#AŞK
Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler. Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz Sanki hiç olmamıştı Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti Çünkü iki kişiydik Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra Sonrası iyilik güzellik. Cemal Süreya
Edebiyat
Sonsuz Aşka "Bismillah…" ❤️ Bu hayatta her şeyin ayrı bir güzelliği var... Bir çiçeğin zarafetinde, bir çocuğun tebessümünde, bir dostun vefasında, bir gün batımının sessizliğinde ayrı ayrı güzellikler saklıdır. Fakat Allah’ın güzelliği, bütün bu güzelliklere kaynaklık eden, hepsine anlam veren ve hepsinin aslını gösteren yegâne güzelliktir. Tüm güzelliklerin kendisinden bir damla taşıdığı sonsuz bir okyanus… Bütün renklerin aşkla doğduğu ebedî nur… Bütün sevgilerin, tüm fâni aşkların işaret ettiği gerçek aşk… O’nu imanla gören göz, her güzelde O Ebedî Sevgili’nin tecellisini seyreder; O’nu aşkla seven gönül, her güzelliği O’ndan bir ayet olarak okur. Allah aşkı kalbe değdiğinde, hayattaki bütün güzellikler yerini bulur; dağınık anlamlar birleşir, eksik parçalar tamamlanır. Çünkü O Ebedî Sevgili’den mahrum kalan her güzellik fânidir, yarımdır ve bir gün kaybolmaya mahkûmdur. Lâkin O’nun güzelliğine bağlanan kalp bilir ki; görülen her güzellik bir işaret, sevilen her güzellik bir pencere, hissedilen her güzellik ise O’nun sonsuz cemâlinden yeryüzüne düşmüş bir yansımadır. Bu yüzden mümin, güzelliğe değil; güzelliğin sahibine âşıktır. Çünkü bütün güzelliklerin şahidi de, sahibi de, kaynağı da yalnız O Ebedî Sevgili’dir. ___ /Güven Taşdemir
Duygu ve Düşünce
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sakince...
Kalbimin kapısına kimse giremez yazdım astım. Baktım ki bir gül yüzlü girmiş içerde oturuyor. Hayırdır dedim görmedin mi yazıyı. Ben okuma bilmem dedi...
Aşk
Deniz Sustuklarımı Benden Daha İyi Biliyordu..
Akşam üzeriydi. Gökyüzü turuncuyla pembenin arasında yavaş yavaş eriyordu. Şehir, günün bütün yorgunluğunu omuzlarından indirip geceye hazırlanıyordu sanki. İnsanlar eve dönüyor, dükkânlar kapanıyor, kaldırımlarda ayak sesleri birbirine karışıyordu. O ise deniz kenarında tek başına yürüyordu. Elini montunun cebine sokmuştu. Kulaklığında eski bir şarkı çalıyordu ama aslında dinlemiyordu. Çünkü bazı düşünceler, en sevdiğin şarkının bile önüne geçiyordu. Deniz sakindi o gün. Dalgalar kıyıya usulca vuruyordu. Martılar alçaktan uçuyordu. Uzaktan geçen vapurun sesi yayıldı şehrin içine. Ve o an durdu. Çünkü uzun zamandır ilk kez hayat acele etmiyor gibiydi. Banklardan birine oturdu sonra. Yanında yaşlı bir çift vardı. Adam kadının atkısını düzeltti sessizce. Kadın gülümsedi. Hiçbir şey söylemediler birbirlerine ama o küçücük hareketin içinde yıllarca kurulmuş bir hayat vardı. İnsan bazen sevgiyi büyük cümlelerde değil, küçük alışkanlıklarda görüyordu. Birinin üşüyüp üşümediğini düşünmekte… En sevdiği çayı hatırlamakta… Yorgun olduğunu sesinden anlamakta… Belki aşk gerçekten de buydu: Birinin ruhunu ezbere bilmek. Başını gökyüzüne kaldırdı. Bulutların arasından ince bir gün batımı ışığı vuruyordu yüzüne. O an içinde tuhaf bir his oluştu. Böyle uzun zamandır kapalı kalan bir pencerenin yavaşça açılması gibi…
Duygular
Ümit Yaşar Oğuzcan'ın dediği gibi "Bir evimiz olmalı kaygılardan uzak.."
"Bahar'ı yaz uğruna tükettik, Aşkı naz uğruna. Ve papatyaları seviyor sevmiyor uğruna. Derken ömrü tükettik bir hiç uğruna..."
1000Kitap