Payelll / Gelincik Bulvarı
Yıllarca gerçek sandığınız hayatınızı birkaç sayfada değiştiren bir mektup düşünün. Belgin için her şey babasının ölümünden önce bıraktığı mektupla başladı.
Gelincik Bulvarı sadece bir aşk ya da mahalle hikâyesi değil. Aidiyetin, aile olmanın ve insanın kendine ait bir yer arayışının hikâyesi. Sayfalar ilerledikçe bir yandan sırların ortaya çıkmasını beklerken bir yandan da mahallenin sıcaklığına kapılıyorsunuz.
Belgin, annesi ve kardeşi Nalan ile birlikte Bursa’dan İstanbul’a uzanan bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculuk onları sadece gerçek ailelerine değil, birbirinden renkli insanların yaşadığı Gelincik Bulvarı’na da götürüyor. Mahallenin sınırları içinde dostluklar kuruluyor, yanlış anlaşılmalar yaşanıyor, kırgınlıklar büyüyor, aşklar filizleniyor ve hayat tüm karmaşasıyla akıp gidiyor.
Kitabı okurken en sevdiğim şeylerden biri mahalle sıcaklığını hissedebilmek oldu. Herkesin birbirini tanıdığı, kapıların sonuna kadar açık olduğu ve insanların birbirinin derdiyle dertlendiği o eski mahalle ruhu sayfaların arasından taşmış gibiydi.
Bir yanda gerçeklerin ağırlığıyla mücadele eden karakterler, diğer yanda kalplerinin sesini dinlemeye çalışan insanlar vardı. Aşkın, aile bağlarının, ekonomik farklılıkların ve geçmişin sırlarının iç içe geçtiği hikâye boyunca kimi zaman gülümsedim, kimi zaman da karakterlerin vereceği kararları merak ederek sayfaları çevirdim.
Bazen insanı etkileyen şey büyük olaylar değil, bir yere ait olduğunu hissettiren sıcaklıklardır. Gelincik Bulvarı da bana tam olarak bunu hissettirdi. Kafa dağıtmak, yüzünüzde küçük bir tebessümle sayfalar arasında dolaşmak ve mahalle kurgularının sıcaklığına sığınmak isterseniz bu kitaba bir şans vermelisiniz.
Keyifli okumalar…