Puan vermedi·328 syf.··
2026 86. kitabı
ʙɪʀ ᴋᴇʀᴇ ᴅᴀʜᴀ 𝚈𝚊 𝚑𝚊𝚢𝚊𝚝ı𝚗ı𝚣𝚍𝚊𝚔𝚒 𝚑𝚎𝚛 𝚜̧𝚎𝚢𝚒 𝚋𝚒𝚛 𝚔𝚎𝚛𝚎 𝚍𝚊𝚑𝚊 𝚢𝚊𝚜̧𝚊𝚖𝚊 𝚜̧𝚊𝚗𝚜ı𝚗ı𝚣 𝚘𝚕𝚜𝚊𝚢𝚍ı? Kitabı ilk gördüğümde tamamen bir aşk romanı beni bekliyor sandım ama elime alıp okumaya başlayınca beni bambaşka bir dünyanın beklediğini anladım. Ruhumu sarsan, içsel yolculuğa çıkaran bir kapı vardı ve ben severek o kapıdan içeri girdim. İlk sayfadan okurunu kitaba bağlayarak , son sayfasına kadar hiç sıkmadan, koparmadan finale getiren bir yazar. 42 milyondan fazla satan ve eserleri 48 dile çevrilen diyince acaba abartılıyor mu dedim ama öyle değilmiş. Yazarın öylesine akıcı ve sade bir kalemi var ki okurken sayfalar su gibi akıyor. Eş zamanlı anlatımı ile olay örgüsünü, kurgusunu bir bütün halinde işlemiş. Felsefi ve ağır konuları, sanki karşılıklı sohbet ediyormuş gibi bir sadelikle anlatması beni kendine bağladı. İnsan psikolojisi, pişmanlıklar, keşkeler ve kalbimizin derinliklerindeki o bencilce arzular. Ve aşk... ​Kitap aslında hepimizin içindeki o gizli pişmanlık canavarını besliyor ve sonra onunla yüzleştiriyor. ​Karakterinin içsel döngülerini ve psikolojik çözümlemelerini, kırılma noktalarını , duygu ve düşüncelerini verirken kitabın atmosferini sağlam kurarak adeta yaşatıyor. Okurken abartısız sürekli ikinci bir şansım olsaydı ne olurdu diyerek okudum. Ana karakterimiz Alfie, annesinin vefatında kendinde olan gizli bir gücü keşfeder. Hayatındaki istediği her şeyi bir kere daha yaşama hakkı vardır. Ama bu ikinci kere yaşadığı hayatın sonucu ne olursa olsun kabul etmek zorundadır. Üçüncü bir şansı yoktur. Alfie'nin hayatına ve çocukluk döneminden yetişkinlik dönemine kadar yaşadıklarına yer yer gülümseyerek bazen de oldukça derinden hüzünlenerek tanık olacaksınız.. ​Sevdiğin insanla kusursuz bir an yaşamak için geçmişi değiştirdiğinde, onun sana olan aşkının tamamen
Bir Kere DahaMitch Albom · Destek Yayınları · 202642 okunma
Puan vermedi·420 syf.··
2026 27. kitabı
Aşk iki paralel hikâyeyi birbirine bağlayarak aşkın hem dünyevi hem de manevi yönünü sorgulayan çok katmanlı bir roman. Bir tarafta modern dünyada kendi hayatıyla yüzleşen Ella Rubinstein, diğer tarafta 13. yüzyılda Mevlânâ ve Şems-i Tebrizi’nin derin dostluğu ve dönüşüm hikâyesi yer alır. Kitabın en dikkat çekici yönü, aşkı tek bir tanıma sığdırmaması. Şems’in bakış açısıyla aşk; konforu bozan, insanı köklerinden söküp yeniden inşa eden bir yolculuk olarak sunulur. Mevlânâ’nın dönüşümü ise bu yolculuğun insanı nasıl bambaşka bir bilinç seviyesine taşıyabileceğini gösterir. Modern hikâyede Ella’nın yaşadığı içsel boşluk, aslında bu büyük anlatının günümüze yansıması gibidir. Onun sıradan görünen hayatı, okudukça derinleşir ve kendi “uyanışına” dönüşür. Bu iki zaman dilimi arasında kurulan bağ, romanın yapısını güçlü kılan temel unsurlardan biridir. Aşk zaman zaman çok konuşur, bazen didaktik hissedilir; ancak taşıdığı fikir ağırlığı ve mistik atmosferiyle okuyucuyu içine çekmeyi başarır. Aşkı sadece romantik bir duygu değil, bir dönüşüm ve arayış hali olarak ele almasıyla da akılda kalıcı bir etki bırakır.
AşkElif Şafak · Doğan Kitap · 200976,5bin okunma
Reklam
Puan vermedi
İnsan bazen geçmişiyle bazen de olmak istediği kişiyle savaş verir. “Bizim Zamanımız” tam da bu sessiz savaşı anlatıyor. Çünkü bazı savaşlar tam da insanın yüreğinde gürültü koparmadan yaşanır, önce insanın içini yavaş yavaş kemirir sonra onu yaralarıyla baş başa bırakır. Mihrap karakterini okurken onun hepimizden bir parça taşıdığını düşündüm.Mihrap geleneksel bir çevrede yetişen ,genç yaşına rağmen yaşadığı talihsizliklerden sonra olgun bir karaktere dönüşmüş. Mihrap’ın toplumun beklentilerinin aksine içinden geldiği gibi davranması onu gözümde daha etkileyici kıldı. Aşk hayatında yaşadığı büyük bir hayal kırıklığı onu sarsmış olsa da yeniden kendini bulmanın ve güçlü bir kadına dönüşmenin yolunu arar. 90’ lı yılların aile,komşuluk,dostluk ve aşklarının oldukça gerçekçi anlatıldığı bu hikaye bize özlem duyduğumuz tüm güzellikleri hatırlatır. Yazarın abartıdan uzak mizah ile hiciv arasındaki anlatım dili kitapta beni en çok etkileyen detaylardandı. Okurken birden fazla duyguyu bir arada hissedebileceğiniz bu kitap ,size yeniden ayağa kalkabileceğinizi ,gerçek gücün kendi içinizde olduğunu fark ettirecektir.
Bizim ZamanımızSinem Sal · Karakarga Yayınları · 20211,847 okunma
Puan vermedi·424 syf.··
2018 74. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 05 Ağustos 2018 00:00
@okumacemberiolusturalim etkinliğimin biten ilk kitabı Epsilon YayıneviEpsilon Yayınevi n den bir #noraroberts kitabı olan #karacadı oldu. Çok okuyamıyorum, yavaşladım, kafa dinleyeyim diyorsanız iyi gelenlerden biri Nora Roberts. Aşk, romantizm, gizem, dostluk, aile, eğlenceli diyaloglar ve heyecan mevcut Kara Cadı üçlemesinin ilk kitabında. İrlanda'da yaşanan çokta yabancı olmadığımız, nesilden nesile süregelen bir miras ana konumuz. Bu miras mal mülk değil tabiki, kan, güç ve sihir. Sorcha meşhur kara cadı ve onun güçlerinin peşinde olan kötü karakterimiz Cabhan. Onların, kurtarıcı ve koruyucu soylarından gelenler, aralarında yaşadıkları iyi ve kötü taraflar olarak savaşmaları kurguyu oluşturmuş. Hava şartları ve okuma fırsatı bulamamam yüzünden elimde bir kaç gündür sürünse de gayet akıcı, hızlı okunabilecek bir kitap. İlla okumalısınız olmazsa olmaz değil ama nefes aldırıyor... Keyifli okumalarınız daim olsun...
Kara CadıNora Roberts (J.D. Robb) · Epsilon Yayınevi · 2014130 okunma
Çalıkuşu İncelemesi
Puan vermedi
Çalıkuşu'nu birçok yönden ele almak gerekiyor bence. Keşke hafızam silinse de baştan aynı heyecanla okusam dediğim nadir kitaplardan biri. Dönemin toplumsal ve ekonomik durumunun baş karakter Feride üzerinden anlatıldığı bir eser. Dili de oldukça sade,insanı içine çeken olay örgüsüyle kendinizi o yıllarda Feride ile Anadolu'da öğretmenlik yaparken buluyorsunuz. Kitabı okurken beni en çok şaşırtan şey ise yazarın erkek olmasına rağmen Feride'nin ruhsal ve psikolojik tahlillerini çok iyi yapmasıydı. Feride sanki kurgusal karakter değil de nefes alan bir insanmış gibi hissettim. Feride nişanlısı Kamran'nın hayatında başka bir kadın olduğunu öğrendikten sonra İstanbul'dan uzaklaşmak istiyor ve Anadolu'ya tayinini istiyor. İstanbul'dan ayrılmak küçük yaşta hem annesini hem de babasını kaybeden Feride için ikinci kez kimsesiz kalmak demek aslında. Bu anlamda her ne kadar zor bir karar olsa da kendisine olan saygısını kaybetmemek için gidiyor çünkü öğrendiklerinden sonra kalırsa artık eskisi gibi olamayacağını; kendini,gururunu kaybedeceğini biliyor. Bu anlamda edebiyat tarihimizin en güçlü kadın karakterlerinden biri. Anadolu'daki gittiği köy okullarındaki manzara ise onu yıldırmıyor aksine oradaki çocuklara yardım etme isteğini daha da arttırıyor. Çocuklar ahırdan bozma, sıraları olmayan ve doğru düzgün eğitim öğretim materyali bulunmayan okullardaki öğrencilerin daha kaliteli eğitim almalarına katkı sağlıyor. Üstelik kimsesiz bir çocuğu evlat edinip kendi kızı gibi bakıyor. Yani roman hem psikolojik açıdan hem de dönemin Türkiyesi hakkında verdiği bilgiler açısından muhteşem bir kitap. Herkese tavsiye ederim.
Duygu ve Düşünce
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Çok çok geç kalmışım, inanılmaz :)
Puan vermedi·340 syf.··
2026 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 09 Ocak 2026 08:37
Sevdalinka, yalnızca bir aşk romanı değil; bir coğrafyanın, bir halkın ve parçalanmış hayatların hikâyesi. Ayşe Kulin bu romanda Bosna Savaşı’nı büyük politik anlatılarla değil, insan kalbinin kırılganlığı üzerinden anlatmayı seçiyor. Romanın merkezinde, savaşın ortasında filizlenen ve imkansızlıklarla sınanan bir aşk var. Ancak bu aşk, klasik bir “romantik kurtuluş” vaadi sunmaz. Aksine, savaşın insanları nasıl yalnızlaştırdığını, kimlikleri nasıl parçaladığını ve sevmenin bile bir lüks haline geldiğini gösterir. Kulin’in dili sade ama etkisi derindir. Özellikle günlük hayatın küçük detayları – bir şarkı, bir bakış, bir suskunluk – romanın duygusal yükünü taşır. Sevdalinka adını aldığı Bosna halk şarkıları gibi, hüzünle yoğrulmuş bir güzellik sunar: Acı vardır ama bağırmaz, kayıp vardır ama anlatılır. Romanın en güçlü yönlerinden biri, savaşın yalnızca cephede yaşanmadığını göstermesidir. Asıl yıkım, geride kalanların hafızasında, ilişkilerinde ve gelecek tahayyüllerinde sürer. Bu yüzden Sevdalinka, savaş sonrası sessizliğin romanıdır aynı zamanda. Ayşe Kulin, okuru tanık konumuna yerleştirir. Ne yargılar ne de taraf tutar; sadece gösterir. Ve bu gösterme hâli, roman bittiğinde bile zihinde kalır. Sevdalinka, bitince kapanan değil, içimizde çalmaya devam eden bir hikâye bırakır.
1000Kitap
SevdalinkaAyşe Kulin · Everest Yayınları · 202015,2bin okunma
Reklam
Reklam