, iyi bir evlilik yaşamış (ayrılma nedeni sıkılması).
Kısacası spontane yazılmış bir karakter ve hikaye; ama tepkileri komik, davranışlarını incelemek yine de keyifliydi. Konu çok güzelmiş, keşke yazar bu potansiyeli heba etmeseymiş.
🅼🅴🆁🅷🅻🆁🆁
Cemal Süreya'nın: Nasıl bir his biliyor musun? oda geniş ama sığamıyorsun,
bak kapı orada ama çıkamıyorsun,
pencere açık ama nefes alamıyorsun,
birşeyler düğüm düğüm dizilmiş boğazına,
ama ne yutabiliyorsun ne atabiliyorsun Sorarsan eğer ‘hayat nasıl’ diye,
‘tatsız tuzsuz ekmek gibi’ dersem, anlar mısın?” dediği yerdeyim yerdeyiz.
Unutması mümkün olmayan acılar yaşadık son 1 aydan fazladır.Rabbim bir daha yaşatmasın.Milletimizin başı sağolsun,geride kalanlara sabırlar şifalar versin...
Bugün size Alfa Kitap ‘tan çıkan @akyuz_sinan ‘nın yürek yakan kaleminden #elvedaaşk kitabının yorumu ile geldim...
#kitapözeti
Yıl 1914-1915...
İstanbul Sultanisinde okuyan Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev Çanakkale Savaşı'nın zorlukları içinde karar verip vatanları için ailelerinden,sevdalarından ve hayallerinden vazgeçip düşman toprağını çiğnemesin diye izcilik yeminlerine bağlı kalıp askere giden daha 15-17’lerinde arkadaşlardı.Bu gençlerden Feyzi ve Süreyya' nın sevdiği Refika ve Güzide hem vatanları için hemde onlara daha yakın olmak için gönüllü hemşire olup onların ardından cepheye giderler.Fakat Yusuf’un Mehpare’si için aynı durum geçerli değildir. Çünkü sevmek her insanın harcı olmayan bir duygudur.
Yusuf, Süreyya, Feyzi ve Hüsrev bu cephede neler yaşadılar?
Refika ve Güzide sevdiklerini bulup kavuşabildi mi?
#kitaphakkındadüşüncelerim
Dönem kitapları sever misiniz? Ben pek sevmezdim ama Sevgili @akyuz_sinan sayesinde ön yargılarımı yendim.
Çünkü elveda aşk sadece dönemi değil; dostluğu ,sevgiyi, ve en önemlisi insanın her karış toprak için neleri göze alabileceğini anlatıyor. İşte bu yüzden okuyun efendim hemde okutun okutun ki,
damarlarımızdan akan kanı, bastığımız toprakları,
𝕸𝖊𝖗𝖍𝖆𝖇𝖆 𝕬𝖗𝖐𝖆𝖉𝖆𝖘̧𝖑𝖆𝖗
Herkese hayırlı bereketli bir RAMAZAN diliyorum.Tuttuğumuz oruçlar ve ettiğimiz dualar kabul olsun inşAllah şimdiden...
Bugün size Yabancı Yayınları ‘dan çıkan kalemine hayran kaldığım @amy.harmon.author ‘nın #tersyüz kitabının yorumu ile geldim...
#kitapözeti
Güzel ya da çirkin olmamızı belirleyen unsurlar neydi? Neden çilli, şişman, sivilceli ya da kısa boylu olan kızlar çirkin oluyor?
Doğanın kanunu mu bu?
Ya da biz neden bu tür algıların oluşmasına izin veriyoruz.Ambrose Young okulun en çekici çocuğu ve kasabanın yıldız güreşçisiydi.Uzun boylu ve yapılı bir vücudu, omuzlarına değen saçları ve yakıcı gözleriyle aşk romanlarının kapaklarını süsleyebilecek kadar yakışıklıydı. Fern Taylor bunun farkındaydı ve Ambrose Young'a aşıktı. Belki de bu kadar yakışıklı olduğu için Fern asla onunla birlikte olabileceğini düşünmemişti. Ta ki her şey tersyüz olana ve Ambrose'un eski yakışıklılığından eser kalmayana kadar.
Tersyüz, beş genç adamın küçük bir kasabadan kalkıp savaşa gidişinin ve içlerinden sadece birinin geri dönüşünün hikayesi.Bir kızın, yıkılmış bir çocuğa ve yaralı bir savaşçının, sıradan bir kıza olan aşkının hikayesi.Tersyüz, hepimizin içinde biraz iyiliğin biraz da kötülüğün olduğunu keşfettiğimiz modern çağın güzel ve çirkini...
#kitaphakkındadüşüncelerim
Kitabı o kadar çok sevdim ki anlatmaya kelimeler yetmiyor.
Kesinlikle okuyup bir kenara koyacağınız türden değil, her zaman hatırlayıp tekrar okumak isteyeceğiniz bir kitap.Canım arkadaşım @gulbooklist bana tavsiyesi ile bende size gözüm kapalı tavsiye ediyorum pişman olmayacaksınız...
@amy.harmon.author you are a wonderful writer...
#alıntılar
✿ “Herkes birileri için ana
TersyüzAmy Harmon · Yabancı Yayınları · 20172,504 okunma